Siyasi Kutuplaşmanın Cazibesi

Bu haber 13 Eylül 2015 - 19:51 'de eklendi ve 1.203 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Türkiye, 1 Kasım seçimleriyle birlikte son 20 ayda dördüncü kez sandığa gitmiş olacak. Seri seçim süreci Mart 2014 Mahalli İdareler seçimiyle başladı, Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimiyle devam etti. Yıl değişti, Haziran 2015’te Milletvekili genel seçimine gidildi ve nihayet 1 Kasım’da bu seçimin tekrarlanmasıyla yoğun seçim dönemi şimdilik sona ermiş olacak. Bu seçimden de siyasi istikrar çıkmazsa peşinden yine, yeni seçimler yaşayabiliriz.

Bu kadar kısa sürede yaşanan bu seçimler ekonomiden, dış siyasete pek çok alanı doğrudan etkilemektedir. Zaman zaman vurguladığım gibi seçim süreçlerinde algı yönetimlerine teslim olarak adeta akıl tutulması yaşıyoruz. İdeolojik veya ciddi program tartışmaları yerine duygusal ve günlük tepkilerle ülke gündemini yorumlayarak tavır geliştirmeyi tercih ediyoruz. Duygusal değerlendirmeler ve tepkiler bir süre sonra belirli kişi, parti veya gruplar arasında kutuplaşma yaratmaktadır.

Her seçim dönemine girerken ülke gündemi yanında yerel gündemi öne çıkarmaya çalışırım. Çünkü seçim sonrası günlük hayatımızı, geleceğimizi ve yaşam kalitemizi belirleyen yerel sorunlarla baş başa kalıyoruz.

Yerel yönetimler dikkate alındığında ilimiz oldukça istikrarlı bir yapı sergiliyor. 40 yılı aşan süredir aynı partinin yönettiği belediyelerimiz var. Seçilen başkanlar önemli hatalar yapmazsa halkın takdirini kazanmakta fazla zorlanmıyorlar. Muğla seçmenin siyasi alanda yeni isimlere veya sürprizlere prim vermediği yerel siyaseti takip edenlerce gayet iyi bilinmektedir. Bu tespitlere elbette katılan olduğu kadar katılmayan da çıkabilir ama seçim istatistikleri incelendiğinde ortaya böyle bir tablo çıkmaktadır.

Milletvekili seçimlerinde de benzer şekilde hatta daha istikrarlı bir yapı gözlenmektedir. Muğla, 1950 seçimlerinden 1999 seçimlerine kadar Merkez Sağ olarak kabul edilen partilerin seçimlerde birinci parti olduğu bir il olagelmiştir. 1999’dan itibaren ise önce DSP, daha sonraki seçimlerde CHP’nin birinci parti olduğu bir ildir. Hatta bu tablo 2004 seçimleri hariç Mahalli İdareler Seçimlerinde İl Genel Meclisi ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde geçerlidir.

Son yıllarda artan siyasi kutuplaşma ülke genelinde AK Parti’ye, yerelde de iline göre CHP, HDP ve MHP’ye yaramaktadır. Hatta bu siyasi durumu ifade etmek üzere “cepheleşme siyaseti” denilen kavram bile üretildi. Seçim süreçlerine girildiğinde taraflar program, proje ya da ideolojik tartışmalar açmak yerine kılıçları hemen çekerek, kutuplaşma yolunda adım atıyorlar. Bu sayede hem ülke gündemi hem de yerel gündem rafa kaldırılıyor, taraflar birbirlerine yükleniyor, seçmen de bu ortamda tercihini kullanmak zorunda kalıyor.

Haziran seçimleri öncesi yani 3-4 ay önce seçim gündeminde neler tartışılıyordu, bugün neler tartışıyoruz. Ülkenin asıl gündeminde bu zaman zarfında bu kadar köklü değişim olmadığına göre kutuplaşmayla nelerin kazanıldığına ya da kaybedildiğine dikkat çekmek istiyorum. AK Parti’nin iktidardan uzaklaşması uğruna HDP’ye ödünç oylar vermekten tutun da işbirliği yapmaya kadar uzlaşma, ortaklık aranırken veya kurulurken şimdi yan yana fotoğraf dahi verilmek istenmiyor.

Diğer taraftan koalisyon kurmaya yanaşmayan ya da siyasi istikrara hizmet etmeyen politikalar üreten siyasi partilere fatura kesilecek gibi görünüyor. Bu gerçeklikten hareketle siyasi liderler koalisyon kurulmamasından kendilerini sorumlu tutmak yerine doğal olarak diğer partileri suçlama yoluna gideceklerdir. Şimdiden öne sürdükleri söylemlerden niyetlerini anlamak mümkün.

Kısacası uzlaşı ve ortaklık birlikte inşa edilecek bir süreçtir. Karşılıklı güven ve emekle toplumun arzuladığı bir iktidar rahatlıkla ortaya çıkabilirdi. Karşı tarafın kabul etmeyeceği maddeleri, üstelik kırmızı çizgilerle öne sürerseniz, bir araya gelemezsiniz. Geçmiş evliliklerde aranan asgari müştereklerde birleşmek ilkesinde olduğu gibi birlikte hükümet olma yolunda uzlaşı noktaları aranarak güçlü iktidar kurulabilirdi. Futbolcuların yenildikleri maçlardan sonra yaptıkları yorumlar gibi artık önümüzdeki seçimlere bakacağız.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.