Söz, Bir Hikâyedir

Bu haber 15 Ocak 2019 - 10:40 'de eklendi ve 1.113 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 “Bir gün gelir,

Açmaz dediğin çiçekler açar.

Gitmez dediğin dertler gider.

Bitmez dediğin zaman geçer.

Hayat öyle bir sır ki;

Önce şükür,

Sonra sabır,

Sonra da inanmak gerek.”

Mevlânâ

 

Bir tünelin içerisinde beliren bir ışığın peşi sıra tüm hızıyla akıp giderken hayat; bir anda bir nefes alımlık duraklarda beklersin. Hayat ben neredeyim, nerendeyim? Her şeyin önünde ve arkasında umut vardır. Her şey bir nefesliktir aslında. Hayat da bir nefeslik. Sevgiden ötesi hayat. Söze düşen de insanın hikâyesini dillendirmektir. O zaman söz, bir hikâyedir.

Hz. Mevlânâ diyor ki: “Ey insan! Kadere az bahane bul, buğday ektin de arpa mı biçtin?” İnsan kaderinde ne yazılıysa onu yaşar. Eyvallah!. Yalnız çoğu zaman hayatın içerisinde zamanın seyrinin hep aynı olacağını düşündüğünden bir türlü kendine gelemez. Akışa bırakmıştır kendini, “Oh, ne rahat! Her şey tıkırında.”, belki de zaman karşısındaki dirençsizliğinin yahut acizliğinin farkında değildir. Ekmek bile mayasına göre kabarır, tadını bulur. İnsan yaşadıklarının yanı sıra yaşayacaklarıyla mayasının farkına varacak, yolunu bulacaktır. Söz, bir hikâyedir. O zaman insan bu hikâyeyi söz üzere yaşayacaktır.

Çayın bile bir demlenme süresi var. Sıcak suyla buluştuğu andan deminin tutacağı ana kadar geçen süre çayın hikâyesidir. Deminin buldu iş bitti mi; hayır!. Söz insana geçer. Çayın hikâyesi söz üzere başlar. Çayın kendi bardağa dökülmesiyle insanın elinde yudumlanmasıyla artık hikâye söze düşer.

Sohbet üzere çaydan kahveye sözde tat bulur, keyfe keder hâl bulur. Söz, bir çay deminde bile bir hikâyeyse ya yaşayacaklarımız, ya zaman karşısında mayamızın farkındalığında hakikatle karşılaşacağımız anlar. Akışın meylinden çıkıp kendi başımıza yokuş çıkacağımız anlara gelmiştir vakit.

Söz, bir hikâyedir. Mananın sırrınca kendine geliştir. Ayakların üzerinde duruş, şöyle âlemi temaşa edip bakma ile görme, duyma ile işitme, hissetme ile dokunma arasındaki farklara erme zamanıdır. Hakikat, seni bir anda seyrinde olduğun akıştan çeker alır. Bir anlık bir dokunuştur bu aslında bir koparış değil. Kendine geliş. Uykuya vardığın bir türlü uyanamadığın gaflet uykularından uyanış. Her hakikat bir uyanışsa söz, hikâyeyi aktarırken hakikate başvurur.

O vakit söz, bir anlığına  hikâyesinde uyandırdığı insana yeni dokunuşlarıyla yön verir. Ya da insan hakikat ve hayat karşısında yaşadıklarıyla hikâyesine yeni sözler ekler. Olmazsa olmazları olan insan, aslında her şeyin olmakla olmamak arasında bir yerde olduğunu fark eder. Shakespeare’nin Hamlet’e söylettiği söz, hikâyenin de özü gibidir: “Olmak ya da olmamak! İşte, bütün mesele bu!.”

Söz, bir hikâyedir. Günümüzün sıradan hayat rutininde insan çoğu sözü hep çıkmaz sokaklardan, karanlıklardan, umutsuzluklardan çıkarıyor. Bu, bir aldanıştır. Aslında bir kaçıştır. Kendinden vazgeçiştir. İptidailiğe dönüştür.

İnsan, hikâyesinde iyiliğe, umuda, sevgiye hatta aşka malzeme olmayan sözle tamamlanır. Oysa bütün kötülükler hikâyeyi bir yerde askıda bırakır. Tamamlanmaz. Günümüz insanı yarım hikâyelerin insanı olmaya itiliyor, zorlanıyor hatta buna mahkûm ediliyor? Niye sermayesinde var olan güce, iradeye ulaşamasın diye.

Her halükarda insan iyiye, güzele, doğruya meyledecektir. Yaşadığı bütün çıkmaz sokakların bir çıkış kapısını bulacak, çilelerin sonunda refaha ulaşacak, hastalıklarına şifa, dertlerine deva bulacaktır. Çünkü söz, insana hakikat karşısında bir kimlik verecek, fıtratında var olan “insan”a has karakter yapısına kavuşacaktır.

Sabretmeden şükre durulmaz. Şükrün mayası da inanmaktır. Sevmektir hayatı, hayatın verdiklerini, hayatın kattıklarını ve de insanları. Sevmek hikâyenin umut ışığıdır. Işığa yönelen insan aydınlanır. Hayattaki tüm dönemeçler insan içindir. Her insan, hikâyesine söz üzerine durur. Söz, bir hikâyedir. Vazgeçilmez olan söz!..

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Münevver Ongun 16 Ocak 2019 / 12:18

“Çay değildi bir yudum sevgi sıcağıydı bize sunulan.”
Erdoğan Tanaltay’ın dediği gibi çayla birlikte neleri yudumladığımıza bağlı mutluluğumuz.Güzel hikayelerde güzel sözler biriktirmek dileğiyle.Tebrikler İsmail Zorba!