Sürpriz Değil (I)

Bu haber 03 Kasım 2015 - 23:15 'de eklendi ve 871 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

1 Kasım tarihinde gerçekleştirilen milletvekili seçim sonuçları üzerine elbette söylenmesi gereken çok ayrıntı var.

Bir kere hemen belirtmek gerekirse, partiler adına ortaya çıkan sonuçları bütünüyle sürpriz olarak nitelendirmek, meseleye değişik gözle bakıldığının göstergesidir.

Elbette bazı partiler adına, sürpriz sonuçlar çıktı.

Aslında, seçim öncesinde kaleme aldığım birçok yazımda, ayrıntılı olarak belirtmiştim.

İlişkin olarak CHP’nin 1 Kasım seçimlerinde % 30 civarında oy alacağının altını çizdim.

Buna neden olarak, özellikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim sürecinde izlediği ılımlı politikaya bağladım.

Hal böyle olunca, her zaman partilerin ılımlı politika izlenmesi gerektiğinde birleşen halk, CHP’ye daha bir teveccüh gösterirdi.

Aslında göstermedi değil.

Ne var ki beklentiler doğrultusunda olmadı.

Her ne kadar 7 Haziran seçimlerine göre 1 puana yakın oy artışı olsa da, beklenen bu değildi.

Önceden vurguladığım gibi en azından % 5 oranında bir artışın olacağını düşünmüştüm.

Ama olmadı.

***

Bu seçim sonucunun Ak Parti adına neden sürpriz olmadığına geçmeden diğer partilere gelmek istiyorum.

Özellikle MHP ve HDP.

Yüzde 1 ila 0.5 oranında oy alabilen partileri saymıyorum.

Zira onlar, her iki seçimde de iddialı olduklarının altını çizmelerine karşın, siyasi gelecekleri bağlamında olmak veya olmamak noktasına gelip dayandılar.

Sanırım bundan sonraki süreçte oturup bir durum değerlendirmesi yapacaklardır.

Ya siyasi arenadan çekilecekler ya da her şeye karşın yarışmaya devam edecekler.

Şüphesiz karar partilerin yetkili organlarına ait olacaktır.

Asıl parti bünyesinde fırtınalar kopması beklenen MHP ve HDP’ye gelince.

Aynı seçim sonuçlarına yönelik olarak çoğunluğun üzerinde birleştiği ortak nokta, MHP’nin, ilişkin olarak Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin, seçim öncesi ve sonrasında izlediği yanlış politika, bu neticeyi ortaya çıkardı.

Aslında, MHP’ye gönül vermiş vatandaşların bu yaklaşımına karşı çıkmak olası değil.

Zira onlar şu aşamada, sükût-u hayale uğramanın ötesinde büyük bir karamsarlık içerisindeler.

Nasıl olmasınlar!

Genel Başkan Devlet Bahçeli, 7 Haziran seçimleri sonrasında uzlaşmaz bir tavır içerisine girmeseydi, belkide bir koalisyon hükümeti kurulabilir.

MHP de bunun içinde yer alırdı.

Ne varki Bahçeli, başlangıçtan itibaren bir oluşum içerisinde olmayacaklarını kestirip attı.

Bu kadar da değil.

MHP bünyesinde saygı gören ve seçim bölgelerinde tasvip edilen birçok ismi, bir kalemde silip attı. Meral Akşener gibi.

Hal böyle olunca elbette parti bünyesinde olduğu kadar seçmen bazında bir rahatsızlık olurdu.

Nitekim oldu ve bu sandığı yansıdı.

Kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsada, MHP’nin 7 Haziran seçimlerine göre kısa süre içerisinde % 3 oranında oy kaybetmesinin nedeni, Bahçeli’nin uzlaşmaz tavrı ve önceki seçimde aynı partiye yönelen, özellikle Ak Parti ağırlıklı oyların geri gitmesidir.

***

HDP’ye gelince.

Bu parti, 7 Haziran seçimleri sonrasında “kendim ettim kendim buldum” türküsünde karşılığını bulan bir politika izlediği için olmak veya olmamak noktasına geldi dayandı.

Aynı MHP gibi HDP de bu seçimde önemli sayılabilecek bir oy kaybı yaşadı.

Oysa 7 Haziran seçimleri sonrasında havaya girmeseydi, daha açık bir ifade ile geçen seçimde barajı hangi koşullar altında geçtiğini irdeleyip daha tutarlı politika izleyebilseydi, geleceğe yönelik en küçük kuşkuları olmayacaktı.

Şimdi ise gelecek adına belirsizlik vardır.

Bu nedenle aynı parti, kaybedilen oylar ve milletvekili bağlamında şapkasını önüne koyup düşünmelidir.

Nerede hata yaptık! diyerek öz eleştiri yapmak durumundadır.

Ancak bu tür bir eğilim içerisine girerlerse geleceğe uzanabilirler…

Ve Ak Partiye gelince…

(Devamı var)

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.