SİZ 12 EYLÜLCÜ MÜSÜNÜZ?

Bu haber 20 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 705 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Dün
bütün gün… Siyasi partilerin grup toplantılarını… Kendi aralarındaki
görüşmeleri… Demeçleri, yazıları, yorumları izleyip durdum. Ve “siyasal
husumetin” her şeyin önüne geçtiğini bir kez daha gördüm. Değişimin ilkeli
siyasetini” yapan hiçbir kurum olmadığı için sınırlı, kısıtlı ve ürkek anayasa
değişim paketi bile yersiz, mantıksız ve anlamsız kısır bir siyasi çekişmenin
konusu olabiliyordu… Örneğin… Otuz yıldır darbeci beş generalin çizdiği
sınırdan rahatsız olmayan ve buna karşı demokratik bir isyanı başlatmayan CHP,
meclisten geçen, ayılıp bayıldıkları Anayasa Mahkemesi’nin onayını alan, ayrıca
da  AB’den destek gören değişiklik
paketine “sivil dikta” diyebiliyordu… Üstelik… Anayasa değişim paketi
görüşmeleri sırasında, bu değişimin çok daha kapsamlı ve köklü olmasına yönelik
hiçbir katkıda bulunmamıştı… Mesela, Askeri Yargıtay ve Danıştay’ın işleyişini
düzenleyen Anayasa’nın 156 ve 157. maddelerini kısmen değiştirmek yerine tümden
kaldırılmasını, böylece yargı sisteminin çift başlılıktan kurtarılarak
tabiileşmesini sağlayabilirdi… AK Parti düşmanlığı asıl olduğu için bu mesele
CHP’nin umurunda bile olmadı. Bir siyasi parti nasıl 12 Eylülcü olabilir? Bir
parlamenter nasıl 12 Eylülcü olabilir? Bunu hiçbir şekilde anlamak mümkün
değil. “Sivil siyasetten” yana olan bir parti, 12 Eylül anayasasının kısmen de
olsa değişimine, gerçek bir demokrasiye ulaşmak için destek mi verir, köstek mi
olur? Bizim siyasi partiler… Darbeci generaller ve onların rejiminden
kurtulmak yerine… Muhalefet-iktidar dalaşında kimlik arıyorlar… Zaten
demokratik bir ihtiras söz konusu olsa, otuz yıl boyunca 12 Eylül rejimiyle
koyun koyuna yatarlar mıydı? Bir siyasetçi her ne olursa olsun 12 Eylül
rejiminden kurtulma olanağını desteklemiyor ise utanmalıdır. Çünkü 12 Eylül
denince karşınıza ilk çıkan satırlar şunlardır: “Türkiye Büyük Millet Meclisi
lağv edildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası tamamen rafa
kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askeri dönem
başladı.” Eğer her gün Türkiye’nin çocuklarını öldüren çatışmaya karşı iseniz,
gene ilk hedefiniz kısır siyasi çekişmeden rant sağlamak yerine 12 Eylül rejimi
olmalıdır. Çünkü… 12 Eylül sonrasında Kürtlerin “Dağ Türkleri” olduğu ilan
edilmişti. Genelkurmay Başkanlığı’nın bastırdığı “Beyaz Kitap”ta, aklı, vicdanı
ve sağduyusu olan herkesin yüzünü kızartacak olan şu açıklama yer almıştı: “Dağların
yüksek kısımlarında, tepelerde yaz kış erimeyen karlar vardı. Güneş açınca
üzerleri buzlaşan camsı parlak bir tabaka ile örtülürdü karın yüzü. Üstü sert
altı yumuşak olurdu. Bu karın üstünde yürününce, ayağın bastığı yer içeriye
çöker, ‘krt-kürt’ diye ses çıkarırdı. Doğulu Türkmenlere, Kürt denmesinin
nedeni buydu. Bölücülerin Kürt dedikleri, yüksek yaylalarda, karlık bölgelerde
yaşayan Türklerin karda yürürken ayaklarından çıkardıkları sesin adıydı
aslında.”  “Evrensel hukuktan yana bir
yargı” isteyen herkesin de ilk önceliği 12 Eylül rejimini tasfiye etmek
olmalı… Çünkü… 12 Eylül kemik yaşını büyüterek, hiçbir kanıta dayanmadan,
bomboş bir hukuksal dosyayla 17 yaşındaki Erdal Eren’i asmıştı. Daha da
utanılacak olanı ise… Erdal Eren’in idamına ilişkin Kenan Evren’in 3 Ekim
1984’de Muş gezisi sırasındaki konuşmada söyledikleri olmuştu: “Şimdi ben, bunu
yakaladıktan sonra mahkemeye vereceğim ve ondan sonra da idam etmeyeceğim, ömür
boyu ona bakacağım. Bu vatan için kanını akıtan, bu Mehmetçiklere silah çeken o
haini ben senelerce besleyeceğim. Buna siz razı olur musunuz?” Otuz yıldır 12
Eylül rejimine isyan etmeyen… Sınırlı, kısıtlı ve ürkek bir değişiklik
paketini düşman ilan eden ama derinleştirmek ve genişletmek için kılını
kıpırdatmayan… AK Parti düşmanlığı nedeniyle askeri darbeyi bile tercih eden
bir zihniyet, gizli ya da açık “12 Eylülcü”dür. Bir an derin nefes alın…
Vicdanınızı dinleyin… “Değişim siyaseti” peşinde olsanız “evet” mi dersiniz,
“hayır” mı? Yok eğer… “Hayır” diye tutturuyorsanız, siz siyasal kısır
tartışmaların fanatik bir taraftarı, açık bir AK Parti düşmanı ve gizli bir 12
Eylülcü sayılabilirsiniz. Şayet değilseniz… “Burada partiler ve onların
siyasal çıkar kavgası mı önemli, yoksa 12 Eylül rejiminin çok ‘yetersiz’ de olsa
kısmı tadilatı ve bu tadilat ertesinde gerçek bir demokrasiye doğru yol
alabilme umudu mu önemli” sorusuna cevap verin. Ama hiç olmazsa kendinize karşı
samimi olun cevap verirken.

MEHMET
ALTAN     14/07/2010     STAR GAZETESİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.