Solmaz Çiçekler

Bu haber 15 Ağustos 2017 - 0:47 'de eklendi ve 600 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

 

“Şehîdin kabrinde bir gül tomurcuk
Bağrının içinden göğe göğerir
Ey bu bahçelerin garip çocuğu
Sen misin bu âlemde tek öldürülen?
Elbet son nefeste Rahîm lütfeder
Şehîdin kabrinde solmaz çiçekler…”

Saliha Malhun

 

Bir süreliğine yurt dışına çıkmıştım. İletişime dair tüm kaynaklarımı kapatıp kendi içimde bir yolculuğa çıkmak istiyordum. Rota olarak da öncelikli olarak İskandinav diyarını belirlemiştim ama; her şey nasip meselesi yolumuz Balkanlara düştü. On günü aşan güzel ve bir o kadar istisnai tamamlayıcı bir seyahattan sonra Balkanlarla ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyordum. Yine nasip diyeceğim; on beş yaşındaki şehidimiz Eren’in hikayesi yüreğimizi dağlamakla kalmayıp bizi çok başka yerlere götürdü.

Balkanları ziyaretimde nerede bir Türk, bir Boşnak görsem yüzlerinde yıllarca çekilen çilelerin izlerini gördüm. Bir o kadar hazin, bir o kadar yürek dağlayıcı. Diğer toplulukların aksine onlar sessiz, ağırbaşlı, lütufkar insanlar. Vakurlar başları dimdik. Balkanların dağlarınca yüce gönüllüleri gürül gürül akan nehirlerince sevgi dolular, doğanın, iklimin bereketince hep veren eller.. Bizleri görünce gözleri ışıl ışıl oluyor. Sözlerinde mertler, karakterlerinde cömertler, ruhlarında asil insanlar. Her türlü zorlukta, baskıda dik başlılar.

Balkanlar dağı, taşı, havası, suyu, insanı ile Karadeniz’imle yer yer benzerlikler taşıyor. Yer yer diyorum çünkü bu bölge kendi içinde o kadar çok farklılığı ve ayrıntıyı içinde barındırıyor ki… Yaşadıkları savaşların, yaptıkları onurlu mücadelenin izlerini vatan topraklarını her bir adımında karşınıza çıkan beyaz kefenlerini sureta giyinmiş ak pak mezar taşlarında görebilirsiniz. Balkan topraklarında Müslüman olmanın bedelini fazlasıyla ödemişler. Şehitlerin mezarlığı güllerle doldurulmuş. Her şehit mezarında açan güller, çiçekler onların makamında daha da nurlanmış. Solmaz çiçeklere dönmüşler.

Karadeniz’in mert delikanlısı on beşlik Eren’imiz de tarihin seyrinde vatanı için canını vermiş bu aslan yürekli genç şehitlerimizin kafilesine katılmış. Sosyal medyadaki hikayelerin yanı sıra Eren’in sekiz yaşlarında dağlarda sırtında odun küfesi ile çekilmiş fotoğrafı dikkatimi çekiyor. Gözlerinde sonsuz ufuklara daldıran o derin bakış, yüzündeki masumiyetin derinliğinde dalıp gittiğimiz iradi tevekkül alıp götürüyor ötelere.. Ötelere, bilmediğimiz belki de hiç bilemeyeceğimiz o şehitlere mahsus güzelliklere.. Eren’in o fotoğrafındaki güzellik sonsuzlanıyor.

Eren’in hikayesi Karadeniz insanımızın mertliğine vatan mevzubahis olunca doğanın ruhlarına nakşettiği dizginlenemez isyanına, gözü karalığına ve de kahramanlığına götürüyor bizi. İstiklal mücadelemizin Karadeniz hattındaki hikayeler bu cesaret, gözüpeklilik, inanç ve kararlılıkla dolu. Yıllardır süregelen terör mücadelesinde de Karadeniz insanının duruşuna saygı duymamak, ibret almamak da imkansız. Eren’in hikayesinde de bizi gaflet uykusundan uyandıracak bir duruşu, bir kararlılığı okuyabiliriz.

İnsanlığın hikayesi güzelliklerle dolu olmalı. Savaşın, zulmün, nizanın, kötülüğün, şerrin, nifakın yeri olmamalı. Şu üç günlük dünya için değer mi bunca çekişmeye, kavgaya, öldürmeye..

Bakın Eren’e.. O masum Anadolu delikanlısına, Karadeniz yiğidine, şehitlik makamının solmaz çiçeğine.. Fakirlik bir yandan, bir yandan babasızlık, bir yandan çevresini kuşatan onca zorluğa karşı hep çalışan, hep mücadele eden ayakları üzerinde dimdik durabilen kahramana..

Bu solmaz çiçeğin, bu on beşlik şehidimizin, canlar canı evladımızın bize tattırdığı yürek yangınların yanında şehadetiyle bize verdiği derse.. SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUAT!..

Eren şehit olurken bile bize çok dersler veriyor. Hayatın ona sunduğu onca zorluk içerisinde bile insan olma sırrınca ruhunda, karakterinde “Biz”de “Bir”de tamamlanabilen bir ruha sahip olma. Benliğin çukuruna gömülüp kaybolanlara, bizlere bir uyarı!.. Şairin seslenişindeki gibi Ey bu bahçelerin garip çocuğu /Sen misin bu âlemde tek öldürülen?” Sen misin tek solmaz çiçek?  Tabiki değilsin.

Geçmişten bugüne özellikle Anadolu’nun kaynağında yetişen nice saf ve masum vatan çocukları var.  Hikayeleri ortak, bir o kadar garip, bir o kadar çilekeş, bir o kadar bağrıyanık. Ama her şeye rağmen ruhları, karakterleri, gönülleri, sevdaları  tutkulu, inançlı ve de onurlu.. İyi ki varsın Eren!.. İyi varsınız bu vatanın solmaz çiçekleri..

“Kim gülmüş dünyadan, kim murâd almış?
Ağlamaz yine de hep kan yutar da..
Şefkat sözcüğünden akrep saraylar
Çağırır ceylânı yetim kuşları
Kıskacında tokat tokat sarar da
Şefkat sözcüğünden akrep saraylar”

Saliha Malhun

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.