Sokağa çıkıp, gündüz elde fener Muğlalı arayacağım…

Bu haber 31 Mayıs 2019 - 0:20 'de eklendi ve 3.091 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Ayhan İçöz hocanın ardından kaleme aldığım yazıma “Muğla’da sıradışı bir eğitimcinin ardından” başlığı atmış, rahmetlinin “sıradışılığını” da vurgulamaya çalışmıştım.

MSKÜ öğretim üyelerinden ve Hamle de köşe komşum Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Namık Açıkgöz de ömrü benzemesin rahmetli Ayhan İçöz gibi tanıdığım sıradışı insanlardandır.

Üniversitemizin her sene yeni öğrencilerini Muğla‘nın tarihi arastası ve kent dokusu ile tanıştıran tek hocasıdır. Namık hocayı sıradışı yapan elbette sadece bu değildir…

Üniversitede Metinbilim Enstitüsü Derneği kurucularındandır ve bu dernek yerleşkede erguvanlarla, lalelerle bezeli “Divan Şiiri Bahçesi” düzenlemesi yaparken, Namık hoca da bu bahçede Erhan İşseveroğlu ve ekibinden bahar şarkıları eşliğinde geçen 17 Nisan‘da bahar şiirleri okumuştur.

Derslerini sıkça okul bahçesinde ve hızını alamayıp Muğla‘nın herhangi bir yerinde de yapabilen Namık hoca, Kötekli‘deki kediler başta sokak hayvanlarının hamisi olduğu gibi, çiçek böcek severliğinin yanında üniversitedeki kedi ve güvercin popülasyonu artışından da sorumludur…

xx           xx           xx

Mimarlık Fakültesi Dekanı olmakla birlikte bir edebiyatçı olan Namık Açıkgöz hocaSiz beni mezar taşlarının okuyucusu olarak bilirsiniz, ama ne şiirde okurum” dercesine geçtiğimiz günlerde bir gece vaktinde Kötekli Yoğurtçu Parkında öğrencilerini başına toplamış şiir okurken görüldü.

Ben sosyal medya paylaşımında gördüm.

O gece ilk paylaşımı (23 Mayıs, 22:55)

Muğla akşamında Kötekli Yoğurtçu parkında Attila İlhan okumak… (Video çekimi için sevgili İlknur Palaİlknur ‘ya teşekkür.)” şeklinde oldu.

Attila İlhan‘ın “Gibi Redifli Gazel” şiirini okumuş. “.. yorgun kadınlar içtik / yalnızlıktan uğuldayan / tuzlu kan gibi / nice akşamlar devirdik / çengi kıyamet / ‘kızıl sultan’ gibi ..

Aynı gece ikinci paylaşımında da (24 Mayıs, 00:11)

Bize her yer şiiristan. Kötekli Yoğurtçu Parkında bir Attila İlhan şiiri daha…” diyen Namık hoca, o seferde Attila İlhan‘ın “ferâhfezâ” şiirini “.. aynalarda kalsa da vazgeçilmez güzelliğin / sen de bir gün elbet ferâhfezâ’yı seveceksin / içinde yorgunluk bulutları belki biraz da kin / pişmanlıkların dumanıyla kararmış olsa da için …” okudu. Güzel okudu mu? Ben o kadar okuyamam…

Yüreğine sağlık, Kötekli böyle de olmalı…

 xx           xx           xx

Prof. Dr. Namık Açıkgöz bu hafta Hamle‘de çıkan yazısına da “Arkeolojinin başkentine yakışır bir il müzesi” başlığı atmış.

Yazısında “Bir yandan merkezî iktidar, bir yandan belediyeler ve valilik, kaymakamlık el atsa, arkeolojinin başkenti Muğla’da uluslar arası bir müze niye yapılmasın?…” diye soran Prof. Dr. Namık Açıkgöz yazısının sonunda “Ben yer olarak Kötekli’yi teklif ediyorum…” dedikten sonra bize de “Ne dersiniz sevgili Özcan, sevgili Nejat?…” diye sorup noktayı koymuş.

Gazetecilik çeşit çeşit. Şimdi “puşt gazeteci” şapkasını giyip, “Her şey tamamda sıra yer seçimine mi kaldı?” diye soruya soru ile cevap vermek mümkün, ama…

Manisa doğumlu Namık hocanın ne kadar “Muğlalı” olduğunu ve Muğla’nın dertlerini nasıl dert edindiğini de biliyorum.

Gecenin bir vaktinde Yoğurtçu Parkı‘nda şiirler okunan Kötekli‘ye elbette bir müze yakışır… Zaten bir tane de üniversite yerleşkesi içinde (Mulaj Müzesi) var…

Nazım Hikmet‘in “Ceviz ağacı” şiirinde “.. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda / Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında ..” dediği gibi, kimse farkında değil…

xx           xx           xx

Namık hocanın “Bir yandan merkezî iktidar, bir yandan belediyeler ve valilik, kaymakamlık el atsa, arkeolojinin başkenti Muğla’da uluslar arası bir müze niye yapılmasın?…” sözüne katılmamak mümkün değil, ama…

Namık hocam bu sözü Denizli’de söylemiş olsa “tamamdır” derim de Muğla’da olunca “tamam” demek oldukça zor. Hatta mümkün değil…

Olumlu anlamda örneği yok. Bir tane var, o da yanlış örnek. Dönemin AK Parti Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu ile dönemin mülga Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün elele verdiler tarihi Adliye Sarayı‘nı (yenisi hizmete girince) mülga Muğla Belediyesi’nin Başkanlık Binası yaptılar…

Terzibaşıoğlu‘nun gayretleri ile 49 yıllığına Hazine‘den tahsisi sağlanan tarihi bina bugünde Büyükşehir Başkanlık Binası olarak hizmet veriyor.

Muğla,bu sayede tarihi bir yapının yaşama kazandırımasından ve Osman beyin görkemli bir makam odası sahibi olmasından başka ne işe yaradı?

Biz o zaman o yapının üniversiteye tahsis edilmesini ve şehrin ortayerine bir Güzel Sanatlar Fakültesi kurulmasını önermiştik. Olsaydı, bugün Kentsel SİT‘teki tarihi Muğla Evlerinde pansiyonculuk başlamış, Arasta boşalmamış, şehir öğrencilerle cıvıl cıvıl olurdu… Muğla‘nın bir Kembric (Cambridge) olmasını hayal eden Kurucu Rektör Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı da çok istemişti, ama…

xx           xx           xx

Şimdi, neredeyse 10 yıla yakın süredir rahmetli Süleyman Demirel‘in de bir yıl orta kısımda öğrencisi olduğu tarihi Turgutreis Lisesi binasının Mimarlık Fakültesi olarak hizmete alınması çalışmaları var… Ama sonuç yok!

Milli Eğitim ve Orman teşkilatlarının malı kıymetlidir…

Ancak AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın‘ın Muğla Orman Bölge Müdürlüğü sırasında Karadağ‘dan “tahsis” sağlanmamış olsaydı bugün ne Tıp Fakültesi, ne de Hastanesi vardı…

İbrahim AydınMuğlalılık” yapmıştı… Emekli Mustafa Aksan dahil, O‘ndan sonra gelen İl Milli Eğitim Müdürleri‘nin hiçbirisi “Muğlalılık” etmedi…

MUTSO yöneticileri de “Muğlalı” olamadılar…

MUTSO yöneticilerinin Muğlalılıklarına yarın bakarız.

AK Parti Muğla Milletvekilleri içinde de kendisinden sonra Seyfi Terzibaşıoğlu gibi bir “Muğlalı” çıkmadı!

Çıksaydı bugün Recai Güreli Caddesi Mimarlık Fakültesi öğrencileri ile cıvıl cıvıl olurdu…

Akademik eğitimci olmanın yanında İlköğretim Genel Müdürlüğü yapmış biri olarak dönemin Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden‘den umutlanmıştık, ama Muğla‘nın umut dağlarının karı hiç kalkmıyor…

xx           xx           xx

Ah Namık hocam ah… Sallarsan çalıyı, söyletirsin deliyi… Yunan filozof Diyojen bilirsiniz, Sinop sokaklarında gündüz elinde fenerle dolaşırken bunun nedenini soranlara “Adam arıyorum” demiş.

Ben de yakında elde fener Muğla sokaklarına düşüp “Muğlalı” aradığımı haykıracağım…

Dönemin Kültür Turizm Bakanı Ertuğrul GünayMuğlalı” değildir, ama “adam”dır…

Döneminde Muğla‘nın CHP’li Belediye Başkanlarından yararlanmasını bilenler “ki en çarpıcı örnek Ortaca eski Belediye Başkanı Hasan Karaçelik’tir…Günay‘ın Bakanlığından çok yararlandılar….

Günay o günlerde, bugün üniversitemizin TEKNOPARK binasının yükselmekte olduğu Marmaris-Denizli karayolu kavşağındaBölge Arkeoloji Müzesi” kurabileceklerini açıklamıştı.

Ne yazık ki bugün aynı bölgede Uğur Mumcu Bulvarı sonunda Soğanlar Ailesinin arazisine “hukuk kavgalı”, şimdilerde “Bölge Müzesi” olarak dillendirilmekte olan, ilk başlarda “Kent Müzesi” olarak açıklanmış bir müze yaptırmakta olan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün buna sıcak bakmamıştı…

Sanıyorum böyle bir müzenin şehirde Kışla Park‘ta olabileceğini söylemişti…

Şimdi “Bölge Müzesi” denilmeye başlanan müzenin Kışla Park’ta değil de o bölgede yapılması dikkate şayan…

xx           xx           xx

Namık hocam yazısına “Arkeoloji, dendiği zaman aklımıza birkaç il gelir. Muğla, Antalya, Aydın, Hatay, Adıyaman, Urfa… Buna birkaç isim daha ekleyebilirsiniz ama düşünerek eklersiniz. Arkeoloji konusunda ilk akla gelen üç isimden biri mutlaka Muğla’dır. Tüm il alanına yayılmış arkeolojik alanlar, ören yerleri, eserler 195 tarihî antik kentin Muğla’da bulunduğunu bilirsek, ‘ARKEOLOJİNİN BAŞKENTİ’ denmeye layık bir şehirdir Muğla…. Evet… Muğla Arkeolojinin başkentidir ama başkente layık bir arkeoloji ve sanat tarihi müzesinden mahrumdur.” diye başlamıştı…

Haklı.. Doğru söylüyor.. “Ne yapılmalı?” sorusunun yanıtını yarın ararız.

———————————–                                                                ———————————–

GÜNÜN SÖZÜ: Bilim ve sanat, itibar görmediği toplumları terk eder. (İbn-i Sina)

ÇİVİ

Uluslararası Muğla Yörük Türkmen Toyu 8-9 Haziran’da yapılıyormuş. Arkadaşım “Bırakın şu toy işleri” demez mi?

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

—————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Mehmet Keza KUNDAKÇI 31 Mayıs 2019 / 10:58

Değerli fikir işçisi dostum merhaba,
Muğla’da yaşayan herkesi Muğla’lı olarak düşünmek gerek diye düşünüyorum ama ÖNCE İNSAN OLMAK KAYDI İLE
KENDİNİ SEVEN, KENDİNE DOLAYISI İLE TOPLUMA SAYGI GÖSTEREN, ÇEVREYE, DOĞAYA,TARİHE KÜLTÜRE BİLİME İNANAN VE SAYGI DUYAN, NEREDEN GELİP NEREYE GİTMEKTE OLDUĞUNU ANLAYABİLEN, OKUYAN, ARAŞTIRAN, SORGULAYAN, ÇÖZÜMDEN YANA ÖNERİSİ OLAN, KAVGAYA DEĞİL DOSTLUĞA, BARIŞA, BİRLİĞE, DİRLİĞE, BERABERLİĞE, SAMİMİYETLE BAĞLI, AHLAK VE MORAL DEĞERLERE SAHİP İNSAN BULABİLMEK ASIL MESELE,
Selam ve saygılarımla,
MKzK ORTACA,