SİYASET BİLİMİN ÖNÜNE GEÇERSE

Bu haber 23 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 537 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra,3 sene
öncesinde Muğla Üniversitesi bünyesinde eğitim ve öğretime başlaması karar
altına alınan, buna karşın uygulamaya geçilemeyen Tıp Fakültesiyle ilgili
gelişmeleri, akil fikir erdirmek gerçekten zor.

Eğer doğru ise, ki
ortaya atılan iddiaların muhatabı kurumun başı cevap vermediğine göre bu
eğilim, bilim, insanlık ve de Muğla’ya vurulan en büyük darbedir.

Zira hiçbir akıl,
bunu kabul edemez.

Her halde ne demek
istediğim kestirildi.

Aynı konu Hamle
Medya Grubu organlarında sık aralıklarla manşete taşınmanın ötesinde, arkadaşım
Özcan Özgür ile birlikte kendi köşemden defalarca kaleme aldım.

Bıkıp usanmadan,
Tıp Fakültesinin, bölge insanı ötesinde 3 milyon yabancı turist alan Muğla
adına olmazsa olmaz koşuldur dedim.

Yanı sıra, asıl işi kotaracak olanlardan Üniversite
Rektörü Prof. Dr. Şener Oktik ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurettin Demir
ile masaya yatırdık.

Onların ağzından, nasıl bir bilim yuvası olacağının
ayrıntılarını Hamle TV’de halkımızın ilgi ve bilgisine sunduk.

Buna karşın şu
aşamada gelinen nokta, düşündürmekten öte kahredici noktaya gelip dayandı.

Ha bu sene, olmadı gelecek yıl derken, şimdi bir kez
daha anlıyoruz ki, Tıp Fakültesine 2010-2011 Eğitim ve Öğretim yılında da
öğrenci alınmayacak!

Yanlış duymadınız.

Bizatihi YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın açıklaması bu
doğrultuda.

İlk yıl için öğrencilerin istifade edeceği hastanenin
olmayışı gerekçe gösterildi.

2.yıl rektörlükçe,
devlet hastanesiyle protokol yapıldığı,
dolayısıyla öğrencilerin faydalanabilecekleri vurgulandı.

Buna karşın YÖK,
yine hayır dedi.

Bu defa öne
sürülen gerekçe, Tıp Fakültesinin
öğretim üyeleri dahil yeterli donanıma sahip olmadığı.

Oysa bizler biliyoruz ki, şu aşamada Tıp Fakültesi
bünyesinde 9 Profesör, 3 Doçent, yeterli sayıda yardımcı doçent kadrosu tahsis
edilmiş durumda.

Buna karşın, bazı Tıp Fakülteleri için bu sayıda
akademisyen olmadığı halde! izin verilirken Muğla adına onay verilmemesi,
farklı bir niyetin olduğunu gösteriyor.

Bunu teyit eden de bizatihi YÖK başkanının cevaplaması
istemiyle CHP Milletvekili Dr. Ali Arslan’ın TBMM genel kurulunda yaptığı
konuşma.

Arslan diyor ki;

YÖK Başkanı, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Şener
Oktik’e güvenmediği, atamalarda adil davranmadığını öne sürüyor.

Olay sıcaklığını
korurken bu defa Muğla Baro Başkanı Av.
Mustafa Gürkan bir bildiri yayımlıyor.

Aradan bunca zaman geçtiği halde Tıp Fakültesinin
açılmaması ardında siyaset yatmaktadır. Oysa üniversiteye siyaset girerse, ilim
dışarı çıkar.

Öznel kaygılar, bilimin objektif niteliğinin en büyük
düşmanıdır.

YÖK dahil hiç kimsenin Muğla Üniversitesine böyle bir
haksızlık yapmaya hakkı yoktur.

Konuyla ilgili bir
açıklama da Muğla Tabip Odası Başkanı
Op.Dr. Naki Bulut yapıyor.

Her ne kadar Tıp Fakültesi açılması kararı öncesinde
odamızla bir diyaloga girilmemiş olsa dahi, karar altına alınan bir fakültenin
eğitim ve öğretime başlaması herkesimin arzusudur.

***

Şimdi, eğri oturup
doğru konuşalım.

YÖK başkanının eğilimi altında düpedüz siyaset
yatmaktadır.

Zira, Tıp Fakültesi adına engel gördüğü Rektör
Prof.Dr Şener Oktik, görev yaptığı süre içerisinde Muğla Üniversitesi adına,
hem fiziki anlamda hem de çeşitli branşların yer almasını sağlayan bir
akademisyen.

Eğer bugün, üniversite öğrenci sayısı emsallerin çok
üzerinde seyrediyor, dolayısıyla daha fazla öğrenci yüksek öğrenim alma şansı
yakalamışsa,

Aynı rektör, “Türk Fizik Derneği” tarafından, genç
araştırmacıları destekleyen, fizik bilimine önemli katkılar sağlayan, saygın
fizikçilere verilen “onur ödülü”nün bu yılki sahibi ise, biraz da el insaf
demek gerekir.

 İsteriz
ki, Türkiye’nin olmazsa olmazları arasında yer alan eğitim ve öğrenimin
sürdürüldüğü bilim yuvalarına, bu tür siyaset girmesin.

Kısaca siyaset bilimin önüne geçmesin.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.