Siyasilerden Sıra Muğla’ya Gelmiyor!

Bu haber 14 Ocak 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.331 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk ve AK Parti İl Başkanı Nihat Öztürk bir milletvekilliği uğruna adeta “Benden sonra tufan” dediler.

Soyadları “Öztürk”… (!)

Akraba değiller. Mustafa Öztürk Ula doğumlu YatağanlıNihat Öztürk ise Giresun kökenli, İstanbul/Beykoz kökenli bir Marmarisli

Akraba değiller, ama sanki kaderleri “il başkanlığında” kesişmiş. Oradan ötesi ikisi için de “milletvekilliği”… Yaşananlara bakınca onlar hakkında bu konuda benim pek umudum yok.

İkisi de teamülleri yıktılar.

İl Başkanı denildi mi “Muğlalı olur” idi… Dönemlerinde biri Yatağan’dan biri de Marmaris’ten gelip gittiler.

xx        xx        xx

Daha önce de yazdım. Arkalarında kocaman bir yangın bıraktılar.

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün rahatsız oluyor. O yüzden CHP’deki yangından söz etmeyeceğim. Sayın Gürün’ün İl Başkanı Mürsel Alban’da rahatsız oluyor. O yüzden bu gün kendisinin Muğla Belediyesi’nden aldığı işlerin dökümünü yapmayacağım. Öteki meslektaşlarım yapabilirler. Hep birlikte yüklenmiş de olmayalım!

Üstelik AK Parti’deki yangın çok daha yakıcı… Eğer o yangın bir an önce söndürülüp, küllendirilemezse bundan sadece AK Parti değil, Muğla da zarar görmeye devam edecek!

xx        xx        xx

Evet, AK Parti’yi konuşalım.

AK Parti’deki yangının alevleri her taraftan görülmeye başladığında bir zamanlar aynı mesleği paylaştığımız ve artık emlakçilik yapan ve AK Parti’nin tanınmış isimlerinden olan Mete Kalay twitırda şu sözlerini paylaşmıştı:

Muğla’nın sorunları saymakla bitmez.

Ama; önce Muğla’daki politikacıların sorunlarını bir çözelim.

Muğla ve Muğlalının acelesi ne yahu?

Okuyunca bayıldım… Twitırda alıp ben de paylaştım. Mete Kalay, muhtemelen partisinde olup bitenlere tepkiyle bu ifadede bulunmuştu. Yine muhtemelen o sözlerinin CHP içinde uygun düşebileceğinin farkında değildi!

Mete Kalay, aslında hem CHP’deki hem de AK Parti’deki hastalığı o sözleri ile çok güzel ortaya koymuş. Güldüm. Ağlanacak halimize güleriz ya…

xx        xx        xx

Halen tam donanımlı Tıp Fakültesi’ne sahip olamadıysak; hala doğal gaz kullanmıyorsak; hala Sandras suyu içemiyorsak; hala turizm merkezlerinin altyapı sorunları çözümlenememişse; hala Muğla’da 12 ay turizm yapılamıyorsa; hala DenizliAydınYatağanMilasGüllük özel demir yolu hayata geçirilemediyse; hala soğuk hava depoları ve paketleme tesisleri ile tarıma dayalı gıda ihtisas organize sanayi bölgesi kurulamadı ise; hala Bafa Gölü’nün kirliliği önlenemiyor; başta İztuzu Kumsalı olmak üzere Muğla kıyılarındaki günü birlik alanlarında mafyalaşmak gelip yeniden kapımıza dayandı ise…

Daha uzar gider bu… Ortaöğretim Kampusunu, İkinci Etap TOKİ Evlerini ve diğerlerini siz ekleyin…

O “ise…”lerin hepsinden başta CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk ve AK Parti İl Başkanı Nihat Öztürk olmak üzere her iki partinin kurmayları sorumludur.

Beyler Muğla’ya kaç yıl kaybettirdiğinizin farkında mısınız?

xx        xx        xx

Tabi “Muğla’nın ve Muğlalıların da acelesi yok”…

Osun vasın… Olu gide… Yaveş yaveş…

Farkında mısınız, hiç birimizin torunu (artık çocuklardan vazgeçtim) gelecekte hiçbirimizin hangi partiden olduğuna bakmayacak. Hangi partiye aptal aptal oy verdiğimizi bile sorgulamayacak.

Bu satırlarla sakın rahatlamayın.

Hepimizin torunları hepimize bir şey yapacaklar. Hepsi hepimize lanet okuyacak. Hiçbirisi haklarını helal etmeyecekler!

xx        xx        xx

CHP’de neredeyse bir haftadır kazan kaynıyor. Kazanın kapağı sıkı sıkıya kapatılmış olsa da bir biçimde o kazan patlayacaktır. Mustafa Öztürk milletvekili olma sevdası ile “Kaçanın anası ağlamaz” dercesine ortadan kayboldu. “Yarın seçim sürecinde bunların yüzüne bakacağım” deyip, bir toplantı düzenleyip basınla helalleşmeyi bile akıl edemedi…

Belki de basının yüzüne bakacak hali kalmadı.

AK Parti İl Başkanı Öztürk, soyadı adaşı Mustafa Öztürk gibi ortadan kaybolmadı!

Ama AK Parti’de kaynayan kazanın kapağı filan da yok… Kazan taşıyor!

Muğla’dan Ankara’ya il başkanı adayı olmak üzere 11 kişi gitti. Bir ikisini tenzih ederek söylüyorum; birbirlerinin çamaşırlarını ipe astılar… Aday adaylarının ne cemaatçilikleri kaldı, ne başka bir şeyleri…

Ben olsam arkadaşlarını ilkokul öğrencisi gibi veya gestapo gibi “gammazlayanları” iddialarını bile dinlemeden, bırakan il başkanı adayı yapmamayı partiden ihraç ederdim!

xx        xx        xx

Tabi Nihat Öztürk adaşı Mustafa Öztürk gibi ortadan kaybolamazdı. Hala İl Başkanı… Ankara’ya il başkanı olmaya gidenlerle birlikte olması gerekirdi. Ama olamadı da…

Nihat Öztürk Ankara’ya partisinin il başkanı aday adayları ile birlikte gitmesi ve orada onların hepsine ağabeylik (parti büyüğü olarak) yapması gerekirken, adayları ve asıl adayı ile gitti.

Nihat Öztürk’ün adayları baştan beri Yelda Şah Gökcan, Mustafa Toksöz ve Esat Tugay olmakla birlikte “adayı” ise hep Esat Tugay oldu… Sürece müdahale etmese belki de Tugay çoktan seçilmiş olacaktı…

Nihat Öztürk’ük sıkıştığı yerlerde Şadi Pirci’nin ve Dr. İskender Gencer’in adayı olduğunu da söylemekten geri durmadı.

Oysa aday adaylarının içinde Şadi Pirci, Gültekin Akça ve Dr. İskender Gencer kimsenin adayı ve “adamı” değildi… Ve İl Başkanı Nihat Öztürk, izlediği ilkesiz çizgi ile galiba olası milletvekili adaylığını da tehlikeli bir hale getirdi.

xx        xx        xx

Benim hala anlayamadığım, anlamakta güçlük çektiğim nokta ise AK Parti’nin eski Milletvekillerinden Dr. Seyfi Terzibaşıoğlu’nun da o 11 aday adayının içinde bulunması oldu. Neden?

Bu Muğla siyasetinde görülmüş bir şey değil. Tabi 23. Dönem CHP Muğla Milletvekili Ali Arslan bunu yaptı, ama partisi onay vermedi. Kongreyi kaybetti. AK Parti’de CHP’deki gibi kongre olmadığı için 22. Dönem AK Parti Muğla Milletvekili Terzibaşıoğlu’nun çıkışının kabul görüp görmediğini anlayamayacağız.

Anlaşılır olan bir şey varsa o da Arslan ve Terzibaşıoğlu’nun Muğla siyasetindeki bir teamülü yıkmaya çalışmış olmaları…

Tabi başta da vurguladığımız gibi Mustafa Öztürk ve Nihat ÖztürkMuğlalı il başkanı” teamülünü yıkmış oldular. Yıkılanın altında kalan ise Muğla oldu… Mete Kealay’ın dediği gibi “Ne yapalım, hele bir siyasilerimizin sorunlarını çözelim de…” diyeceğim, ama pek çözülecek gibi de görünmüyor!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
EFENDİ CAN 20 Ocak 2015 / 23:56

MUĞLA BİZİM SAYILIR,ÖZTÜRKLERİ BİR HALLEDELİM GERİSİ GELİR ÜSTADIM..METE KALAYIN DEDİĞİ GİBİ..