Son Düzlüğe Girilirken (I)

Bu haber 08 Ağustos 2014 - 0:32 'de eklendi ve 911 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

10 Ağustos tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi için son düzlüğe girilirken, adaylardan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çarşamba günü Muğla’daydı.

Diğer adaylardan Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş ne hikmetse Muğla’ya gelmediler.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ayrıcalıklı diye bakılsa da son genel seçim sonuçları baz alındığında, CHP ve MHP’nin desteklediği İhsanoğlu gelebilirdi.

En azından belirli kesimin beklentisi vardı.

Böylelikle, Cumhurbaşkanlığı seçimi için Muğla’ya gelen tek aday Erdoğan oldu.

Başbakan aynı gün Aydın ilinde de konuştuğu için Muğla’da vatandaşlarla buluşması oldukça geç saatlerde oldu.

Buna karşın, gözlemlediğimiz kadarıyla pek öyle yorgunluk alametleri yoktu.

Bir saatlik süre içerisinde, her zaman olduğu gibi yine esti gürledi.

Her zaman olduğu gibi konuşmasının önemli bir bölümünü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ayırmadan edemedi.

Hani dense ki onlar birçok yönden nasiplerini aldılar. Hiç abartı değil.

***

Türkiye’nin yıldızı parlıyor diyerek başlayan Erdoğan, akabinde bir çağrıda bulunuyor.

10 Ağustos tarihinde sandığa gidiyoruz. Gitmeyenleri mutlaka davet edelim.

Ümitli olduğum için bu seçimde Muğla’dan farklı sonuç bekliyorum.

Zira milletin adayını destekleyecekler.

Diğer adaylar gibi Erdoğan’ın da vatandaşın sandığa gitmesi için çağrıda bulunması tabiî olan bir şey. Ne var ki bu defa Muğla’dan farklı sonuç bekliyorum. Zira milletin adayını destekleyecekler vurgusunun dayandığı nokta anlamlı.

Belli ki, CHP ve MHP’nin kendi içinden aday çıkaramamasını, lehine bir durum olarak görüyor.

Zaten, öne sürdükleri aday arkasında Pensilvanya, bazı medya ve bir kısım yabancı kuruluşlar var.

Oysa benim arkamda millet var sözleri, çok şeyler ifade ediyor.

Akabinde bir göndermede daha bulunuyor.

Bunlar yönlendirebilecekleri cumhurbaşkanı istiyor.

Tabi ki Tayyip Erdoğan’ı istemezler.

Zira biz dik durduk. Duracağız ve dikleşmeyeceğiz.

***

Cumhurbaşkanı adayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilaveten bilhassa Doğan Grubuna göndermede bulunuyor.

Doğan Grubuna ait yayın organlarında İsrail’in baskı altında olduğuna işaret ediliyor. Oysa Filistin’de 2000 kişi katledildi. Binlercesi yaralandı.

Erdoğan, onların yönlendireceği aday olmadığı, olmayacağı için elbette karşımda olurlar.

Bilmiyorlar ki gösterdikleri aday bir facia.

Ona göre, bazı medya kuruluşlarının karşısında olmasının dayandığı bazı noktalar var.

Bu yüzden karşımdalar diyor.

***

Bu defa, başbakanlık görevi üstlendiği 12 yıllık süre içerisinde neler yaptıklarına değiniyor.

Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik derken, aynı süre içerisinde gerçekleştirilen yatırımlara değiniyor.

Bugün 800 milyar dolan milli gelirimiz var. İhracatımız 153 milyar dolara yükseldi.

Aynı süre içerisinde 205 bin derslik açtık.

Yıllarca IMF’ye bağımlı bir ülke iken bugün borcumuzu sıfırladığımız gibi para verebilecek duruma geldik.

Bizden önce görev yapanların boşalttığı merkez bankasında bugün 133,5 milyar dolar rezervimiz var.

İflasın eşiğine getirdikleri Ziraat ve Halk Bankası bugün saygın kurumlar haline geldi.

Muğla’ya 8.5 katrilyon yardım yaptık. 12 yılda 308 KM bölünmüş yol yaptık.

Dalaman ve Milas Havaalanlarını daha modern hale getirdik. Karayollarında devrim yaptık.

“İş bilenin kılıç kullananın” olduğu için bu işlerde devletten hiç para çıkmadı.

Şimdi hedefimiz 2023 yılında ilk 10 ülke arasında yer almak. Daha sonra ilk 5’şe girmek.

Her halde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle ekonomik göstergeler ve yatırımlar bağlamında altını çizdiği hususların, afaki sözler olduğu söylenemez.

Buna karşın, eleştiriye açık uygulamalar yok mu?

Elbette var.

***

Başbakan Erdoğan’ın en fazla tepki çeken yönlerinden biri şüphesiz, zaman zaman hırçınlaşması.

İlişkin olarak kullandığı üslup!

Bu konudaki eleştirilerden nasibini almış olmalı ki;

Bazıları bize üslup dersi vermeye çalışıyor. Oysa kendilerinin kullandığı ifadeler, hiç yakışık almıyor.

Şüphe yok ki, halkın asla tasvip etmediği hususların başında, liderlerin konuşma anında kullandıkları üslup geliyor.

Liderler kabul etse etmeseler de, özellikle seçim süreçlerindeki konuşma dili hiç yakışık almıyor.

***

Cumhurbaşkanı adaylarından Recep Tayyip Erdoğan, bu defa sözü diğer partilerin ittifak etmesine getiriyor.

Bu ittifak 30 Mart seçiminde kaybetti. 10 Ağustos’ta koltuklarını da kaybedecekler.

Aynı partilerin 30 Mart seçimlerinde beklentilerinin karşılık bulmadığı gerçek olsa da cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra koltuklarını kaybedecekler vurgusu, peşin hükmün göstergesidir.

Konuşmasını sürdüren Erdoğan;

Aynı partiler, eşit şartlarda yarışmıyoruz diyorlar. Oysa biz tek partiyiz. Ya onlar?

Bunlar ipe un seriyor. Biz 16 aylık bir parti iken iktidar olduk.

CHP ve MHP hiçbir zaman milletle kucaklaşamadı.

Oysa biz millete sevdalıyız.

Erdoğan sinirli diyorlar.

Başbakan yumuşak başlıdır. Ama koyun değil.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için son düzlüğe girilirken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Muğla konuşmasında değindiği konular bunlarla sınırlı değildi.

(Devamı Var)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.