Sözde Özneler Arasında İnsanı Aramak

Bu haber 29 Mayıs 2018 - 1:14 'de eklendi ve 529 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 

” Didişmelerin, boğuşmaların,âdetlerin ve birbirlerin kemirmekten, aşındırmaktan, kemire kemire, aşındıra aşındıra tüketmekten başka bir hırs tanımayan bu kurt sürüsü insanların arasından kendimizi, kendi bütünlüğümüzü birbirimiz için nasıl kurtarabildik?”

Tarık Buğra

Uzun zamandır internetteki, televizyondaki ve gazetelerdeki gündem haberlerine rağbet etmiyordum. Hep kahır, hep kötülük, hep riya, hep çile üzerine not düşülmüş haberler bütün ruhumu hapsediyor. Karanlık, dar bir mekanda sıkışmış kalmış gibi hissediyorum. Afakanlar basıyor. Başım ağrıyor, önümü dahi göremiyorum. Bu kadar çirkefleşmiş, çirkinleşmiş betimlemelerle dolu insanı görmek, duymak istemiyorum.

Oysa insan güne dönmeli yüzünü, aydınlanmalı, nurlanmalı. Dünyaya gelme nedeni güzelliklerle donanmak üzere olmalı, insan olma şerefiyle taçlandırmalı tüm hayatını. İnsan insanı aydınlatmalı, insanla tamamlanmalı. Tek başına benliğinin girdabına düştüğünde vay haline. Hem kendine hem insanlara zarar.

İnsan zararda olmamalı. Oysa nerede adalet, nerede sevgi, nerede umut, nerede aşk? Bunlar olmadan insanın hikâyesi hep aynı safhadan yazılıyor. Karanlıklara, kötülüklere mahkum edilmiş insan!.. Peki, insan bu kadar karanlığa, kötülüğe batabilir mi? Aklım, havsalam almıyor, her bir duyduğum haberde kötülüklere ağzımız açık hayretle tepki veriyoruz. Bu da yapılır mı; insan bunu da yapar mı diye?

Yapar, elbette kötülüğün sınırı yok insan için. Ama iyiliğin, güzelliğin de sınırı yok! O zaman neden hep karanlık tarafa bakmaya mahkumuz? Neden bizi hep karanlığa, kötülüğe bakmaya, görmeye, duymaya mahkum ediyorlar. İnsan buna bedeninden ruhuna sirayet eden bir marazla tepki gösterir. Bütün maraz insana da sirayet eder.

Ruhumuzun bir tarafı sakat kaldığında biz de hastalanırız. Her şeye rağmen, bütün kuşatılmışlıklara rağmen baştan mağlubiyeti kabul etmemeliyiz. Hep güzelliklerle, iyiliklerle, hayırla donatmalıyız insanımızı. Medya bunu benim insanıma özellikle, şuurlu bir şekilde zerk ediyor. Damla damla giriyor tüm benliğimize.

Karanlığa alışan gözler bir ışık gördüğünde artık şavkımaz gözleri, yüzleri. Fark edemez iyiliğin, güzelliğin bahşettiği insan olma hasletlerini, hasretlerini. Hasreder insan güzelliklere.

Gurbete bile güzellikler, aşk uğruna düşer insan. Aydınlanmalı insan, nurlanmalı. Güzelliklerle taçlanmalı ki kimse benliğini kuklaya dönüştüremesin. İnsan olma onurunu kimse elinden almasın. Kimseye muhtaç olmasın, esir düşmesin. Kula kulluk etmesin. Her şeye rağmen insanlık mücadelesinde her engele, her zorluğa karşı başı dimdik insanca mücadele edebilsin. O zaman bırakalım karanlıklara bakmayı. Başkalarının yaptığı kötülüklere mahkum olmayalım.

Son günlerde herkesin ağzında bir “düşman”dır sözcüğü gidiyor. Düşman olma durumu nedir? İnsan ne zaman kendine düşmanlıktan kurtulacak. Farklılıklar düşman yaratmamalı. Bizi dostluklar, yarenlikler, ahbaplıklar tamamlamalı. İnsan insana muhtaç. İnsan insana, dosta susuz kaldı. İçi yanıyor. Derdine derman, aklına ferman olacak dost yüzler arıyor. Gereksiz benlik ayrıntılarında boğulmayalım. Şu fani dünyaya esir düşmeyelim.

Üç vakitlik dünya hevesleri uğruna insanları çiğneyip geçmeyelim. Gerçek başarı, gerçek mutluluk gözyaşları üzerinden elde edilmez. Başarıya giden yolda her yol mübah değildir. Aşk emek ister, güzellik aşk ister. Sevmeli derinden, inceden. Basit hesaplar uğruna incelikten, güzellikten kaçmamalı. İnsan neye düşman? Düşmanlık farklılaştırıyorsa, yok sayıyorsa tüm değerleri ne zaman vakit bulup da girebileceğiz gönüllere. Oysa hepsinden iyice bir gönüle girmek değil midir insanlık?

İşte insanın özü, gerçeği. Hiç değişmeyen adına kader deyip yaftaladığı ama; kendini her türlü şer fiiliyattan nesne durumuna düşürdüğü bir o kadar da gizli özne olmaktan hoşlandığı asla gerçek özne olamadığı bir tablo. Bu hakikat insana, gerçek öznelere yani adam gibi adam olma durumuna bağlı. Özünde, gayretinde insan olmayı bütün iyilikler, hayırlar, güzellikler adına mücadeleye timsal olmuş örnek insanlara bakış. Onların yanında sabaha karşı yeni bir uyanış!..

“…. Saatler isterse, iki yanımızda deli denizler gibi aksın. Biz bu çılgın ve kalleş akışın ortasında bileğimizle, kalbimizle, yan yana, el ele ve birbirimiz için olmalıyız. Bizden başka saatler bile olmamalı.”

Tarık Buğra

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 29 Mayıs 2018 / 04:56

“İnsan derdine derman, aklına ferman olacak dost yüzler arıyor. Gereksiz benlik ayrıntılarında boğulmayalım. Şu fani dünyaya esir düşmeyelim. Üç vakitlik dünya hevesleri uğruna insanları çiğneyip geçmeyelim.Gerçek başarı, gerçek mutluluk gözyaşları üzerinden elde edilmez. Başarıya giden yolda her yol mübah değildir.” sözlerinizi alkışlıyorum tam çerçeve yapılıp evlerimize, iş yerlerimize asılacak türden. Kaleminize sağlık İsmail Hocam.

Münevver Ongun 29 Mayıs 2018 / 12:56

Güzelliklerin çoğalması dileğiyle! Tebrikler İsmail Bey!Düşündüren,sarsan cümlelerinizle yine etkilemeyi başardınız.Devamını bekliyoruz. Sevgiler. Hamle gazetesine de teşekkürler !Bizi sizle buluşturduğu icin.