Siyaset Bu Kadar Kirlenmemişti? « Hamle Gazetesi

Siyaset Bu Kadar Kirlenmemişti?

Bu haber 06 Nisan 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.855 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

AK Parti’de, CHP’de, MHP’de aday adayları kıyasıya yarıştılar.

Önümüzde Genel Seçim var. 7 Haziran Genel Seçimi süreci nasıl bir süreç olacak?

Doğrusu AK Parti’de İl Kongresi yapıldığından ve hatta Menteşe İlçe Yönetimi atandığından beri çok ciddi bir kirlenme yaşandı. Başvurulan yöntemler bu güne kadar Muğla’da hiç partide ve seçimde yaşanmış yöntemler değildi!

Daha doğru sözcük ne olabilir bilemiyorum, ama ben “kirlenme” diyorum. Bilindiği gibi CHP genişletilmiş delege sistemi ile gayri resmi bir önseçim (temayül yoklaması) yaptı. MHP’de de bir iki gün önce internet ortamında parti üyelerinin oylamaları ile bir temayül yoklaması gerçekleştirildi.

AK Parti’de yaşananlar ise ne CHP’de ne de MHP’de yaşanmadı. Bu durum AK Parti kurmayları tarafından mercek altına alınacaktır diye düşünüyorum.

xx        xx        xx

Siyaset uzmanı değilim. Öteki ülkelerde durum nedir bilmiyorum. En azından bizde yaşananların yaşandığını sanmıyorum. Elbette oralarda da her seçim noktasında adaylar irdelenip, sorgulanıyordur.

Yasalarla gerekli görülüp yapılanların dışında sorgulama, araştırma ve incelemenin medya tarafından yapıldığını söylemek için gidip oralarda inceleme yapmaya da gerek yok. Oralarda medyanın kişilerin özel yaşamlarına girmediklerini de biliyoruz.

Adaylar yaptıkları, yapabilecekleri ve yapamayacakları; birikimleri, vizyonları ve misyonları ile mercek altına alınıyor olmalı…

Yani Batıda seçim süreçlerinde “kirlenme” yaşandığını sanmıyorum.

Biz de öyle mi?

xx        xx        xx

“Kirlenme” ülkemizde yapılan siyasetin sanki doğasında var.

Ancak AK Parti’nin Muğla’da milletvekili aday adaylarının tanıtımları ve ilk 6’nın ortaya çıkması sürecinde özellikle sosyal medyada yaşananlar, paylaşılanlar öyle yenilir yutulur, sineye çekilir gibi değil…

Yalanlar, iftiralar, gerçekler birbirine girdi. Dosyalar havalarda uçuştu.

Basından herkesin bildiği konu olduğu için yazabilirim; ortaya atılan ilk iddia Nihat Öztürk ile ilgili oldu. O zaman milletvekili aday adayı bir İl Başkanı idi. Ortaya atılan iddia Öztürk’ün bilgisayar alıp satımı ile ilgiliydi. Öztürk iddiaların asılsız olduğunu savundu. Hatta başkalarına da gönderdi mi bilmiyorum, bana Muğla Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nden aldığı “Kurumumuzdan hiçbir ihale almamıştır” resmi yazısını göndermişti.

Meğer CHP İl Başkanı Mürsel Alban’ın Muğla Belediyesi’ne yaptığı gibi hep doğrudan temin işler yapmış.

Doğrusu ben hep iddia sahibi hakkında bir dava açılmasını bekledim, ama nedense öyle bir şey de olmadı… Aday belirleme sürecinde bana da bir başka dosya geldi. Doğrunun yanlıştan ayrılamadığı bir ortamda o dosyanın kapağını bile açmak istemedim!

xx        xx        xx

Aday adaylarından Cavit Okur’un dosyası Sözcü Gazetesi’nin manşetinde patladı. İddialar beni şaşırtmadı. Çünkü dost sohbetlerinde konuşuluyordu… AK Parti’nin yerel yöneticileri de duymuştur… Keşke adaylık başvurusunu kabul etmeselerdi. O haberi basına kim servis etti ise keşke oğlu ile ilgili iddiaları da dillendirmeselerdi…

Cavit Okur ile ilgili iddiaları biz haber yapmadık. Nasıl olsa parti yöneticileri biliyordur diye düşündük. Buna karşılık adaylığını bir kahvaltıda açıklaması ile ilgili davetiyesini kullandık. Çünkü kahvaltının parası müdürlüğünü yaptığı kurum tarafından ödeniyordu. Neyse ki daha sonra kurumunun bir yılının çalışmalarının anlatıldığı kahvaltıya katılmadı.

Yanlıştan dönüldü…

xx        xx        xx

Aday adaylarının en talihsizi ise Veteriner Hekim Yusuf Kayacık oldu. Bir eğlencede çekilmiş fotoğrafları önce cep telefonlarında dolaştırıldı, sonra Dalaman’da bir yerel gazetede haber yapılarak oradan sosyal medyada paylaşılmasına yol açıldı.

O yerel gazetede çıkan habere konu olan fotoğraflardan birini aday adaylarından birinin cep telefonunda gördük. Alıp haber yapabilirdik. Ancak bizim ne “gazetecilik” ne de “insanlık” anlayışımızda bu yok.

Ayrıca gazetemizin Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Nizamoğlu’nun “siyaset yapma anlayışına” da ters…

xx        xx        xx

AK Parti’de adayların belirlenmesi sürecinde acımasızca atışma ve vuruşmanın yaşandığı sosyal medya kadar güçlü bir medya daha vardı; fısıltı gazetesi…

Adı üzerinde fısıltı gazetesi… Orada manşete taşınanları buraya, köşeme alamıyorum. Aday adaylarının büyük bölümü ile ilgili söylenmedik kalmadı. Tabi haklarında hiçbir şey söylenmeyen, söylenemeyenler de vardı…

Onları da yazmayacağım. Ötekilere haksızlık olur.

Bir söz vardır; ar damarı çatlamış denilir. Galiba bu defa ar duvarı yıkıldı. Altında kalanlar oldu. O duvarın altında olmadığını sananlar da var…

Ancak kirlenme çok kişinin canını yaktı. Çok kişi şimdiden siyasetten silindi.

Bunu aday listesi açıklanınca hep birlikte göreceğiz…

xx        xx        xx

Aday adaylarının veya taraftarlarının belden aşağı vuruşları, özel yaşama dokunuşları öyle bir hal almış ve olay çığırından çıkmıştı ki, AK Parti İl Başkanı İhsan Küreci açıklama yapmak zorunda kaldı.

Doğrusu ben hep disiplin mekanizması işletilir diye bekledim.

Çünkü hemen herkes kimin kimle, kimlerle dans ettiğini biliyordu.

İl Başkanı Küreci sosyal medyadaki paylaşımların “suç oluşturduğu” ve o paylaşımların kaynağının çok kolay saptanabildiği konusunda uzun uzadıya bir açıklama uyarıda bulundu. Maalesef uyarı bir işe yaramadı. Belden aşağı vuruşlar hız kesmedi, yukarıda da vurguladığım gibi “kirlenme” ise o kirlilik sosyal medyadan taşıp gazete manşetine yapıştı…

İl Başkanı Küreci’nin yazıyı basın açıklaması bir bakıma suç duyurusu olarak kabul edilir diye de beklemiştim, ama öyle bir şey de oymadı!

xx        xx        xx

AK Parti’de aday adaylarının “aday” haline gelip, sıralamanın netleşmesi yönünde yol alınırken, yaşanan kirlenme sırasında kendi kendime hep şu soruyu sordum:

Haklı haksız, doğru yanlış çamaşırı ipe serilenlerden birisi yarın ilk 6 da yer alırsa o kişi kedini, kendisi ile ilgili ortaya atılanları seçmene nasıl anlatacak? İddia sahipleri “şaka yaptık” mı diyecekler!

O nedenle ilk 6’yı çok merak ediyorum. Ben bu yazımı cumartesi günü yazı işlerine teslim ettim. İlk 6 o gün veya dün açıklanmış da olabilir. Umarım herkes için makul ve Muğla için hayırlı olacak isimler öne çıkmıştır. Doğruyu söylemek gerekirse, AK Parti’de bu süreçte yaşananlar Nihat Öztürk İl Başkanlığı döneminden önceki hiçbir dönem ve süreçte bu boyutta yaşanmamıştı.

xx        xx        xx

Bunları niye yazdım?

Sokaktaki insan siyasete daha soğuk bakmaya başladı. Son yıllarda siyasette yer almasını beklediğimiz, umduğumuz pek çok değerli insanın politikaya uzak durduğunu üzülerek görüyoruz. Çünkü kimse temiz ismini bir belediye başkanlığı, bir milletvekilliği, bir il başkanlığı, ilçe başkanlığı için kirletmek istemez.

Herkesin çoluğu çocuğu var…

Tabi kendine güvenen; “Abdestinden emin olan namazından şüpheye düşmez” de denebilir, ama “Çamur at izi kalsın” diye bir veciz söz başka milletlerde yok… Tabi başka milletlerde çamur atan da olmuyor…

Ben AK Parti’nin Muğla’da aday belirleme sürecinde yaşananlardan sonra politikaya sırtını dönenlerin sayısının daha da arttığını düşünüyorum. Yaşananlar AK Parti’de de insan kalibresinin düşüşüne yol açabilir.

Öyle veya böyle partilerin adayları bu hafta kesinleşmiş ve bir bakıma genel seçime de start verilmiş olacak. Umarım AK Parti’nin aday belirleme sürecinde yaşananlar, genel seçim sürecinde partiler ve partilerin adayları ile ilgili yaşanmaz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI
Oğuz Turan 06 Nisan 2015 / 08:49

Olaya şöyle bakmak lazım, bu kirlilik kimin işine yarar? Muğla’da çok değerli bir siyasetçinin deyimiyle “Akpartili yok AKP li var” yorumundan yola çıkalım isterseniz, eski tip siyaset, sınırlı vekil sayısı ve seçilme telaşı diyebilir miyiz? Hayır, adayların birbirlerini ister iftira deyin, ister açığını çıkarmak deyin , kimin işine yarar ona bakın, adaylara zarar vermiyor, Adalet ve Kalkınma Partisine zarar veriyor. Bunu kim ister? Acaba iktidar partisinin içinde, teşkilatlarda Truva atları mı var? İhtimal tabii, bunu siyasetçiler bilir. Bir de şu doğrudan temin meseleleri var, kamu ihale kanununa göre doğrudan temin bir ihale DEĞİLDİR. Adam siyasetçi oldu diye işte almayıp taş mı yiyecek? Namusuyla şerefiyle devleti zarara uğratmadan iş alması doğal karşılanmalı. Ama ilginçtir Belediye ve MUSKİ’nin ihaleleri, daha önce yaptıkları kanalizasyon işi gibi deprem sel maddesinden yaptığı alımlar, doğrudan teminler hiç gündeme gelmiyor… Yani Akparti kendi içinde muhalefetle birbiriyle uğraşıp, chp ile kimse uğraşmıyor, çok dikkat çekici. Ben bir olayın sonucuna bakarım, kime yarar diye sonra mı? Sonuçtan zaten nerden nasıl çıktığı da anlaşılır bu tip kirliliğin…Temiz siyaset her kesime lazım, birbirine çamur atmak kolay yol, bir araya gelip bu şehre ne yapabiliriz diye konuşabiliyor musunuz? İşte hizmet niyetini orada görürüz.

Deniz İnci 06 Nisan 2015 / 09:04

Türkiye dışında diğer ülkelerde “emekli milletvekilliği” diye bir kavram yok. Bizdeki adaylar milletvekilliğini birada geleceğe yatırım olarak bakıyorlar. Hiç bir yatırımın bu kadar kısa sürede getirisi yoktur. Milletvekilliği yatırım aracı olmaktan çıkartılırsa bu aday yarışlarında bu boyutlarda kirlilik yaşanmaz. Adaylıklarda bilgi ve deneyim yarışması yapılmıyor. Ahbap çavuş ilişkileri yarışıyor. Buda seviyeyi düşürüyor. Çünkü insanlarımız dedi kodu ya bayılır. İnsanoğlunun doğasında bu var. CHP nin temayül yoklamasında bizler delege olmadığımız halde neler duyduk neler. Emekli milletvekilliği kaldırılırsa bu seviyesizlikler yarı yarıya azalır kanısındayız.

reşat öztepe 06 Nisan 2015 / 15:46

Gocuman; Bizde Vekil seçilip de 2 yıl da TBMM Üyeliği yaptınmı hayatın ve mematın garanti altında. EE bu kadar vermli bir sektörde de yarış da o kadar keskin oluyor. Bayağı sektör oldu.baksana kimler kemler ile birlikte ister sağdan olsun ister soldan olsun isterse ortadan amma illa ki ben olayım. benlil işi bitiriyor. sadece işimi yoksa her şeyimi bitiriyor.sevgi ve saygı.