Şu Demir Parmaklıklar Meselesi

Bu haber 22 Ağustos 2017 - 0:30 'de eklendi ve 1.235 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Valilik binasının bahçe duvarında yükselen parmaklıklara Muğlalılar beklenmedik bir tepki gösterdi.

Çok uzun zamandır pek çok önemli olaya, olumsuz gelişmeye, duruma tepkisiz kalındı ki bu güzel şehrimde.

Bu yüzden şaşırdım…

Köşe yazılarımdan ikisi (siyasi yazı) epey zaman önce internet ortamında 3 bine yakın kişi tarafından okunmuştu. Buna da şaşırmıştım, ama sevinmiştim de.

Muğla’ya Gerçekten Yakışmadı” başlıklı yazımda sosyal medyada 50’ye yakın kişi tarafından paylaşılırken tıklanma (okunma) sayısı 2 bini geçti.

Üstelik tıklanma devam ediyor…

xx           xx           xx

Geçmişte 3 bin kişi tarafından okunmuş yazı sahibi olmama rağmen parmaklık yazımın 2 bin kişi tarafından okunmuş olması da şaşırttı beni.

Benim yazılarım genellikle (yazıya göre) 400 ve 600 arasında okurla buluşur.

Siyasi yazılarımda ve yerel yönetimleri eleştirdiğim yazılarımda ise bin civarında okurla buluştuğumuzda olmuştur.

Facebook ta böyle oluyor demek ki…

Bir “Kaldırın parmaklıkları” dedim, okunma sayısı 2 bini geçti…

Bence yeterince paylaşıldı, tartışıldı, tepki gösterildi. İfrata kaçmaya gerek yok.

Aslında ben bu gün de “Hadi İmza Kampanyası Başlatalım” diyecektim.

Hayır, başlatmayalım…

xx           xx           xx

Şimdi bu yazım için “Özcan Özgür kıvırtıyor” diyenlerde olacaktır.

Ancak kimse merak etmesin, “Muğla’ya Gerçekten Yakışmadı” diyen yazımın arkasındayım.

Doğru bir yazı…

Ancak yerinde bir yazımı bilemiyorum!

Tabi isteyenler kıvırttığımı söyleyebilirler. Ben alışkınım…

Öncelikle o yazımı okuma zahmeti gösteren 2 bin kişiye yürekten teşekkür ediyorum.

Ayrıca ilgileri ve yaşadığımız şehre duyarlılıkları içinde tebrik ediyorum.

Ben o yazımı kaleme almadan önce elbette bir gazeteci sorumluluğu ile Muğla Valiliği Özel Kalem Müdürü Baki Gencel’i arayıp, ne olduğunu anlamaya çalıştım. Baki bey o zaman “güvenlik” nedeniyle demekle yetinmişti.

Ben de güvenlik için o uygulamayı “abartılı” bulmuştum.

Ama galiba abartan biraz da biz olduk…

xx           xx           xx

Hepimizin beklentisi ortak;

Neden?” ve “parmaklıkların kaldırılması”…

18.08.2017 tarihli yazımın üzerinden 5 gün geçti.

Neden?” sorusunun yanıtı hala yok.

Yılların gazetecisiyim. İlk kez bir yazıma tepki gelmedi.

Politikacılar, yerel yöneticiler yanıt vermeyebilirler. Çoğunluğu pişkindirler!

Valilik ve resmi kurumlarımız öyle değildir. Hoşlarına gitmeyen bir yazımız oldu mu hemen yanıt gelir. Bugüne kadar Valilik tarafından yanıtı verilmedik yazım yoktur. Bu ilk kez oluyor.

Belki de basın ve dolayısıyla kamuoyu ile paylaşamayacakları bir gerekçeleri, nedenleri olabilir. Başka türlü düşünemiyorum.

İnşallah çok vahim bir durum yoktur…

Bu konuya dönmemek üzere nokta koyuyorum. Umarım herkes öyle yapar…

xx         xx             xx

Parmaklıkların kaldırılması ne olacak?” değil mi?

Parmaklık dediğiniz ne ki, gün gelir bir günde kaldırılır.

Karabağlar Yaylası irimlerindeki yüksek taş duvarlar ne olacak?

Galiba biz biraz eyyamcıyız!

Karabağlar Yaylası’nda yurt irimlerinin üzerinde böğürtlenleriyle, asmalarıyla ve yaylaya özgü ağaçlarıyla yükselen “doğal duvar” yıkılalı; yaylaya beton ve çeliğin girişi çok oldu…

Bu konuda çok yazdım. Yazdıklarımın hiçbirisi “Muğla’ya Gerçekten Yakışmadı” yazımın yarattığı etkiyi yaratmadı!

Tabi ben daha düne kadar facebook ta yoktum.

Facebookta iletişim daha hızlı oluyor. Bunu yaşayarak öğrendim.

Bugüne kadar facebookta yer almamak da direnmekle yanlış yapmışım…

Ama…

xx         xx             xx

İşin gerçekten bir de “ama”sı var.

Parmaklıklar” meselesinde gösterilen refleks Karabağlar’daki geleneksel yayla yaşamı ve doku değişime, dönüşüme ve bozulmaya uğrarken gösterilmedi.

Muğla’da parmaklıklar meselesine olduğu kadar olmasa da “Eski Garaj Alanı” için Mimarlar Odası, STK’lar, “Muğlalılar” çok iyi refleks gösterdiler.

O garaj alanı adeta Muğla’nın tek kalan “tek taşı” idi.

Şehrin orta yerinde gerçek anlamda bir “meydan” olabilme özelliğinin yanında Muğlalının anıları vardı…

Eski Garaj Alanı’na lüks konutlar yapılmasını engellediler.

Bir de orada beklenen meydan düzenlemesi yapılabilseydi…

xx         xx             xx

Anılar ve “şehir belleği” önemli…

Hamamönü’ndeki tarihi hamamda “Kent Belleği” diye bir şey yapmışlar.

Orada eski Kışla Parkı’nı, Murat’ın Bahçesi’ni, Celali Bahçesini, Kadı Kahvesi’ni, Ayvalı’yı, “Bademlik”i, “Koruluk”u, Koca Havuz’u, Menteşe Sineması’nı yaşatabilir misiniz?

Nerede benim çocukluğumda bahçesinde yapılan düğünlerde dondurma yemeye gittiğim, kahvesinin önünde langırt oynadığım “Koruluk”?

Muğla’nın tek koruluğu idi… Milli Eğitim’in elinde çamları kese kese koruluğu yok edip, betona çevirdiler!

Koruluk betonlaşırken orada yoktuk.

Kocamustafa Efendi İlkokulu bahçesi betonlaşırken de haberimiz olmadı…

Aslında Muğla’nın bir küçük koruluğu daha vardı. Akyol Camii’nin yanında Mehmet Ağa Evi’nin bahçesi. Oradaki güzelim çam ağaçları gümrükten mal kaçırılır gibi bir gecede kesildiler.

O zamanda yoktuk.

Oysa orada da anılarımız vardı.

Özellikle korunması gerekirken yıkılan tarihi evin arka bahçesindeki ve üstelik tüm Muğlalıların anılarının olduğu Koca Havuz ortadan kaldırılırken gıkımız çıkmadı…

Bizim yaptığımız gerçekten biraz eyyamcılığa kaçıyor…

xx         xx             xx

Yanarım yanarım yanan Menteşe Sineması’na yanarım. Yerinde, içinde cep sinemalarının ve tiyatro salonunun yer aldığı bir Kültür Merkezi yapılmasını bekliyorduk. Ama o Muğlalılara, Muğla’ya yakışmayan “Katlı Otopark” dayatıldı…

Birkaç gündür parmaklıklara gösterdiğimiz refleksi o zaman göstermedik…

Ahmet Tan Karaosmanoğlu engellemek için mücadele ederken tek başına kalmıştı. Bazı CHP’li arkadaşlarımız güya “Osman Gürün’ü, CHP’li Belediyeyi” yıprattığımız gerekçesiyle bizleri hain ilan etmişlerdi. Aslında o uygulama ile CHP’li Belediye yıpratılıyordu…

Belediyenin yanlışını görmezden gelirken, valiliğin yanlışında ayağa kalkıyoruz.

İster CHP’li, ister AK Partili yönetimler, isterse Valilik veya yerel yönetimler hangisi bir yanlış yaparsa “Muğlalı” olarak ortak refleks göstermeliyiz.

Hala geç değil, gelin Karabağlar Yaylası’nın beton ve çelikten kurtarılması için ayağa kalkalım.

Bu “Muğlalının” Muğla’ya sahip çıkmasının ilk büyük adımı olsun…

Valilik duvarlarındaki parmaklıklar “telafisi imkansız bir yanlış” değil. Bir süre bekleyelim bakalım…

Bu arada Valiliğimize önerim var. Gelin be sene halka açık geleneksel bayramlaşmayı Öğretmenevi’nde değil, Valilik bahçesinde yapıp, o parmaklıkların halkı dışarıda tutmak için yapılmadığını gösterin…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Reşat Öztepe 22 Ağustos 2017 / 10:41

Gocuman; Çoktan beri Karabağlar Yaylasına gitmediydim. geçenlerde yolum düştü. Düşmez olaydı. Gözüm de gönlüm de ağladı. Artık Karabağlar yaylası yok,kalmamış, beton yollar beton yığını evler.o güzelim irimler,kocaman kocaman ağaçlar,böğürtlenler yel olmuş esmiş. Heyhat ,,kendi elimizle Yaylamızı tüketmişiz. İçim yandı. Tabii yazmasam içim içime sığmaz. 1980 Askeri Kanlı Darbenin mimarı için ev yaptırıldıydı. sahi şimdi o ev ne alemde. sevgi ve saygı.

salihdemir 22 Ağustos 2017 / 21:35

Valilik Bahçesine yapılan parmaklıklar güzel ve estetik olmuş. Valilik çevre duvarı kaldırımla aynı seviyededir. Kaldırımda yürüyen çocuklar yürürken valilik bahçesine düşebilir. Vatandaşlar yolda yürürken ani elektrik kesilmesinde valilik bahçesine düşebilir. Yapılan demir parmaklıklar vatandaşların ve Valilik güvenliği için çok iyi olmuştur.