Söz Bir Candır

Bu haber 25 Aralık 2018 - 2:45 'de eklendi ve 1.382 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

Aşkmış peyda eden bu âlemi

Aşkmış Şeyda eden bu ademi”

İbrahim Şahidî

Söz ne zaman Yunus’a gelse onun deryasından damla damla ilahîler dolar benliğimize. Bir tanesi vardır ki insan olma meselesini bize ibret nazarından baktırır: “Sana ibret gerek ise gel göresin bu sinleri / Ger taş isen bakıp göricek bunları” Bu mısralarda insan ten kafesinden zerre ruhun semalarına erişir. Bu dünyanın keşmekeşinde, sığlığında boğulan insan Can’ın, Canan’ın farkına bile varamaz. “Sevmek ki gönülden olsun canlar” bile diyemez. Sevginin cana değdiği, cana can kattığı hayat özüne erişemez. Yuh olsun bu cana kıymet bilemeyen canlara dedirtir.

Oysa söz bir candır. Can rahmettir, berekettir, şükürdür. Can, bu ten kafesinin tatlı dilli şenliğidir, saadetidir. Bu dünyada kaybolmuş gitmiş, gönül nedir bilmeden taşlaşmış kalplere “gel göresin bu sinleri” derken Koca Yunus taşı yine başka taşlarla eritme peşindedir. Gaflet uykusundaki gözleri, mühürlenmiş kalpleri mezarlığın sessizliğinde sükûta davet eder. Bak, yitip giden canlara… O canlar ki şirin sözlü, güneş yüzlüydüler; bak, neredeler şimdi. Beyler, kullar nerede? Hiç belirmez mi nişanları? Söz bir candır ey dost! Bak Yunus’un keşfinde canlar nerede, beden suretine kanma, gönül özündeki canlara bak.

Söz bir candır, sözden hissesine düşenle de insan bir candır. Canı sevgiyle gonca güller gibi açılırda bir seher vakti, bülbüle, canana aşina olur. Adı, aşktır. Aşk da bir can şenliğidir. Aşkla bütün sır perdeleri kalkar. İnsana can gelir. Yaşadığı aleme bakar, görmeye başlar. Tenine soğuk değer donar, sıcak değer yanar. Alem cana dokunur gah güler, gah ağlar. Bakar bu alem bir tat alemidir. Acıyla yanar, şekerle ballanır, ekşi ile dillenir; can dile gelir, söze gelir. Söz bir candır.

Oysa söz bir candır. Cana dokunmalı ki, değmeli ki bu âlem, canlar dile gelmeli. Her dile gelen bir canda ibretgâhını bulur insan. Zamana dalıp gittiğimiz, canlarımızın kıymetini unuttuğumuz anlar olur ki diğer canlar yaşadıklarıyla dokunurlar âlemimize. Kendimize gelir, gaflet uykularından uyanırız.

Bu hafta bütün yaşamını sevgili öğrencilerine adayan bir arkadaşımızın yakalandığı amansız hastalık sonrası bu âleme veda edişinin hüznünü yaşadım. Hüzün kelimesi cümle kapısından girerken hüznün ardında büyük bir ibret nazarında bir hayat hikayesi can’a dokunuyordu. Hastalığını ilk öğrendiği andan itibaren evine bir misafir, bir dost gelmişçesine mutlu olan, hatta huzur bulan arkadaşımın can şenliğini nazar-ı dikkatimde yepyeni canlara nefes olacakmış meğer. Hakikatte hastalığı seyrince geçen zaman diliminde bu âlemin içerisinde böyle bir dokunuş karşısında empati bile yapamıyordum.

Ne idim, n’oldum, ne olacağım seyrinde benliğim o kadar dünya ile doluyken onda kopmasını beklediğim fırtınalar yerini sadece meltemlere bırakıyordu. Eyvallah, o halde ey can!. Hastalığın geldiği yerde bu kadar acizken ne kabullenilmiş bir teslimiyet, ne bir isyan sonunda adını bile gençliğine yakıştıramadığımız ölüme bu can tebessümle, sükunetle hazırlanıyordu. Her can diyordu bu âleme geldiğinde ölmeye gelmez, olmaya gelir diyordu. Evet, dostlar! Söz bir candır, hayat hikâyesiyle canlara dokunur.

Cana değen, canda buluşan bu haftaya dair âlemin dokunuşları tabiki her daim hüzne dair değil. Cana değen hatta can olan umuda dair taze nefesler veren hikâyelerimizde var. Öğrencilerimle, can evlatlarımla sohbet ederken yüreğim şenleniyor, canlar şenleniyor. Gönlümün seher vakitlerinde güller açıyor, bülbüller şakıyor. Bir sevdiceği var imiş, söz dile gelip bir şey diyemiyormuş. Ne zaman dile gelecek olsa heyecanı baskın çıkıp kaçışıyormuş bütün kelimeler. Her bir anı için şiir dokumuş mısralarla. Gönlünü mısralara açmış. Kendince aşka gelmiş, aşkla kanatlanmış. Bir yavru kuşun ilk kanatlanışındaki tereddütler, acemilikler olsa da bu samimi aşka, bu masum aşka gönlü kayıyor insanın. Ve bir yerde diyor ki, “varsın bilmesin, onun yüzü gülsün, hep mutlu olsun yeter.” Şaşırıyorum, bakıyorum yüzüne, yüzünden gözünden okuyorum samimiyetini. Aşka saygı duymayı, aşkın saygınlığı platonik çerçeveye assa da bu can mutlulukla dile geliyor.

Aylardır ziyaret edememiştim bir Hak dostunu. Canlara şifa olmaya gelmiş, sözde değil canda canı bulmuş Şahidî hazretlerinin makamına. Canımıza rahmet, canımıza şifa buluyoruz. Muğla’mızın huzur makamındayız. Kendimize geliyoruz. O sırada telefonuma bir mesaj geliyor bir can dostundan. Klişe sözlerin ötesinde yüreğime dokunuyor sözleri dua yerine geçiyor: Yâ Rabbim! Hüznüme dost olmayanları, Gönlüme yük eyleme” Hakikate, hakikatlerin eşiğinde varıyoruz. Söze gelsin canlar o zaman, gönlümüzdeki yüklerden bizi arındırsın. Fazla söze ne hacet!

Belki Can’a dair sohbetler sürüp gidecek. Her insan bir candır. Söz bir candır. İnsanın âlemdeki hikayesinde nice canlar dile gelecek. Kim için? Yine biz canlara. Aşk olsun ey can!. Bu iki kelam arasında dahi mana okyanusunda söze can kattın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.