Sönük Cumhuriyet resepsiyonu

Bu haber 02 Kasım 2010 - 0:00 'de eklendi ve 820 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Gazetelerin hemen hepsi, “Cumhuriyeti coşkuyla kutladık” başlıkları attı.
Gerçekten coşkuyla kutladık mı?
Cumhuriyet Bayramı öncesi yapılan yarım gün tatili bile Muğla’da sorgulayanlar oldu… Korkarım, bu sorgulama “Cumhuriyet Bayramı kutlansın mı kutlanmasın mı?” sorgulamasına kadar varabilir!
 
xx      xx      xx
Çocukluğumun Cumhuriyet Bayramlarında fener alayları çok önemliydi. Bir sonrakini iple çekerdik…
Aslına bakılırsa, sadece Cumhuriyet Bayramı’nda değil, ulusal bayramlarımızın hepsinde fener alayı yapılırdı. Garnizon Komutanlığı tarafından düzenlenen fener alayında, askerlerimiz Cumhuriyet Meydanı’ndan Akyol’a (Muğla girişine) yürürlerdi. Halkta onlarla birlikte yürürdü. Keyifli olurdu… Askerlerin yürüyüşü bitince halk dağılmaz, Cumhuriyet Meydanı ana baba gününe dönerdi…
Belediye Bandosu, (Evet eskiden belediyenin bandosu vardı) Atapark’ın (Şimdi adı Ardore… Hala bu adı değiştiremedik!) önünde konser verirdi. Sonra bandonun yerini Milas’ın Dibekdere Köyü’nden gelen davul-zurna ekibi almıştı.
Bandonun da, davul zurnanın da önünde Muğlalılar zeybek oynardı…
Bu bir ritüeldi… Sevdalılar karşıdan karşıya birbirlerine bakışırlardı… O coşkulu geceden geriye Cumhuriyet Meydanı’nda, Recai Güreli Caddesi kaldırımlarında çekirdek pasafları kalırdı…
O keyfi anlatmak benim kaleme gelmiyor, yaşamak lazım…
 
xx      xx      xx
Sonra ne olduysa oldu askerimizin fener alayı sonlandırıldı…
Onun yerini Belediye Başkanı Osman Gürün ile Cumhuriyet Meydanı’nda “halk ve gençlik konserleri” aldı. Yaşlı amcalar, dedeler zeybek oynamasalar da coşku bir başka türlü gençlerle yaşanır oldu.
Yakın zamanda Başkan Gürün bir adım daha attı. Belediye tarafından fener alayı düzenlenir oldu. “Çocukluğumun ritüeli” bir başka türlü yeniden geri geldi…
 
xx      xx      xx
Meğer çocukluğumda bilmezdim, biz askerin fener alayının ardında koşarken, Atapark’ın önünde zeybek oynayanları izlerken ve de çata patalar, mantarlar patlatırken Valiliğinde resepsiyonu; Cumhuriyet Balosu olurmuş…
Cumhuriyet Balosu ile gazeteciliğe başlayınca tanıştım. Yaşadığım en coşkulu balo, dönemin Valileri Hüseyin Aksoy ve Lütfi Yiğenoğlu ile yaşadıklarım oldu. Özellikle turizmin duayenlerinden İrfan Tezbiner’in düzenlemesiyle Vali Lütfi Yiğenoğlu döneminde Öğretmenevi’nde yaşadığımız resepsiyonu hiç unutamam.
İlk kez o resipsiyonda gece bütün davetlilerce topluca söylenen 10. Yıl Marşı ile noktalanmıştı. Beleğimde güzel bir anı olarak kaldı…
 
xx      xx      xx
Unutamadığım gecelerden biri de dönemin Valisi Hüseyin Aksoy ile M.Ü. Öğrenci Sarayı’nda yaşanmıştı. İlk kez o gecede (Rektör Şener Oktik’in ilk yılları idi. O yüzden mi bilmem) havai fişekler atılmıştı… Müthişti. Görülmeye değerdi…
İlk kez o gecede, Cumhuriyet Balosu gerçek anlamda Cumhuriyet Balosu olmuştu… Resepsiyon “kabul töreni” demek…
Cumhuriyet’e “Cumhuriyet Balosu” demek daha çok yakışıyor…
Danssız balo olur mu?… İlk kez o Cumhuriyet Balosu’nda danslar yapılmış, zeybekler oynanmıştı… İlk dansı Vali Aksoy ve eşi yapmıştı…
 
xx      xx      xx
Her iki vali döneminde Cumhuriyet Balosu’ndan çıkılır, Cumhuriyet Meydanı’nda halkla buluşulurdu…
Dönemin Valisi Dr. Ahmet Altıparmak ile Cumhuriyet coşkusu “resepsiyon” ile sınırlı kaldı… Etkinlik, üniversitenin Öğrenci Sarayı’ndan Atatürk Kültür Merkezi’ne (AKM) kaydırıldı ve bir ayaküstü kokteyle, bir görev savmaya dönüştürüldü! Hiç değilse o etkinliğe de “coşkuyu” paylaşmaya il genel meclisiyle, meslek odalarıyla, siyasi partileriyle, daire müdürleriyle, sivil toplum örgütleriyle eksiksiz gelinirdi…
Bu sene öyle de olmadı… İl Genel Meclisi’nin, siyasi partilerin, meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin neredeyse tamamına yakını resepsiyona icabet etmedi. Vali Lütfi Yiğenoğlu ile gelenek haline gelen 10. Yıl Marşı da söylenmedi!
 
xx      xx      xx
Üniversitenin Atatürk Kültür Merkezi’nde Cumhuriyet Balosu değil, sönük resepsiyonu yaşanırken, Cumhuriyet Meydanı’nda belediyenin düzenlediği fener alayı ve yine belediyenin eski garajda düzenlediği halk konseri ile “Cumhuriyet coşkusu” yaşanıyordu…
Vali Fatih Şahin, Muğla’nın çiçeği burnunda yeni Valisi… Kendisini eleştirmiyorum. Bürokratlarını eleştiriyorum. Vali Şahin’e Cumhuriyet Balolarının geçmişini anlatmış olsalardı, belki ortaya farklı bir tablo, sıcaklık, coşku çıkabilirdi…
 
xx      xx      xx
Belediye “halk”, Valilik “devlet”…
Coşku halktan devlete, devletten halka akıtılabilir… Akıtılmalı. Hepimiz “cumhuruz”… Cumhuriyet hepimizin…
Bana ilk kez bu bayramda; Cumhuriyet’in 87. kuruluş yıldönümünde sanki iki ayrı kutlama yapıldı gibi geliyor… “Cumhuriyet Balosu” olması gereken Valilik Resepsiyonunda, Muğla Milletvekillerinden sadece AKP Muğla Milletvekili Dr. Mehmet Nil Hıdır’ın bulunması ve CHP kurmaylarının sanki belediyenin etkinliklerini tercih etmiş olmaları, gecede Belediye Başkanı Osman Gürün’ün bütün masaları dolaşmaması bana garip ve düşündürücü geldi…
Doğrusu ben Cumhuriyet Balosu’nda “Devlet” ile birlikte olup, ardından Cumhuriyet Meydanı’nda “cumhurla” bütünleşip “coşkuyu” yaşamak isterim.
Kim istemez ki?!!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.