Sıtkı Koçman ve İzzet Baysal…

Bu haber 24 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 950 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Okumanın insanı zenginleştirdiğini ve dünyaya değerler kazandırarak baktırdığını her fırsatta söylemeye ve yazmaya çalışmaktayım. Ayrıca da okumaktan çok fazla keyif almaktayım. Hatta bazen çok ileri giderek okumaya fırsat bulamadığım, ilgimi çeken yazıları çantama atıyorum ve uygun olan ilk fırsatta okuyorum. Bazen çantandan öbek öbek okunacak materyal çıkıyor.
Okumayan toplumlarda demokrasinin geliştiğini, demokratik kültürün kökleştiğini, gelişme ve gelişim yönünde hızla ilerlediğini yazdığım yazılarda da belirtmiştim.
Son okuduğum İnsan İsterse (azmin zaferi öyküleri) kitabına kilitlendim..
İçinde nice azimli başarı öyküleri vardı..
Her öyküden başarı adına  değişik kazanımlar elde edilecek öğretilerle dolu idi. Bende derin etki yapan ise ‘Bolu’nun Babası’ İzzet Baysal’ın iyilik azminin nasıl zafere ulaştığının anlatıldı yaşam öyküsü oldu. Hatta bu yaşam öyküsü öğretilerle dolu olduğu için iki kez okudum. Bolunun kaderini değiştiren yaşam öyküsünü ana hatlarıyla, kısada olsa buraya taşımak istedim.
İlimizde de çok değerli, İzzet Baysal kadar değerli Sıtkı Koçman’ın varlığı biz vatandaşlara hissettirilir ve adı daha fazla yaşatılır diye ümit ederek yazmak konu ile ilgili duyarlılık oluşturmak istedim…
Çok değerli rahmetli Sıtkı Koçman’ın yaşam öyküsü, İzzet Baysal’ın yaşam öyküsü ile örtüşen benzerlik taşıyor. Her ikisinde de hayır sever vatandaşlık ruhu hakim…
İzzet Baysal’ın yaşam öyküsünü buraya taşırsam; sokaklarda karpuz sattığı kentin ilk mimarı oldu, yokluk içinde vergi rekortmenliğine kadar yükseldiği ve ülkemize teknoloji getirdiği dikkat çekici idi. Bu teknoloji getirme sonucu yurt dışı rakiplerinin amasız kartelleşmesine karşı büyük mücadele verdiğini ve işletmesini azimli çalışması ile ayakta tuttuğunu; bu yoğun mücadeleyi başarı ile iyi yönettiğini, ülkemiz döviz sıkıntısı içinde iken kendisi bir tekel olduğu halde halka sattığı mallardan haksız kazanç elde etmeyi erdemli bir şekilde elinin tersi ile ittiğini okurken, İzzet Baysal’a saygınız, sevginiz kat kat artıyor…
Bebeklerini ve eşini doğum esnasında kaybetmesi ile sağlık alanında halkına hizmet etmek istemesi ve eşi adına yaptırdığı hastaneler derken, 80’li yaşlarda “Nasıl bu vatana hizmet edebilirim?”i sorgularken,vakıf kurması ve Bolunun kaderini değiştirmesi çok enteresan.
Dönemin YÖK Başkanı olması nedeniyle hepimiz biliriz Sayın İhsan Doğramacı’yı (Bilkent’in kurucusu). İzzet Baysal Vakfı adına Üniversite kurulmak istendiğinde, ‘Bu sizin boyunuzu aşar’ demiştir.
Bolu İzzet Baysal Üniversitesi, bu sözden kamçılanılarak hayata geçirilmiştir Bir şehrin kaderinin değişmesi.. Nice öğrencinin kaderinin değişmesi.. Bu ülkeye yetişmiş insan gücü yetiştirmesi ve beşeri sermayeye destek… sanırım saymakla bitmez…
Yaşarken doğduğu kente heykeli dikilen bir insan olması; Yaşarken adının  Bolu’nun en işlek caddesine verilmesi boşuna değil…
Ki, daha hayattayken adına şükran günleri düzenlenmeye başlandı.. Devlet Üstün Hizmet madalyasını yaşarken aldı. Kurduğu vakıf aracılığı ile devlete üniversite bağışlayan ilk kişi oldu. Yaşarken anıt mezarı yapılan tek kişi.. Bolu’da her toplumsal fayda sağlayan her kurumda adını görebileceğiniz büyük insan.. 1993 yılında hayatını kaybettiğinde ise sadece kısıtlı miktarda para ve bir arabası olan gerçek vatan sever…
Yaptıkları ile yaşarken ölümsüzlüğün mutluluğunu yaşayan İzzet Baysal, “Türkiye’de benim mali durumumda en az bir milyon insan var. Bu bir milyon insanın yarısı benim yaptığımın yarısı kadar hayır işi yapsın, bu memleket dünyanın en büyük ülkelerini geride bırakır” sözleri ile bu millete diğer zenginlerinde değer katmalarını istemiştir, ama…
Biz il olarak şanslıyız diyorum. Niçin mi derseniz? Aslında bizimde bir İzzet Baysal’ımız var. O da çok değerli Sıtkı Koçman. Ben diyorum ki Sıtkı Koçman’ın bu kentimize yaptıklarını kentimizde yaşayanlara ve üniversite öğrencilerimize anlatalım ve varlığını değerli kılalım…
Sıtkı Koçman’ın yaşam öyküsünü hazırlayalım, şükran günü veya haftası etkinlikleri yapalım. Muğla Üniversitesi’nde elbette O’nun adına bir şeyler yapılıyor ama, bütün şehir yapmalıyız… İl merkezimizde Sıtkı Koçman adını yaşatalım.
Üniversite ve yerel yönetimler bir ve birlikte ilimize değer katmada birlikte etkin çalışmalıdır.. İlimizde bir kurul oluşturalım ve hayır sever Sıtkı Koçman’ın yaptıkları ve varlığı için neler yapılması gerektiği planlanmalıdır.
Sıtkı Koçman’ın yaptıklarını çok daha değerli kılarsak, ilimizden yeni Sıtkı Koçman’lar ortaya çıkartabiliriz..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.