Sözün Aslı Mısradır

Bu haber 26 Şubat 2019 - 1:12 'de eklendi ve 694 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 “Güzel bir mısra beklenmedik bir anda bizi, karanlık bir sokakta ışıklı bir vitrin gibi durdurur. Hayat alelâdedir, hem de çok alelâdedir. Fakat nasıl kara toprağın içinde pırıl pırıl elmaslar, karanlık gökyüzünde yıldızlar varsa, bu alelâde hayatın içinde de güzel şiirlerin aydınlattığı ulvi duygular vardır.”

Mehmet Kaplan

 

Söz kervanı bizi bazen geçmişin bazen de geleceğin durağında karşılıyor. Geçmiş ve gelecek yolculuklarımızda bugünün darlığından kurtulup nefesler alıp kendimize geliyoruz.

Sözün vazifesi çok mühim. Sözü ciddiye almalı, söze ehemmiyet göstermeli. Söz ki insanı her bir basamağında ayrı seviyelerde karşılar. Sözün kanatlarında basamaklar aşıldıkça insan idrak noktasından yavaş yavaş kendine gelmeye başlar.

“Küfürler, şarkılar, laf atmalar”dan cümlelere, cümle kapılarına yükselir. Söze bir ağırlık geldikçe insana da bir ağırlık çöker. Sadece konuşma hallerinden sıyrılıp dinlemeye, düşünmeye durur. Düşündükçe cümle kapısı açılır. O kapıdan her cümle giremez. Zamanla öyle bir hal alır ki söz noktalarından, virgüllerinden sıyrılır. Cümlenin yerini mısralar alır.

Her bir mısra sözün zirvesidir. Kelam karşısında saygı duruşu, secdeye varışıdır. Söz bütün yüklerinden arınır. Sular gibi duru, hava gibi hafif, toprak gibi bereketli, ateş gibi nardan nura eriştir. Mısralarla insan yeryüzünden gökyüzüne erişir. Kanatlanır. Hayatının demini bulup bütün şikayetlerinden sıyrılır. Mısralarda “keşke”lere yer yoktur. Gökyüzünde seyre varıp yıldızları temaşa ederken hayat güzeldir. Hayat mısralarla aşka varır.

Bu dünyaya gelen her insanın bir cümlesi olduğuna inanmışımdır. Hayat sermayesinde insan kendi cümlesini arar ömür boyu. Ve kendi cümlesini kurar. Cümle kapısından girebiliyorsa hayatın onun için bir anlamı vardır. Mısralar ise insanlar için gökyüzündeki yıldızlar gibidir. Her bir insanın gökyüzünde kendine ait bir yıldızı vardır. O halde her bir mısra kendi cümlemizi kurmak için bize kılavuzluk yapan, önümüzü aydınlatan yıldızlar gibidir.

Sözü mısralara verelim de bize rehberlik etsinler. Aslında çok fazla mısraya da ihtiyacımız yok manaya ermek için. İki mısra yeter de artar bile insana. O vakit cümle kapısından mısralara hâl âleminde yolculuğumuz başlasın.

“Ekmek dizimde

Yıldızlar uzakta tâ uzakta

Ekmek yiyorum yıldızlara bakarak

Öyle dalmışım ki sormayın

Bazen şaşırıp ekmek yerine

Yıldız yiyorum”

Oktay Rifat

Mısralar bizi dalıp uzaklara götürüyor, ruh ikliminde aslına rücu edip asli güzelliklerine götürüyor. Söz, mısralarla kanatlanıyor. Şimdiki zamana ait bütün sınırlardan kurtuluyor, yüklerini atıp kendine geliyorsun. Bak mısralarda nefes alıyorsun. Güne ait seni sarıp sarmalayan, hatta zincirleyen bütün gereksiz ayrıntılardan kurtuluyorsun. Bakın yıldızlara bakarken noktalar konmuyor sözün sonuna. Bütün ciddiyet yıldızlarda.

Başka bir mısra bana da rehberlik ediyor ara sıra. Bu mısralarda arınıyor, yenileniyorsun. Melamet hırkasını giyiyor, sırlanıyorsun. Günümüzde kendi aklıyla, iradesiyle inşa ettiği teknolojiye teslim olan insan sırlarını ifşa ettikçe insanlığının en büyük hatasına düşüyor. Teknolojinin bunda hiçbir özrü yok. Çünkü teknoloji dilinde bırakın mısraları cümlenin bile yeri yok.

Maalesef insana cümle kapısı kapanıyor. İnsan bütün çıplaklığı ile mikroskop altında, her bir cümlesi taciz altında. Şuur gidince ahlak gurbete düşüyor. İnsan her daim gurbette artık. Oysa teknoloji mısralar eşliğinde insanı sırlar, daha güzel dünyalara zemin olabilirdi. İnsan mısralardan uzaklaştıkça sözden de uzaklaşıyor. Bütün sır, mısralarda. Ve söz yine mısralarda..

“Gâh çıkarım gökyüzüne

Seyrederim âlemi

Gâh inerim yeryüzüne seyreder

Âlem beni “

Nesimî

Arada bir gökyüzüne bakalım dostlar. Bir nefes alalım. Herkes günde birkaç kere bu nefesi alacak zamanı kendine tanımalı. Kayıp gitmemeli hayat elinden. Kayıp giden yıldızlar gibi mısralar da kayıp gidiyor ellerimizden. Söze ait cümle kapısı ardına dek kapanıyor. Arada bir gökyüzüne bakmalı hem gece hem gündüz. Gökyüzüne bakarken yeryüzüne hapsolmuş bedenimiz gurbetten kurtulacak. Özündeki, mayasındaki güzelliklere, insana dair hasletlere kavuşturacak bizi. Eyvallah o zaman!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.