Son Düzlüğe Girilirken (II)

Bu haber 10 Ağustos 2014 - 1:20 'de eklendi ve 898 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Cumhurbaşkanlığına aday olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Muğla konuşmasının bir bölümünü, aynı başlığı taşıyan yazımında belirtmiştim.

Oldukça kalabalık miting üzerine mutlu olan Erdoğan, bu defa Muğla’dan farklı sonuç bekliyorum demişti.

Ona göre öncesinde gerçekleştirilen genel seçimlerde partisi umulan oyu alamadığı için Muğla bu kez bizi mahcup etmeyecek görüşündeydi.

Buna karşın asıl karar merci halk olduğu için, beklentilerin karşılık bulup bulamayacağını Pazar günü göreceğiz.

***

Konuşmasında ağırlıklı olarak CHP ve MHP genel başkanlarına yer veren Erdoğan, çatı adayı olarak nitelendirilen Ekmeleddin İhsanoğlu’nu da eleştirmekten geri kalmadı.

Bizi yabancılara şikâyet ediyorlar. Gazetecilerin tutuklandığını belirtiyorlar. İsrail ile Türkiye’nin arasının iyi olduğunu vurguluyorlar.

Oysa, İsrail’in Filistin üzerindeki baskısını her vesileyle kınadığımızı belirttik. 10 gazeteciyi katletmesini şiddetle kınadık.

Kaldı ki CHP ve MHP’nin asılsız ithamları, Musul’da tutuklu vatandaşlarımızın hayatını tehlikeye atıyor.

Bu konuda Recep Tayyip Erdoğan haklı bile olsa denmez mi?

Halen tutuklu olan vatandaşlarımızın akıbeti ne olacak?

***

Bu defa CHP ve MHP’ye gönül vermiş vatandaşlarıma sesleniyorum diyen Erdoğan;

İnsani yardımların önünü kim kesti?

Paralel yapı ve yargı kesti.

Pensilvanya bunları esir almış.

Paralel yapının inlerine giriyoruz.

Cumhurbaşkanı olursam, bu can bu bedende oldukça mücadele edeceğim.

Recep Tayyip Erdoğan bu defa köşke çıktığı takdirde neler yapacağından dem vuruyor.

77 milyon insanımızla tek yürek olacağız.

Dili, dini ve mezhebi ne olursa olun herkesle kardeş olacağız.

Kısaca Türkiye’yi uçuracağız.

Bu açıklama üzerine her birimizin tek söyleyebileceği, inşallah atılan tüm adımlar devletimizin bekası ve halkımızın mutluluğu için olur. Aksi halde ülkemiz, bir kez daha kaosa sürüklenmenin faturasını çok daha ağır öder.

***

Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan, bu kez geçmişe dönüyor.

10 Ağustos, 27 Mayıs’ın izlerinin silineceği tarihtir.

Tamam, tamam da 27 Mayıs 1960 da Türkiye, insanlık ve demokrasi bağlamında derin yara aldıktan sonra neye yarar ki!

Zira aradan bunca zaman geçmesine karşın, 27 Mayıs’ın izleri hala silinmedi.

Cumhurbaşkanı olması halinde Erdoğan’ın silip silemeyeceğini birlikte göreceğiz.

***

Konuşmasının bir bölümünde, Muğla’nın nasıl tavır alacağına değiniyor.

Muğla, dayatma adayına oy vermeyecektir.

Türkiye’nin gücüne güç katıyor muyuz?

Milletin adayına evet mi Muğla?

Muğla inşallah 10 Ağustos’ta tarih ve demokrasi destanı yazacaktır.

Aşık Veysel’den alıntı yaparak konuşmasını sürdürürken, uzun ince bir yolda gece gündüz gidiyoruz. Bize durmak yakışmaz.

2023 muasır milletler seviyesine çıkacağımız yıl olacak.

Dedim ya başbakanın taleplerinin yerini bulup bulamayacağı, halk iradesinin ne şekilde tecelli edeceğinde belli olacaktır.

Her şeye karşın ümit ederiz ki Türkiye adına iyi dilekleri, bir bir gerçekleşir.

***

Tekrar Muğla’ya yapılan hizmetlere dönen Erdoğan;

Muğla’ya 700 yataklı şehir hastanesinin yapımı devam ediyor.

Bodrum’un su sorununu biz çözdük.

İktidar oldukları süre içerisinde Türkiye geneli yanında Muğla’ya yapılan yatırımları da göz önünde bulundurarak;

Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri dizesiyle, hizmette var olduklarına değiniyor.

Ardından Büyükşehir Belediyesine göndermede bulunuyor.

Sorunlarınızı Büyükşehir çözecek. Onun kapısını çalın.

Kim ne derse desin bu sitem içeren bir yaklaşım.

O zaman Muğla olarak denir ki, bu kentin her alanda devlete katkısı, ima içeren bir yaklaşımın önüne geçer.

Turizmden 2013 yılında 37.5 milyar dolar gelir elde ettik. Bu sene 40 milyar dolar bekliyoruz vurgusunda Muğla’nın payı 10 milyar doların üzerinde olması her şeyi açıklıyor.

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının sonuna doğru Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, nasıl bir yol izleyeceğinin altını çiziyor.

Cumhurbaşkanı seçilirsem Muğla’daki tüm yatırımlar bitirilecek.

Ülkemizde 26 hava limanı var iken biz bu rakamı 52’ye çıkardık. Hızlı tren getirdik.

Yapılan hizmetleri rakamlarla açıklarken;

“Yaratılanı severiz, yaratandan dolayı” diyerek, insana hizmet etmekten daha fazla onur olmaz vurgusuyla pekiştiriyor.

Ardından yine muhalif kanada yükleniyor.

Bunların gençlik diye bir derdi yok. 24 yaş sınırını biz getirdik. İnşallah seçme ve seçilme yaşını 18’e indireceğiz. Başka ülkeler gençlerinin bu bağlamda hakkı varda bizim gençlerimizin neden olmasın?

***

Konuşmasını bir takım istek ve temennilerle bitiriyor.

Pazar günü oylarınız çok önemli. Zira ilk defa halkın seçtiği cumhurbaşkanımız olacak.

10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun.

Dualarımız mazlum halklar için de olmalı.

Seçime ilişkin afişlerde kullandığı;

Milli irade, Milli güç.

Hedef 2023 sözüyle konuşmasını bitiriyor.

Sonuçta Türkiye, tarihinde ilk defa olarak, gerçek anlamda halkın oylarıyla Cumhurbaşkanını seçecek.

Bunun anlamı hür iradesinin sandıkta tecelli etmesidir.

Dolayısıyla her birimizin temennisi, aynı seçimin devletimiz ve milletimiz yanında, seçilecek cumhurbaşkanı için hayırlı olmasıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.