Siyasetin Doğası

Bu haber 08 Eylül 2014 - 4:09 'de eklendi ve 10.271 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İnsanoğlunun dengelerini önemli ölçüde etkileyen oluşumlardan birinin siyaset olduğuna hiç şüphe yok.

Aksi olsaydı, politika öncesi ve sonrasında siyasetle içli dışlı olanların eğilimleri ve de ruh hallerinde bir değişiklik olmazdı.

Aradan ne kadar süre geçse de, kişi konumunu muhafaza eder.

Tavırlarında bir değişiklik olmazdı.

Ama öyle değil.

Geçmişten günümüze, birçok partiye mensup olanların parti bünyesindeki görevi gereği nasıl değiştiklerini bire bir tanık olduk.

Olmaya devam oluyoruz.

***

Aslında değişmelerine neden olan şartlar.

Politikanın kendilerine yüklediği koşullar karşısında, bir yerde inisiyatifin elinden gitmesi.

Hal böyle olunca, ne yapsa ne etse de eski haline dönmesi kolay olmuyor.

Bu nedenle, yakınımızda bulunun birçok siyasetçinin çevresi tarafından eleştirildiğini birebir gözlüyoruz.

Hatta bazıları için;

Politikacı oldu da adam oldu.

Baksanıza burnu bir karış havada dendiğini tanık olmayanımız yoktur.

Kısaca, bu konuda kimler nasıl bir görüşün sahibi olsa, ne tür bir yorum getirse de, ülkemizdeki siyaset anlayışı, kişilerin değişmesine neden olmaktadır.

Baksanıza, o asla değişmez denenler dahi siyasetin çarkı içerisinde yuvarlanıp gidiyor.

Fazla uzağa gitmeden yaşadığımız kent Muğla’ya bakalım.

Değişik partiler bünyesinde görev yapan il ve ilçe başkanları ve de milletvekillerinin değişmediği söylenebilir mi?

Hatta aynı partiler yönetim kurullarında görev üstlenenler için dahi aynı yaklaşımlar içinde olmuyor muyuz?

Neticede gerçek olan şu ki, siyasetin doğasında saklı kriterler, ister istemez kişilerin değişmesine neden olmaktadır.

Hal böyle olunca onlar, bilerek veya bilmeyerek, kendisinden beklenmeyen davranış içerisine girmektedirler.

Buda bir kez daha altını çizmek gerekirse, şartların zorunlu kılması sonucu siyaset çarkının dişlileri arasından kendilerini sıyıramıyor.

***

Bütün bunlara karşın, politikacının değişmesinde en büyük etkenlerden biri, siyasetin kendilerine yüklediği konumdan öte parti içi gelişmeler.

Parti tüzüğünde yer eden maddelerin, yönetim kademesi tarafından istenilen doğrultuda yerine getirilmediği iddiası.

Parti bünyesinde görev dağılımı.

İlişkin olarak kişilerdeki ben hissi.

Ben daha iyi yaparım iddiası.

Bunun en çarpıcı örneğini geçtiğimiz hafta sonunda yaşanan CHP kurultayında gözledik.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına Muharrem İnce’nin çıkması, izlenen politikanın yeterli olmadığı savından başkası değildi.

İnce’ye göre CHP böyle giderse, daha uzun yıllar iktidar olamazdı.

Bir başka ayrıntı, Cumhurbaşkanlığı seçiminde parti bünyesinden bir aday yerine Ekmelettin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi.

Ve kurultay.

Aynı birleşimde, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kendinden beklenmeyen çıkışları.

Çıkışları diyorum.

CHP Genel Başkanını yakından tanıma imkanı bulan gazetecilerden biriyim.

Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmeden önceki günlerdi.

Muğla Belediyesi tarafından yaptırılan Katlı Otoparkın açılışı için davet edilmişti.

Otoparkın terasında verilen kokteylde CHP ağırlıklı katılımcılar yanında halktan birçok kimse vardı.

Aynı anda Kılıçdaroğlu’a bir Hamle TV’de söyleşi yapma teklifi getirmiştim.

Tereddüt etmeden olur demişti.

Ne var ki o sırada Marmaris Belediye Başkanı Ali Acar’ın, önemli bir sorunla karşılaştığı haberi gelince, CHP teşkilatı topluca oraya gitme kararı almıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun da gitmesi gerekir dendiğinde verdiği cevap üzerine, keşke demiştim.

Keşke bütün siyasetçiler aynı duyarlılık içerisinde olsalardı.

Zira Kılıçdaroğlu bana dönerek, beyefendiye söyleşi sözü verdim.

Siz gidin demişti.

Böylece aradan yıllar geçti.

Kılıçdaroğlu’nun eğilimlerinde hiçbir değişiklik yoktu.

Yine nazik, yine duyarlı hareket ediyordu.

Ta ki Cumartesi günü yapılan kongreye kadar.

Aynı kongredeki konuşmalarını dinleyince, şaşırdım.

Tanıdığım kadarıyla o bu lafları edecek biri değildi.

Karşısındaki kırarım tedirginliği içerisinde olan birisiydi.

***

Peki ne olmuştu?

Ne olmuştu da, o nazik ve duyarlı insan bu denli değişmişti?

Onu değiştiren neydi?

Gördük ki, siyasetin dişlileri onu da içerisine almış.

Bakıp gördü, ne zamandan bu yana parti bünyesinde kendisine yönelik bir takım girişimler var.

Bilhassa genel başkanlığa adaylığı koyan Muharrem İnce aynı kongrede, bir yerde dozajı aşan açıklamalarda bulunuyor.

O da, galiba siyasetin yapısı gereği, kendisinden beklenmeyen davranışla içerisine girmekten kendini alamadı.

Parti bünyesinde kendisine karşı olanlara karşı, bundan böyle mutlaka gereği yapılacak diyerek, bir yerde gözdağı verdi.

Sonuçta siyaset, Kılıçdaroğlu gibi birisini dahi değiştirdiğine göre başkaca söyleyecek söz bulamıyorum.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.