Siyasette Merkezileşme « Hamle Gazetesi

Siyasette Merkezileşme

Bu haber 17 Ocak 2015 - 1:01 'de eklendi ve 1.022 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Türkiye’de siyaset alanının merkezileşmesi ilk olarak Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesiyle başlayan modernleşme ya da Batılılaşma adına yapılan uygulamalarla gündeme gelmiştir. Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte de ulus devlet sürecine girilmiş, siyasi alan ve siyasi aktörlerin merkezden belirlenme geleneği bir bakıma oluşturulmuştur.

Tek parti döneminde iki dereceli seçim gibi bir takım teknik çalışmalarla siyasetin merkezden belirlenmesi sağlanmıştır. İki dereceli seçim sistemi bilindiği gibi önce temsilcileri seçmek, seçilen temsilciler yoluyla da milletvekillerini seçme sistemidir. Kısacası özellikle kırsal kesimdeki halkımız oy dahi kullanmadan vekilleri aracılığıyla mecliste temsil edilmiştir.
Yıllarca tek boyutlu toplum oluşturma projeleri devreye sokularak uluslaşma çabaları hızla ve istikrarla uygulanmıştır. Tek boyutlu toplumun oluşmasıyla da ülkedeki güvenliğin sağlanabileceği ve böylece istikrarlı bir yönetime kavuşulacağına dair inanç Cumhuriyet’in idari yapısını belirleyen başlıca faktör olmuştur. Bu çabalar istenen sonuçları doğurmadığı gibi toplumun siyasete ve kültüre dair bütün enerjisinin tek bir merkezde toplamaya çalışılması toplumu ve ülkeyi farklı güç alanlarının etkileşimiyle potansiyelini hızla arttıracak dinamizmden mahrum bırakmıştır.
Çok partili hayata geçilmesiyle birlikte önce açık oy-gizli sayım gibi seçmeni ve siyasi alanı tam olarak denetim almayı amaçlayan sistemden vazgeçilerek gizli oy-açık sayım sistemine geçilmiştir. Bu sayede hiç olmasa vatandaşın vekilini baskı altında kalmadan seçebilmesi sağlanabilmiştir. Daha sonraki yıllarda ise milletvekili adaylarının belirlenmesi merkezden yerele kaydırılmış, ön seçim gibi mekanizmalarla halkın siyasete katılımı ve katkısı sağlanmaya çalışılmıştır. Özellikle 80’li yıllara doğru parti içi demokrasi yolunda önemli adımların atıldığını, siyasetin tabana yayılmaya başladığını söyleyebiliriz. Bu arada 1960 darbesi sonrası kurulan Anayasa Mahkemesi ve Milli Güvenlik Kurulu ile siyasi alan ve siyasi aktörler en üst düzeyde kontrol ve denetim altına alınmaya çalışılmış ancak 1990’lı yıllarda olduğu gibi uygulamalara bu dönemde başvurulmamıştır. Netekim, 80 darbesi ve 82 anayasası ile birlikte bireysel ve kurumsal alanda olduğu gibi siyaset ve sivil toplum alanında büyük bir darbe yenmiştir.
Siyasi alanda 1980 sonrası en olumlu gelişme 1991 seçimlerinde uygulanan tercihli oy sistemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu sisteme göre partinin gösterdiği adaylar içinden en çok tercih edilen aday milletvekili seçilebiliyordu. İlk uygulamada da yanlış hatırlamıyorsam bu sistemi ortaya atan merhum Adnan Kahveci en yüksek tercih oyu alan milletvekili olmuştu. Günümüzün dijital ortamının sağlayacağı koşullarla bu sistem daha da geliştirilerek uygulanamaz mı? Elbette uygulanır ama bahsettiğim uygulama dahi sadece bir seçimde uygulanabildi, tehlike hemen fark edildi ve kolaylıkla gündemden düşürüldü.
Bir taraftan yerel yönetim yasaları değişiyor, yerinden yönetim, federasyon gibi tartışmalar yaşanıyor bir yandan da merkezi yönetim her geçen gün daha da derinleşiyor. Partilerin milletvekili adaylarını belirlemede ön seçim dahi her seçimde başvurulan yöntem olmaktan çıktı. AK Parti’nin kuruluşundan beri uyguladığı parti üyelerinin oy kullanmalarıyla uygulanan ancak hukuki olarak uyulma zorunluluğu olmayan temayül yoklaması diğer partilere de yansır gibi oldu ama sonuç alınmadı. Tabii AK Parti, aday belirlemede temayül yoklamasının yanında kamuoyu araştırmaları ve akademisyenlerin raporlarına göre en doğru kararı vermeye çalıştığını gösteriyor ama bu çalışmaların da bilimselliği ve nesnelliği tartışmalıdır.
Son dönemlerde ise siyasi alanın daha da daraldığına şahit olmaktayız. Özellikle Muğla’da artık il başkanları da merkezden atanmaya başladı. MHP’den alışkın olduğumuz atamaların CHP’ye de sıçradığını görüyoruz. AK Parti’nin ise ilginç yöntemleri olmakla birlikte tek adayda uzlaşarak veya uzlaştırarak atama gerçekleştirmesine artık şaşırmıyoruz. Vanlı Yalım Erez, Bursalı İbrahim Yazıcı, Kayserili Latif Sakıcı gibi pek çok farklı ilden milletvekillerine sahip olan Muğla’mız artık il başkanları düzeyinde de bu geleneği başlattı. Bu gidişle merkez atamaları ilçe başkanları ve delegeler seviyesine de inebilir. Şimdiden siyasete meraklı arkadaşlarımızı buradan bilgilendirmiş olayım.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.