Somalı Çocuklar Madenci Olmak İstemiyor

Bu haber 22 Haziran 2014 - 23:55 'de eklendi ve 843 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye’yi bir uçtan diğerine derin üzüntülere sürükleyen Soma Maden Faciası üzerinden tam tamına 5 hafta geçti.

Geçti ya acılar dinmiyor.

Dün gibi taptaze.

Bunun en belirgin göstergesi, maden şehitlerinin defnedildiği mezarlıklar.

Özellikle en fazla kişinin ebedi istirahatgâhına uğurlandığı Soma Mezarlığı, o gün bugün dolup taşıyor.

Bir tarafta yakınlarını kaybedenler, diğer yanda ülkemizin her bölgesinden gelenler, mezarlığı ziyaret ederek Fatiha okuyor.

Yakın çevreden koşup gidenler bir yana, parlamento üyeleri, milli takımımız ve de çeşitli sivil toplum kuruluşları da aynı duyarlılığı gösterdiler.

Sonra, tarihin en büyük maden faciasının yaşandığı Soma’da, ailelere taziye ziyaretinde bulunan ve de şehitlerin mezarlığına uğrayanlar, sadece kendi vatandaşlarımız değil.

Dünyanın birçok ülkesinden gelip, acıları paylaşmak isteyenler var.

Bu da bir önemli noktaya işaret ediyor.

Dini, dili ve milliyeti ne olursa olsun her biri, Allah’ın kulları.

Onların yanında olmak, dertlerini paylaşmak bir insanlık görevidir.

İşte aynı düşüncenin sahipleri, maden faciasının olduğu 13 Mayıs 2014 tarihinden bu yana akın akın Soma’ya gidiyor.

İsteniyor ki Soma halkı acılarıyla baş başa kalmasın.

Bir nebze olsun onların dertlerine ortak olalım.

Bu da, her şeye karşın insanımızın, nasıl bir halis düşüncenin sahibi olduğunun belirgin göstergesinden başkası değil.

Acılarda ve tasada bir olmak.

***

Aynı maden faciasında en fazla etkilenenlerden birinin çocuklar olduğunda şüphe yok.

Nasıl olmasınlar?

Her biri, bir daha babasını ebediyen göremeyecek.

Küçük yavrular bir yana biraz olsun akli baliğ olanlar, bundan böyle baba diyemeyecek.

İşte şu anda Somalı çocuklar böylesine bir haleti ruhiye içerisindeler.

Bu yüzden kendilerine soruluyor.

Büyüdüğünüzde madenci olacak mısınız?

Her biri kararlı bir şekilde cevap veriyor.

Hayır.

Her halde nedeni üzerinde durmaya gerek yok.

Olamazdı.

Onların babasını, aynı maden ocağı ellerinden almıştı.

Bir daha babasının yüzünü göremeyeceklerdi.

İşte bu yüzden her biri, madenci olmak istemiyorum diyordu.

Kim bilir değil, bu tür cevap vermelerinde mutlak olan, temel bir nokta daha vardı.

Ya kendisi de bir gün madenci olur, aynı akıbete uğrarsa!

Geride kalanlar benzer acılar içerisine sürüklenirlerse.

Zira, faciadan sonra evlerinde yaşananları tanık olmuşlardı.

Küçücük dünyalarında öylesine fırtınalar kopmuştu ki, bu yüzden kesinlikle madenci olmak istemiyorum diyorlardı.

Onların bu denli kararlı olmalarında işte bu duygu yatıyordu.

***

Şimdi…

Bu durumda atılması gereken önemli adımlar olduğu açıkça görülüyor.

Babasını kaybeden onca çocukların, içine düştükleri psikolojiden kurtulmaları için her kim olursa olsun destek vermeli.

Başta hükümet kanadı olmak üzere, Manisa Valiliği, Soma Kaymakamlığı ve de birçok sivil toplum kuruluşu, çocukların içine düştüğü o psikolojiden kurtulmaları için yoğun çaba göstermeliler.

Göstersinler ki, bir nebze olsun babasının yokluğu dinebilsin.

Yanı sıra, aileler de mutlak surette psikolojik destek almalı.

Gözlemlediğimiz kadarıyla bu konuda adımlar atılmış vaziyette.

Temennimiz, aynı desteğin uzunca süre devam etmesi.

Aynı yaklaşım, ailelerin normal bir yaşam düzeyine kavuşmasına kadar sürdürülmeli.

Yaşanan acıların tamiri zor olsa da, şu aşamada onların en büyük ihtiyacı, bu tür psikolojik destektir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.