Şu Büyükşehir Meselesi « Hamle Gazetesi

Şu Büyükşehir Meselesi

Bu haber 07 Ocak 2016 - 22:23 'de eklendi ve 1.126 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Geçen yıl Muğla’da hiç gündemden düşmeyen konu “Büyükşehir Belediyesi ve Büyükşehir Yasası” oldu. Yeni yıla da Büyükşehir tartışması ile girdik.

AK Parti Muğla Milletvekili Hasan Özyer 2015’in son Fethiye İstişare Toplantısı’nda Kalkınma Bakanlığı’ndan Üniversite’ye, Kültür Turizm Bakanlığı’ndan Ölüdeniz Arıtması’na çıkarılan ödenekleri anlatırken, Ölüdeniz için şöyle diyordu;

Burada yapılmak istenen projeler çok zor değil. Valimizle, belediye başkanlarımızla hep birlikte takip edeceğiz. Büyükşehir Belediyesi sıkıntı oluşturuyor. Öncelikli amaçlarımızdan birisi de Büyükşehir yasasını değiştirmek. Muğla olarak şanssızız. Siyaset hizmet için yapılıyor ama Muğla‘da sadece siyaset yapmak için yapılıyor ve particilikle zamanlar kaybediliyor. Ölüdeniz de kanalizasyonun yapılması lazım ama Büyükşehir’in yetkisinde. (…)

 

xx           xx           xx

Görüldüğü gibi AK Parti Milletvekili Hasan Özyer de karşı. AK Parti’nin öteki Milletvekili Nihat Öztürk’te öyle…

Aslında Muğla’da herkes karşı… Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ise “Büyükşehir Yasası”na Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğu günden beri karşı… Bu doğal, çünkü Yasa 2012’de TBMM Genel Kurulu’ndan AK Parti tarafından CHP ve MHP’nin muhalefetine rağmen geçirildi. Oysa yasa Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na dayanıyordu ve o şart 1991’de DYPSHP koalisyonunda onaylanmıştı.

Neyse…

 

xx           xx           xx

Yasaya başta CHP ve MHP’liler karşıydı. Şimdi AK Partililer de karşı.

Peki, Büyükşehir Belediyesi AK Partili olsaydı AK Partili Muğla Milletvekilleri yasaya karşı olurlar mıydı?

Sanmıyorum… Sanki CHP iktidarda olsaydı, Büyükşehir Başkanı Gürün bugün yasadan şikayet eder miydi?

Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı ile Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un 30 Mart Yerel Seçimlerinde AK Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanı olabilecekleri dillendirilmişti. Seçilebileceğini kestirse Başkan Saatcı AK Parti’nin teklifini geri çevirir miydi? Yoksa kabul edip, Büyükşehir Başkanı olması halinde yasaya karşı durur muydu?

Tartışılır…

 

xx           xx           xx

Büyükşehir Yasası’na veya Belediyesi’ne karşı olmak dendi mi ilk akla gelen isimler CHP’li Mehmet Kocadon ve Ali Acar ile eski MHP’li, yeni DP’li Behçet Saatcı oluyor. Hatta Başkan Saatcı geçen yılın son günlerinde “Bu yasa seçilmiş krallar yaratıyor” deyiverdi. Kastettiği Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün değilse kimdi?

Aslına bakılırsa Büyükşehir Yasası, büyük şehirlerde “seçilmiş krallar” yaratırken, ilçelerde, hatta beldelerde “seçilmiş krallıklara” son vermişti!

Dikkat edilirse AK Partili 3 Belediye Başkanı CHP’li belediye başkanları kadar seslerini çıkarmıyorlar. Çünkü ilk kez belediye başkanlığı yapıyorlar. CHP’de de var ilk kez ilçe belediye başkanlığı yapanlar… Onlardan birine Kocadon ve Acar gibi seslerini neden çıkarmadıklarını sordum. Yanıtı ilginç oldu:

Ben yeniyim. Onlar gibi alışkanlıklarım yok.

 

xx           xx           xx

Oysa AK Parti’nin 2012’de çıkardığı Büyükşehir Yasası yerel yönetimleri güçlendiren bir yasa. Bana göre yasanın tek eksiği yerelde “yetki paylaşımını ve katılımcı demokrasiyi” sağlayamamış olması.

Bugünlerde Muğla’da her kafadan bir ses çıkıyor. Başkan Saatçı gibi yasanın tamamen kaldırılmasını, yani bir bakıma Büyükşehir Belediyesi’nin kapanmasını isteyenler olduğu gibi, Başkan Gürün ve Milletvekili Özyer gibi yasanın değiştirilmesini isteyenlerde var.

Ancak yasa değişikliğinden Başkan Gürün’ün ve Milletvekili Özyer’in beklentilerinin ne olduğunu bilen yok!

Birde Muğla’da olup bitenlere değil de Güney Doğu da yaşananlara bakıp konuşanlar var.

Onlardan biri de işin asıl sahibi İçişleri Bakanı Efkan Ala.

 

xx           xx           xx

Yasa değişikliği çalışması yapmakta olduklarını belirten Bakan Ala şöyle diyor:

Biz bu çalışmayı yapıyoruz ama bir kanunun çıkarılmasının da bir iklimi vardır. Yani bir toplumsal iklim. Biz orada bir kesime yapmıyoruz 78 milyona yapıyoruz. Bir kesime yapmıyoruz. Mesela Diyarbakır belediyesine 2015 yılında ödenen para 489 milyon. Denizli’ye ödenen 347 milyon, Erzurum 381 milyon hepsinden fazla Diyarbakır’a gitmiş. Bu para Diyarbakırlı kardeşimize hizmete dönüşmesi gerekirken ne yapılıyor? O sokaklarda hizmet yapılacağına teröristler hendek kazıyor ve bunlara pizmit.com yardımlar yapılıyor. Bu sorgulanmalı. Burada bu paralar doğru kullanılsa daha çok hizmet sunulsa hendek siyasetinden hizmet siyasetine dönülse, daha fazla reformlar gündeme gelecek. Orada bazı partiler millete dediklerinden değil terör örgütünden talimat almaya kalkarsa siyaset biter.

Toplumsal iklim önemli…

Demek ki Büyükşehir Yasası çıkarıldığında toplumsal iklim daha uygunmuş. Peki, şimdi o iklimi daha da uygun hale getirmek varken bozan kim?

 

xx           xx           xx

İçişleri Bakanlığı’nın çalışmasından “daha demokratik” bir düzenleme çıkmayacaktır.

Kimse ülkenin bölünmesi için düzenleme yapmaz! HDP’li belediyelerin yanlış tutumunun faturası şimdi tüm belediyelere ve dolayısıyla “demokrasiye” çıkarılacak… (!)

Ülkemiz neredeyse 50 yıldır gerçek anlamda demokratik bir düzende yaşamamıştır. O yıllara bakıldığında görülecektir ki, ne zaman demokrasi askıya alınsa, hak ve özgürlükler kısıtlansa gerekçesi “terör” olmuştur.

Şimdi “ savaş ve bölünme tehdidi” gibi bir gerekçe de var! Allah’tan Kürt halkı hala oyuna gelmiyor, PKK’nin yanında saf tutmuyor…

Demokratikleşme süreci” çoktan Diyarbakır ve öteki şehirlerdeki PKK hendeklerine gömüldü. Şimdi de Büyükşehir Yasası ve dolayısıyla Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı gömülüyor.

 

xx           xx           xx

Oysa “yerinden yönetim ve demokrasi ilkelerine dayanan” bir Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın sonucu olarak ortaya çıkacak yerinden yönetimlerle bütün Türkiye birlikte kalkınıp, özgürleşebilirdik. Ölümün acısı yerine yaşamın sevincini yaşayabilirdik.

Yerinden yönetimin (insanların kendi kendine yönetimi) güçlendirilmesi, insan hak ve özgürlüklerinin kökleşmesi için çıkarılan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı imzaya açılırken herhalde Avrupa’nın bölünüp parçalanması hedeflenmemişti…

Ne var ki bizde “bölünmenin” gerekçesi, aracı olarak algılandı…

15 Kasım 1985’de imzaya açılan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Türkiye tarafından 21 Kasım 1988’de imzalandı. 1991 Mayıs ayında DYPSHP Koalisyon Hükümeti döneminde TBMM’de onaylanmış ve 7 madde 10 paragrafına çekince konmuştu. 2011 Genel Seçiminde de CHP o çekinceleri kaldıracağını vaat ederken, 2012 de çıkarılan ve “seçilmiş krallar” yaratan Büyükşehir Yasası’na da muhalefet ediyordu.

Ama iyi ki o çekinceler konmuş…

Ama Kürt’üyle, Türk’üyle bu milletin kabahati ne?

Yarın devam edelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ahmet Hendek 08 Ocak 2016 / 08:39

Büyükşehir Kanunu ile illerde Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı kuruldu, bu kurum ne işe yarıyor? Hiç adını duydunuz mu, ben biraz merak edip internetten araştırdım, ihalelerini araştırdım, birimlerini, yöneticilerini. Özel İdareyi beğenmeyenler mumla arıyor olmalı. Lojman tadilatı, bina tadilatı,pazarlık usulleri, 2-3 küçük bina… Mesela bu kurumun başkanı kim? Kanun Vali demiş, ama Muğla kamuoyunda sanki Başkan bir başkası. Orada ne işin varsa o beyefendi karar verir diyorlar. Diğer illere baktım, Antalya, Bursa, Konya, Erzurum bile yüz milyonlarla yatırım yapmış. Muğla’da ise bu illerin çok altında sanırım, çünkü yapılan işlerin internette ki ihale bilgileri böyle gösteriyor. İlginç bir akamet var, oysa kanunda belediyelere yaptırımı olan bir kurum, niye bu uygulanmadı? Muğla’da belediyeler mi çok iyi, bu kurum görevini mi bilmiyor? Burası Muğla ve cezalandırılıyor muyuz?