Siz Hangi Demokrasiden Bahsediyorsunuz?

Bu haber 10 Nisan 2014 - 19:55 'de eklendi ve 1.026 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER

Oldum olası demokrasi lafına takılırım.

Özellikle Türkiye için söz konusu olduğunda.

İlişkin olarak, her kim olursa olsun, özellikle siyasiler demokrasiden dem vurduğunda şüphelerim daha da artar.

Nasıl artmasın?

Geçmişten günümüze, hep lafını ettiler.

İş uygulamaya geldiğinde, bin bir mazeret öne sürüldü.

Oysa asıl olan, söylemlerle icraatın örtüşmesidir.

Değil mi ki, eşitlik, insan haklarına saygı ve de yönetim bazında geçerli olan tek gerçek demokrasi.

Türkiye, hedef büyülten bir ülke olarak lanse edildiğine göre demokrasiden gayri hiçbir seçenek yoktu.

Ne edip edip, eksiksiz uygulamaya konmalıydı.

Değilse hep lafta kalacağı için inandırıcılık vasfınız kalmaz.

Geleceğin ülkesinden dem vuramazdınız.

***

Aslında yeri geldiğinde sıkça kaleme aldığım bu konuyu bir kez daha gündeme getirmem, bir menfur olay üzerine.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantı salonuna giderken, kendini bilmez birisi tarafından darp ediliyor.

Hem de onca parti tarafları ve milletvekilleri olduğu halde.

Bereket anında müdahale edildiği için genel başkan küçük bir sıyrıkla kurtuluyor.

Şimdi…

Kılıçdaroğlu belki küçük bir sıyrıkla kurtuldu ama asıl kurtulamayan, yıllardır sözü edilmesine karşın uygulamada hep yaya kaldığımız demokrasi.

Yani sözde demokrasimiz.

Bu arada şu denebilir.

Bunun demokrasiyle ne gibi ilgisi olabilir?

Kaldı ki, hiçte arzu edilmeyen bu tür bir eylem sadece ülkemizde olmuyor.

Demokrasinin kökleştiği birçok Avrupa ülkesinde dahi benzer olayları gözlemledik.

Evet, o ülkelerde de olmuyor değil.

Ne var ki arada çok önemli farklar var.

O ülkeler devlet büyükleri veya parlamenterleri, hiçbir zaman kendi vatandaşı tarafından, bizde olduğu gibi bir eyleme maruz kalmadılar.

Onlar, genellikle ülkesinin izlediği politikayı telin eden bir başka ülke vatandaşı tarafından protesto edildiler.

Bilhassa, ülkesi istilaya maruz kalmışsa!

Veya, bir yaptırım söz konusu ise başka ülkeler vatandaşı tarafından benzer saldıralar oldu.

Bizde öyle değil ki!

Siyasi tarihimiz boyunca rahmetli İsmet İnönü ve Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Deniz Baykal ve Doğu Perincek’e saldırılar altında hep kendi insanımızın eylemleri vardı.

Hal böyle olunca tek söyleyebileceğimiz, demokrasi anlayışımızın anlaşılmaz olduğu.

Oysa demokrasinin temel normları arasında böyle fütursuzluklar yoktur.

Birinin sahip olduğu demokratik kurallar, başkasının haklarının başladığı yerde biter.

Dolayısıyla hiç kimse, Kılıçdaroğlu olayında olduğu gibi bir hakkın sahibi olamaz.

***

Aslında demokrasiden ne anladığımızı CHP Genel Başkanına saldıranın deli saçması sözlerinden anlaşılıyor.

Neymiş efendim?

Kılıçdaroğlu’nu beğenmiyormuş!

Sanki onun tasvip etmesi çok önemliydi!

***

Ne denli üzülsek, dahası hayıflansak da bu olay birçok batılı ülkenin hakkımızdaki kanaatini pekiştiriyor.

Neredeyse yarım asrı geçen süre öncesinde müracaat etmemize karşın hala AB’ne tam üyelik vasfını kazanamayışımız altında yatan temel kriter, bu olayda bir kez daha kendini gösteren eylemler silsilesinden başkası değil.

Türkiye’den çok sonraları müracaat eden ülkeler, birliğin asil üyeleri kabul edilmesinin başkaca izahı yok.

Kaldı ki, AB temsilcilerinin her platformda, Türkiye’de insan haklarının ihlal edildiği savını öne sürmeleri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olayında açıkça gözleniyor.

Bu durumda dense ki, AB’ne tam üyelik bağlamında asıl engeli kendimiz koyuyoruz.

Yalan da değil.

Sonuçta bu olay, başkalarının, siz hangi demokrasiden dem vuruyorsunuz? İddiasını ne yazık ki bir kez daha pekiştirdi.

Gel de üzülme…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.