Siyaset Liyakat Paradoksu

Bu haber 05 Ekim 2016 - 0:02 'de eklendi ve 765 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

 İnsan aklını en çok karıştıran sorulardan birisidir,  tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar?

Hangisi daha önce geldi?  Yumurta mı yoksa tavuk mu?

Soru, felsefi bir paradoks olarak düşünüldüğünde, çözüme ulaşması imkânsız gibi gözükse de  evrimsel bilgiden yola çıkarak, döngüsel bir ritim olduğunu söyleyebiliriz. Tavuktan yumurta, yumurtadan  tavuk diyebiliriz.

‘Halk ve kamusal hizmetin’de aynı paradoks olduğunu düşüyorum. Sanki biri tavuk ötekisi yumurta.

Halk olduğu için kamu hizmeti var. Kamu hizmeti olduğu müddetçe de halk var olacaktır. Aynı döngü burada  da baş göstermekte. Aslın da yumurta mı olmak lazım, yoksa tavuk mu?

Kamu yönetimi bir yönü ile kamu yararını gerçekleştirmeye çalışan yönetsel bir alan. En yalın hali ile devletin yönetme gücünü anlatmakta. En basit anlatımla kamu görevlileri ile kamusal kaynaklarla, kamusal hizmet üretebilmek. Ve daha ayrıntılı düşünce sistematiği ile devletin amaçları yönünde mal ve hizmet üretilmesidir. Bu paradoksta ana tema kamusal fayda. Mesela devlet olarak yol yapıyorsun kamusal fayda yaratıyorsun. Sağlıklı suya erişim sağlayarak direk kamu sağlığını olumlu etkiliyorsun. Koruyucu sağlık hizmetleri yapıyorsun yine kamusal hizmet ifa etmiş oluyorsun. Yani halkın faydalandığı hizmetlerdir kamu hizmeti.

İçi dolu kavram Kamu yararı. Kamu yararı, halkın ihtiyaç duyduğu her türlü mal ve hizmetin, kamu bürokrasisi tarafından üretilmesidir. Dolayısı ile devlet, kamu yararını gerçekleştirmek ve halkın ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri üretebilmek için, kamu kuruluşları vasıtası ile faaliyet göstermesidir.

Devlette güçler ayrılığı ilkesi var. Bu demokrasinin de emniyet sibobu. Yasama, yürütme ve yargı. Buradaki yürütme cebe değil. Sistemin işlemesi ve kamusal fayda için hizmet edilmesi. Devletin yürütme erki ile kamu yönetimi özdeş görülmekte ve merkeziyetçi yönetim bürokrasisi tarafından da şekil almakta.

Ve karşımızda yönetim sistemleri için sorabileceğimiz bir soru var. Liyakat mı? Siyaset mi? Liyakat değil de siyaset gözlüğü ile atamalar yapılınca ülke tekleyen motora dönüyor.

Tecrübe kıtlığı ve yönetsel becerilerinin azlığı, kamusal hizmet üretmede ve halka fayda sağlamada tam bir başarı yaratabilir mi? Yaratamaz. Topal at tam performans ile koşabilir mi? Koşamaz.

Günümüzde kamusal hizmet liyakattan değil de siyasetten nefes alıyor.

Liyakatsız yönetim anlayışı kangrene dönmüş uzuv gibi bedeni yani kamusal alanı hızla kokuşturmakta, ampüte olmayı bekleyen organ gibi,  işlevsiz, yeteri kadar hizmet üretemeyen bir durumda kamusal kaynakları maksimum etki için kullanılamamakta ve refah ülkesi olma yönündeki çabamız başarısız kalmakta…

Mesela kuluçkaya basmış yöneticilerle nereye varılabilir ki? Sanki koltuktan kalksa başkası oturacak gibi. Mesela yönetimin temel ilkeleri uygulanmadan nasıl başarılı olunur ki? Yaratıcı yönetim çok önemli. Ben pansumancı yönetim anlayışını sevmiyorum. Proje üretmeden sıradan işlerle yürütülen çalışmalar çok yavan geliyor.

Zaten liyakat kavramı; siyasal kayırmacılık sisteminin uygulanması sonucunda karşı kavram olarak çıkmış bir sistem görüşüdür.

Liyakatta;

Kayırmacılık yoktur: Ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.

Yandaşçılık yoktur: Başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.

Ayrımcılık yoktur: Cinsiyet, ırk, dil, din, yaş, geçmiş önemsizdir. Yetenek her şeydir.

Eşit imkânlar: Herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.

Tatminkar erdemler: En başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.

Ne hoş bir durum. Çekirdekten başlıyorsun, yeteneklerinin ve yaratıcılığının seni götürdüğü yere kadar gidiyorsun. Bizim ülkemizde ise siyaset şemsiyesiyle paraşüt takıp bireyleri koltuğa oturtmakta..

Kısacası, devlet geleneksel düzenleyici rolünü liyakata göre yapmalıdır.

Kamu personeli, siyasal sistemin içinde olamaz. Siyasal sistem içinde olamaz iken, nasıl oluyor da siyasal sistemin içinde sırtını yaslayanlar atama yaptırıyorlar. Sistemde tezatlar var.

Ülkemiz ileri gidecekse yetişmiş insan kaynakları kavramını geliştirmeli ve bu kavram üzerinde işlemler yürütülmelidir. Yoksa geç kalınacak bir çok şey için…

Yani siyaset liyakat paradoksu yaratmış.

(Yazdıklarım kamu yönetimi lisans bitirmiş bir birey olarak kendi dürbünümdekilerdir.)

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.