SUNİ YAKLAŞIMLAR

Bu haber 19 Ekim 2009 - 0:00 'de eklendi ve 598 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ne zamandır olsa da, şu sıra ülkemiz gündeminin 1.maddesi Türkiye-Ermenistan ilişkileri.
7 den 70’e herkesi ilgilendiren nice meselelere karşın, bu konu daha bir ön plana çıkmış vaziyette.
Dolayısıyla, AKP iktidarı kabule yanaşmasa bile bazı sorular cevap arıyor.
Ermenistan olayı, yaklaşık bir asırdır tartışma konusu olduğu halde, bugün sıcaklığını koruması, birilerin dayatması üzerine mi?
Bilhassa ABD ve AB’nin bu konuda bir talimatı olmuş mudur?
Yoksa, AKP Hükümetinin, komşuluk bağlarına verdiği önemin bir sonucu mu atılan adımlar?
***
ABD temsilciler meclisini oluşturan üyelerin önemli bir kesimi Ermeni kökenlilerden oluştuğuna göre, onların başkan Obama üzerindeki etkisini yadsımak mümkün değildir.
Temsilciler Meclisi üyelerinin arzusu, “sözde ermeni soykırım safsatasının!”, Türkiye tarafından kabul edilmesine yöneliktir.
Onlar, ikili ilişkilerin normale dönmesini, ancak bu şartın kabul edilmesinde görmektedirler.
Buna karşın Türkiye’nin, böyle saçma bir iddiayı kabul etmesi, asla düşünülemez.
Ermeni meclis üyelerinin bu tür direnişlerine karşı, iki derede bir arada kalan ABD Devlet Başkanı Obama’nın hedefi başkadır.
O, Büyük Ortadoğu Projesinin hayata geçirilmesinde, Türkiye’nin önemli rol oynayacağı bilinciyle, meseleyi şimdi olduğu gibi, farklı yöntemlerle çözülmesi taraftarıdır.
İlişkin olarak, önce devlet başkanları düzeyinde sürdürülen girişimler.
Ardından iki ülke arasında yapılan futbol müsabakaları.
Obama sanıyor ki, bu tür ilişkiler, meselenin çözümünde etken olacak.
Aslında bir nebze olsun olmaz değil.
Olabilir.
Ancak…
Olayın kökten çözümünde, esasta halledilmesi gereken müeyyideler farklıdır.
Bir kere Ermenistan hükümeti, sözde soykırım tasarısı gibi saçma bir iddiadan kesinlikle vazgeçmelidir.
Dolayısıyla AKP Hükümetinin şart koştuğu hususların başında, bu iddianın gündemden düşmesi olmalıdır.
Ermenistan buna yanaşır mı?
En azından, bu ülke dışında faaliyet gösteren Ermeni Locaları, sessiz kalır mı?
Sanmıyorum.
Sonra, sorunun temelden çözülmesinde bir başka madde, Ermenistan’ın işgal ettiği Dağlık Karabağ Bölgesinden çekilmesidir.
Türkiye, iki ülke arasındaki sınır kapısının açılmasını buna bağladığına göre, karşı tarafın kabulü, bundan sonraki ikili ilişkilerin istenen düzeyde sürdürülmesini öngörür.
Yoksa, dünya ülkeleri arasında, asırlara dayanan kardeş bağının olduğu tek ülke durumundaki Azerbaycan’ın mağduriyeti giderilmediği sürece, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normale dönmesi, yakın gelecekte mümkün değildir.
Onun için, dıştan gelen bir takım dayatmaların etken olduğu vurgulanan birliktelik sunidir.
Velhasıl, kim ne derse desin, nasıl bir açıklama getirse de, ilişkilerin normal seyir alması, söz konusu hususların giderilmesiyle çözüme kavuşur.
Yoksa, karşılıklı gidip gelmeler, ardından futbol müsabakası, meselenin çözümüne yetmeyecek gelişmeler olarak kalacaktır..
Bütün bu olup bitenlere karşın keşke diyorum.
Keşke, karşı tarafta sağduyu hasıl olsa da ikili ilişkiler istenen düzeyde olsa.
Dünyanın geldiği noktada asıl olan, ülkelerin barış içerisinde yaşaması, üstelik iki ülke sınır komşusu ise, istenen aklı selimin hakim olmasıdır.
***
Bu arada şu denebilir.
Ki, diyenlere olacağını biliyorum.
Her şey karşı taraftan bekleniyor.
Türkiye’nin de adım atması gerekmez mi?
Tamam da, Türkiye daha nasıl adım atacak?
Hiçte aslı astarı olmayan bir saçma iddianın muhatabı olan sizin ülkeniz.
Bu duruma karşı taviz vermek, sizi kamuoyunda nasıl bir konuma düşürür!
Yanı sıra, Türkiye’nin kardeş Azerbaycan’a karşı sorumluluğu.
Onun için diyorum ki, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normal bir seyir alması, karşı tarafın atacağı adımlara bağlıdır.
Bu olmadan, şu aşamada kendini gösteren faaliyetler, bir kez daha altını çizeyim ki sunidir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.