Su Gibi Akarak

Bu haber 11 Eylül 2018 - 2:28 'de eklendi ve 833 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

Kim olursan ol; ama bağımlılıklarını,

alınganlıklarını ve öfkelerini yakarak…

Hangi yoldan gidersen git; ama oyalanmadan,

izler bırakarak, su gibi akarak…

Cüneyt Gültakın

Suyun akışına takılıp gidiyor tüm benliğim. Suyun akışına bırakmak istiyorum kendimi. Her türlü tasadan, kaygıdan azade. Suyun akışndaki huzur ve dinginlik. Nereye gideceğimi bilmeden, istikamet suyun gittiği yer. Menzili okyanuslar olan tüm idealler adına. Suyun akışında huzurlu, bir o kadar güvenli.

Suyun olduğu her yere hayat mayalanıyor. Suda hayata dair, hayatta suya dair izler. Akışına bıraktığım hayata bir damla sınırlılığında tutunuyorum. Damla sükunetinde kendimle baş başayım.

Damlanın girdiği her kabın şeklini alması timsali her zamana, her mekana uyumluyum. Ben suyun, hayatın bir parçasıyım. Her damladan bana düşen bir parça var aslında. Aslıma o damla sayesinde ulaşacağım. Ait olduğum yere.

O zaman benliğimi suyun akışına bırakmama kim mani oluyor? Yoluma giderken ayağıma kim çelme takıyor, kim taş çeliyor? Kahve telvesinin karanlığına bürünmüş tüm siluetler peyder pey harekete geçiyor. Hani dostlukta bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Bir damlanın da acelesi vardır. Bırakın yoluna gitsin, yolunu bulsun.

Masallardaki ihtiyarın ya da padişahın küçük oğlu olmak istiyorum. O küçük oğuldaki bilgelik ben de olmalı. Ben de o küçük oğul gibi irfan yolunda olmalıyım. İnsana dair bencilliğin kıyılarına vurmamalıyım. Bir damla diğer damlayla tamamlanamazsa ummana nasıl kavuşur. Masallardaki küçük oğul hep söz dinlerdi. Ben de söz dinlemesini bilmeliyim. Kendi sözüme sadık, itaatkar olmalıyım. Ki aynada bakacak yüzüm olsun.

Bütün bilmeceleri önüme koy çözerim demiyorum, çözmeye çalışırım. Gayret ederim. Suyun akışındaki hıza uyarım. Bütün teslimiyetimle uyarım. Amaç ummana kavuşmak, gayrısı teferruat. Teferruatta boğulmanın ne alemi var.

Bak ellisine merdiven dayamışız. Onca ayrıntının, vehmin, kuruntunun, çekememezliğin, hasetin ve de bencilliğin kazandırdığı nedir? Fotoğraflara verdiğimiz yüzlerde kalmalı aslımız. O yüzler hep güler; ya o gülen yüzlere ait gözler? Onlar güler mi?.. Ne zaman gözler gülüyor, bilin ki yüreklerde kanatlanmıştır, her yer bayram yerine dönmüştür.

Bütün fotoğrafların yüzleri de suyun akışına bırakmalı kendini. Suda yüzen renkler eşlik etmeli insana. Her türlü dertten, tasadan, kaygıdan azade. Fotoğraflardaki yüzlere yüzlere, damlalar damlalara eklenince insanın hikayesi başlıyor. Suyun akışında hayat, hayatın içinde de insanın hikayesi var aslında.

Bak suyun akışına bırakmış gidiyoruz. Gözüme bir su kenarında suya hasret kalmış, bütün dallarını suya eğmiş bir söğüt çarpıyor. Beli bükülmüş, suya kanmış, suya hasret. Suyun akışında söğütün hikayesinde aşk var. İnsan da suya hasret kalınca aşka tabi oluyor. Aşka gelince o damla kendine geliyor. Uyanıyor. Bütün kırık hikayeler mana kazanıyor.

Suyun akışında seyre dalıyorum. Hem suyun içinde hem de suyun üstünde. Tüm sermayem hatıralarım. Hatıralarımla ve de tüm benliğimle suya dokunuyorum. Suda hayat buluyorum. İnsanın hikayesi gerçeğe, doğruya, iyiye suyla mana kazanıyor. Arınıyorum, aklanıyorum, diriliyorum. Suyun akışında kendimi buluyorum.

Suyun akışında her şeyi geride bırakıyorum, silmeden, yok etmeden. Benliğim damlanın içerisinde hiçe talip oluyor. Aslında tüm faniliğim, yarım kalmışlığım o damlanın içerisinde tamamlanıyor.

Sevgi sözcükleri arıyorum, içim ısınsın diye. Yanmaya talibim, susuzluğa talibim. Suyun akışına istikametim yokuşlar. Yokuşların üstüne üstüne gidiyorum. Pişmeye talibim. Suyun akışında huzura talibim. Artık dillerim lâl kesildi. Bütün cümleler hükümsüz.

Her şey ne kadar da boş! Damlanın içi de boş. Benim serüvenim o boşluğu doldurmaktan geçiyor. İnsanlarla birlikteyim. Her yanım insan dolu. İnsan insan kokuyorum, insan insan akıyorum. Her damla bir insan.

Akıyoruz hayatın yokuşlarında. Dilimiz, inancımız, ideallerimiz, muratlarımız ortak. Her türlü kaygıdan, şikayetten, nazardan azade!. Suyun akışında gökyüzüne eş oluyorum.

Ummanı idrak ediyorum. Gökyüzünün sınırsızlığında kayboluyorum. Gökyüzüne bakarken ummanı görüyorum, gökyüzüne dalıyorum.

Sevdamı bulutlara yazıyorum. Damla damla birikiyorum yüreklerde. Her bir insan yüreğinde kendimi buluyorum.

Aşk olsun! Yeter ki adı, aşk olsun!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
munevver Ongun 11 Eylül 2018 / 11:03

Su gibi aziz ol.

Nail Ongun 11 Eylül 2018 / 11:11

Harika bir yazı. Sizin gibi beyni dolu, yüreği güzel insanlara ihtiyacı var ülkenin. Aynı düşüncenin ürünü olduğunu düşündüğüm bir şiiri paylaşmak isterim.Sevgiler…

AŞK

Ben aşıkım dersin amma hani gözlerinde yaş
Aşık olmak öyle hiç kolay mıdır arkadaş

Aşk dediğin görünmez, kalplerde hep gizlenir
Aşık olan dillerde iyi, kötü sözlenir

Aşk ateşi ateştir, sönmek bilmez deryada
Aşık isen ey kardeş gel katıl bu feryada

Feryat ile inlesin bu gök kubbe durmadan
Hakka kimse varamaz kendisini yormadan

Hak yolu uzak amma aşıklara çok yakın
Çalışmakla ulaşmış, Yunus Emre’ye bakın.

Rahmi Sarıgözoğlu