Siyasette Muhasebe Zamanı

Bu haber 06 Aralık 2015 - 19:43 'de eklendi ve 1.100 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Seçim sonuçları ortaya çıktıktan sonra kazananlar açısından her şey yolundadır. Kaybedenler kesiminde ise günü kurtarmaya çalışan söylemler öne çıkar, mevcut yönetim durumu kurtarmaya çalışır. Tablo çok kötü olursa bazen genel başkan istifası da yaşanabilir ama bu bile çoğu zaman geçicidir, bir süre sonra aynı genel başkan coşkuyla tekrar göreve getirilir. Genel başkanların, siyasetçilerin görevden ayrılmaları için sanki illaki olağanüstü durumlar ortaya çıkması gerekiyormuş gibi kimse sorumluluğunu üstlenmek niyetinde değildir.

Yerel siyaset doğal olarak genel siyasete paralel hareket eder. Yolsuzluk, usulsüzlük, yüz kızartıcı suç gibi bir takım suçlar işlenmedikçe parti içi dengeler ön plandadır. Son on, on beş yıldır gerçekleşen seçimlerde genel merkezlerin belirleyiciliğinin arttığını gözlemliyoruz. Ön seçim, temayül, merkez yoklaması gibi bir takım yöntemlerle adaylar belirleniyor ama genel merkez ağırlığı il başkanlarının belirlenmesine kadar inebiliyor. Bu ortamda halkta karşılığı olmayan siyasetçilere, adaylara rahatlıkla rastlar olduk.
Kamuoyu araştırmaları son zamanlarda internet siteleri, televizyonlar veya sosyal medya aracılığıyla yapılabiliyor. Örneğin dün akşam spor programında en başarılı yabancı oyuncu kim sorusu, twitter aracılığıyla izleyicilere soruldu. Programcı Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’dan birer oyuncuyu seçenek olarak sunarak anketi düzenlemiş. Kısa sürede üç bin kişi ankete katılarak oy kullandı. Ve bu hafta golleriyle öne çıkan iki oyuncu birbiriyle yarıştı. Bu sırada izleyicilerden Samuel Eto’o neden yok tepkisi geldiği bizzat program sunucusu tarafından dile getirildi. Sunucu ankete dört seçenek yazabildikleri için diğer adayları yazamadığını ifade etti ve anket aynı hızla devam etti.
Kamuoyu araştırması yapmak uzmanlık gerektiren bir iştir. Siyasi analiz derseniz konuyla ilgili akademik çalışmaları olan veya siyasi tecrübeye sahip kişilerce yapıldığı zaman anlam kazanır. Bazen sahadan gelen, pratiği iyi kavramış kişiler siyasi alanda çok başarılı olur. Ancak başarılarının ardında olayları ve olguları iyi izlemeleri, kendilerini geliştirme yetenekleri olduğu hatta iyi ekip çalışması yaptıkları göz ardı edilmemelidir.
Anket seçeneklerinde olduğu gibi siyasette veya seçimlerde çoğu zaman seçmenler kendileri belirlemedikleri seçenekler arasında seçim yapmaya zorlanmıyorlar mı? Artık seçmenler ve teşkilatlar tepki göstermedikleri ya da gösteremedikleri için genel merkez iradesi daha rahat gerçekleşmektedir.
Geçmişte Muğla’da DYP, Van’lı Yalım Erez’i liste başı olarak aday gösterdiğinde teşkilatta ve tabanda tepkiler yükselmiş, genel merkeze telgraflar çekilmişti. Bunun üzerine dönemin Genel Başkanı Tansu Çiller, kendisinin Muğlalı olduğunu ifade ederek sizlere “beynimin yarısını” emanet ediyorum diyerek Muğla seçmeninin gönlünü almasını bilmişti. Yalım Erez’in TOBB Başkanlığı yaptığını da ilave edelim. Bu türden açıklamalar artık genel başkanlar tarafından da yapılmıyor, tabandan tepkiler yükselmiyor, seçmen de oyunu kullanıp geçiyor.
Türkiye’de siyaset, 1 Kasım seçim sonuçlarına da yansıdığı gibi dört partili bir yapıya dönüşmüştür. Diğer partilerin toplamı %3’e sıkışmış durumda. Olağanüstü gelişmeler olmazsa 2019 yılı seçim yılı olacak. Sırasıyla yerel, cumhurbaşkanlığı ve genel seçim gerçekleşecek. Genel merkezlerin siyasi analiz ve strateji geliştirme yetenekleri olduğunu kabul edersek şimdiye kadar olduğu gibi önümüze gelen seçeneklere razı olmalı mıyız? Yoksa ilimizin sorunlarına odaklanan, kamuoyu oluşturmak isteyen, siyaset üreten parti ya da sivil toplum kuruluşlarına önem mi vermeliyiz? Ne dersiniz?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.