Siyasi Panorama Değişirken

Bu haber 30 Temmuz 2015 - 17:12 'de eklendi ve 944 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Son günlerde yaşadığımız gelişmeler, önümüzdeki günlerin ve yılların nasıl yaşanacağına ilişkin bir takım ipuçları vermektedir. Geride bıraktığımız 10’ar yıllık dönemler de yeterince fikir edinmemize kaynaklık etmektedir. Bu açılardan bakıldığında olaylara ilişkin iyimser yaklaşımlardan ziyade kötü bir tabloyla karşılaşacağımız izlenimine kapılıyorsunuz.

Büyüme rakamları açısından kısa bir tarihsel değerlendirme yaptığımızda; 1950-1960, 1961-1965, 1983-1992 ve 2002-2014 yılları arasında yüksek ve istikrarlı bir ivme yakalandığı dikkat çekmektedir. Bu yıllarda yakalanan başarı aynı zamanda haklarını teslim etmek gerekirse tek parti hükümetlerinin başarısıdır. Ancak bu hükümetlerin sonları ne yazık ki çoğu zaman hazin olmuştur.

1960 yılında başlayan siyasete ayar verme müdahaleleri, istikrarlı bir şekilde, her on yılda bir, 1971 ve 1980 darbeleriyle gerçekleşerek, Türk siyasi tarihinde yerlerini almıştır. Özellikle son 1980 darbesi hiyerarşik yapı korunarak, sistemli ve organizasyonlu gerçekleşen darbe olma özelliği taşımaktadır. Elbette sonuçları bakımından da hala araştırılması ve analiz edilmesi gereken bir darbedir. Öyle ki, kimi çevrelerce özgürlükçü anayasa kabul edilen 1961 anayasası 20 yıl sonra yürürlükten kaldırılırken 82 anayasası aradan geçen 35 yıla rağmen hala yürürlükte kalabilmektedir. Yaşları müsait olanların hatırlayacağı, müsait olmayanların ise okuyabileceği gibi 61 anayasası elbise bol geldi argümanlarıyla daraltılarak halka kabul ettirilmiştir. Bu darbe başarılı görüldü ki 1997 yılına kadar yani 17 yıl müdahale olmadan siyaset zemininde sorunlar çözülmeye çalışmıştır. Zaten sonradan post-modern darbe olarak kavramsallaştırılan bu darbe, diğerlerinden pek çok açıdan ayrılır. Son askeri müdahale girişimi ise yine 10 yıl sonra 2007’de internet andıcı adıyla gündeme gelmiştir.

Görüldüğü gibi ortalama 10’ar yıllık periyotlarla istikrarlı büyüme oranlarına sahip olmuşuz yine 10’ar yıllık periyotlarla siyasete müdahale ve darbeler dönemi yaşamışız. Her istikrarlı dönemin sonunda bir takım kaos senaryolarıyla siyasi otorite zaafa uğramış veya uğratılmış sonrasında ise “kurtar bizi baba, Karaoğlan, Özal ve Erdoğan” sloganlarıyla yeni bir tek parti iktidarı gündeme getirilmiştir.

Uluslararası senaryoların sürekli gündemde olduğu Ortadoğu coğrafyasında Türkiye’nin işi oldukça zordur. 90 yıllardan itibaren Irak’ta yaşanan gelişmeleri, Tunus’ta başlayıp Suriye’ye dayanan Arap Baharı süreci takip etmiş, neredeyse güney sınırımız ortadan kalkmıştır. Tunus’ta başlayan bir nevi demokratikleşme hareketleri, Mısır ve Suriye’de etkili olmuş ancak bu ülkelerde İhvan (Müslüman Kardeşler) partilerinin iktidara gelmesi hesapların değişmesine neden olmuştur.

Ülke içinde Çözüm Süreci devam ederken, Alevi, Roman açılımları ile etnik, dini, mezhepsel farklılıklar azaltılmak istenmiş iken sınırlarımızda cereyan eden olaylara hızla sürüklenme tehdidi altında kalınmıştır. Nihayet, Türkiye Cumhuriyeti, uzunca süredir dışında kalmaya çaba sarf ettiği Ortadoğu’daki sıcak çatışmalara müdahil oldu. Bugüne kadar sınırlı destek verdiği Anti-IŞİD koalisyonuna gövdesini koyarak katılma kararı aldı ve Suriye’deki IŞİD, Irak’taki PKK hedeflerini vurdu.

Şimdiye kadar Türkiye’nin içten ve dıştan gelen tüm baskılara rağmen sürdürdüğü istikrarlı siyaset, 7 Haziran seçimleri sonunda noktalanmış oldu. Seçimlerden bu yana yeni hükümetin kurulamaması, erken seçim ihtimallerinin güçlenmesi ve PKK’nın Kandil’den yönettiği partinin siyaset üretememesi sonucu 90’lı yılları andıran terör eylemlerinin yaşanmaya başlaması Siyasal İktidarı köşeye sıkıştırdı. Her şeye rağmen Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ortamda mücadele etme veya bu ortamdan en az kayıpla çıkmak için yeterli bilgi, deneyimi mevcuttur. Daha fazla vatan evladı şehit olmadan Türkiye’nin yeniden Ortadoğu’nun güvenli ve istikrarlı adası olmasını temenni ediyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.