Sıtkı Koçman önce “kız yurdu” demişti…

Bu haber 14 Ekim 2019 - 0:04 'de eklendi ve 1.398 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bugün Muğla madencilerin işgali ve talanı altındadır.

O Muğla‘nın bilinen ilk madencilerindendi. Belki de ülkemizin ilk Maden Mühendislerindendi.. O kadarını bende bilmiyorum. Bildiğim bu gün “İstilacı ve talancı” bir madenci olarak değil de daha “sigortalılığın” çok yaygın olmadığı, bilinmediği yıllarda Köyceğiz‘in, Dalaman‘ın, Ula‘nın köylülerini krom madeni ocaklarında sigortalı çalıştırıp, sigortadan emekliliklerini sağlamakla anılan bir “Sarı Ceketli MühendisO

Neden Sarı Ceketli Mühendis?” diye soracak olursanız, onu da gidin bugün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi‘nde saat 10.00 da “Sarı Ceketli Mühendis” belgeseli gösterimi ile başlayacak olan anma etkinliğinde öğrenin…

Evet, hamisi olduğu, adını zorla verdirebildiğimiz Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi‘nde yaşamı “ders kitabı” olarak okutulabilecek Sıtkı Davut Koçman’dan söz ediyorum.

Vefatının 14‘ncü yılında rahmetle, minnetle anıyoruz.

Ruhu şad olsun…

xx      xx      xx

Sarı Ceketli Mühendis bugün artık sadece Köyceğiz‘in, Ula’nın, Dalaman‘ın dağ köylerinde anılmıyor.

O bugün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile anılıyor.

Üniversitemizin açılışını dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Muğla Valisi Dr. Lale Aytaman ve Muğlalı Bayındırlık Bakanı Erman Şahin ile birlikte yaparken şöyle demişti:

Göç yolda düzelir…

Çünkü “Muğla Üniversitesi1992 yılında 19 üniversite ile birlikte açılırken binaları, derslikleri, yerleşkesi filan yoktu. Dokuz Eylül Üniversitesi‘ne bağlı İşletmecilik Yüksek Okulu‘na sahip Muğlalıfakülte” beklerken üniversite gelmişti ve ben üniversite gündeme geldiğinde bu köşeden “Her yere üniversite açılırsa eğitimin kalitesi düşer, gecekondu yapar gibi üniverite mi kurulur?” diye de yazmıştım.

Rahmetli Demirel‘in dediği gibi oldu.

Göç yolda düzeldi.

Ancak rahmetli Sıtkı Davut Koçman çıkıp gelmeseydi, gelip de ailesi “Olmaz” deseydi, o göç yolda biraz zor düzelirdi…

xx      xx      xx

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ne 1999-2002 yılları arasında yaklaşık 50 milyon dolar gibi bir harcama yaparak okulu, idari binası, yurdu, lojmanı, kafetaryası ile toplam 85 bin m2 kapalı alan yaratıp Kurucu Rektör Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı‘ya teslim etti…

Yapımı tamamlanan binalar içinde en gözde bina kampus alanı içindeki Öğrenci Sarayıdır. Bu bina Türkiye’deki üniversiteler içinde en görkemli Öğrenci Sarayıdır.

Sıtkı Daavut Koçman, bu yatırımları yaparken herhangi bir vergi indiriminden de yararlanmamıştır.

Ülkemizin hayır sever iş insanları cami yaptırırlar, okul yaptırırlar, sağlık ocağı yaptırırlar, sonra da harcamalarını o yıl ödeyecekleri vergiden düşerler.

Oysa herkes vergisini kuruşu kuruşuna verse, bu hizmetler Devlet tarafından gerçekleştirilirdi. Tabi bilmiyoruz, ülkemizin başka yerlerinde yaptıkları hayır işlerine harcadıkları parayı o yılın vergisinden düşmeyenler de olabilir.

Ancak ben rahmetli Koçman gibi Muğla Üniversitesi’ne hem de Fethiye’de, Ula’da, Ortaca’da, Marmaris’te yaptığı eğitim yatırımları ile birlikte gerçekleştirdiği harcamaların vergilerini de kuruşu kuruşuna Devletine ödemişti…

O örnek bir iş insanı, örnek bir hayır sever, örnek bir “insan” idi…

xx      xx      xx

Sıtkı Koçman, TÜSİAD Başkanlığı da yapmış olan oğlu Ali Koçman Mart 1999’da vefat edince kendini hayır-hasenat işlerine vakfetmeye karar verir.

Bundan haberi olan ‘Sabancı‘ ve benzeri bazı vakıflar, bir ara Sıtkı Koçman’ın yardım fikrini kendi vakıflarına kanalize etmek için teşebbüste bulunurlar. İşte o günlerde eski yakın personelinden Alaattin Arpat devreye girer ve “ekmeğini yediği” ama “ekmek de yedirdiğiMuğla‘da hayır-hasenat yapmasını önerir.

Bunun için Kurucu Rektör Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı ile görüşmesini sağlar. Rahmetli Koçman o günden sonra Muğla‘da üniversite eğitimine yatırım yaptıkça keyif alır, keyif aldıkça harcama yapar…

Rahmetli Koçman müthiş bir insanmış…

Muğla için karar kılındıktan sonra “Üniversitenin kalitesini arttırmak üzere, profesörler evi (lojman) ve yabancı diller yüksek okulu ile kız yurdu yaptırmak istiyorum” der ve bunlar hemen yapılır.

Rahmetlinin önce “kız yurdu” demesini çok anlamlı buluyorum…

2003 yılına kadar Menteşe’de, Ula, Fethiye ve Milas’taki okullar başta olmak üzere pek çok bina ve yemekhane yaptıran Koçman, Öğrenci Sarayı’nın açılışında konuşurken, yarım kalmış Fen-Edebiyat Fakültesi binasını işaret ederek “Bu binaları da tamamlayalım.” derken, “Bu binalarda elektrik kesilirse, laboratuvarlar durur, öğrenciler karanlıkta kalır.” demesi de çok dikkat çekicidir…

O günden beri üniversitede elektrikler hiç kesilmiyor, üniversite hep aydınlık…

O‘nu böylelikle çok daha iyi tanıyor ve anlıyoruz…

xx      xx      xx

Rahmetli öncelikle kız öğrencileri ve üniversitenin enerji meselesini düşünebileck kadar “derinlik” sahibi olmakla birlikte, Muğla hassasiyetlerinin de farkında olan bir insan. Öyle ki Akyol‘daki “Sıtkı Koçman Muğla Spor Tesisi”ni yaptırıp Muğlaspor yöneticilerine teslim etmiştir.

Maşallah Muğlaspor yöneticileri de pek vefakar çıktılar. Her sene “Sıtkı Koçman Spor Turnuvaları” gerçekleştiriyorlar.. (!)

Neyse ki üniversitemiz yılda bir rahmetlinin yaşamdan koptuğu gün “Sıtkı Koçman Günleri” yapar oldu…

Aslında “yapar olmuştu” demek daha doğru olacak. Çünkü “günler” zaman içinde “güne” indi…

Anımsadığım kadarıyla her yıl rahmetlinin adına “akademik ödüllendirmeler” de yapılırken, yapılmaz olmuş… Sıtkı Koçman Günleri’nden birinin ilk gününde “Sıtkı Davut Koçman Bilim ve Kültür ödülleri” töreninde o zaman Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Vekili olan Prof. Dr. Adnan Diler’e ödülünü rahmetli Koçman’ın torunu Alan Perese, Türk Fizik Derneği Başkanı Şükran Nasuhoğlu’nun ödülünü de Vali Vekili Faruk Necmi Kurt vermişti…

Oysa bu ödüllendirme “Ulusal” bir ödüllendirme haline getirilebilmeliydi…

xx      xx      xx

Zaman içinde “günler” güne indirilirken, etkinlikler de üniversitenin öteki üniversiteleri kıskandıran Atatürk Kültür Merkezi‘nin (AKM) A Salonu‘nda yapılırken, B Salonuna taşındı…

Tamamen “salonu dolduramayabiliriz” kaygısıyla olmalı… Prof. Dr. Mansur Harmandar‘ın rektörlüğünden beri bu böyle…

Anma etkinliklerinden birinde Metinbilim Topluluğu öğrencileri, arkadaşlarının Sıtkı Koçman hakkında neler bildikleri konusunda röportaj yapmak istemişler ve maalesef öğrencilerin Koçman hakkında hiçbir şey bilmedikleri ortaya çıkmıştı. O sene Metinbilim Kurucularından Prof. Dr. Namık Açıkgöz Hamle‘de kaleme aldığı yazısında “Demek ki üniversite olarak Sıtkı Koçman’ı öğrencilerimize öğretememişiz. Üniversitemizin yeni yönetimi, bu eksikliği görüp gidermeye niyetli. İnşallah başarılı olurlar.” ifadesinde bulunmuştu.

Kendisine katılıyorum… Rahmetli paralarını üniveriteye harcamakla yetinmeyip, “elektrik kesilirse ne olur?” diye düşündüğü gibi, ömrünün son döneminde bir de “Muğla Sıtkı Koçman Vakfı”nı kurarak Muğla‘ya okumaya gelen gençlerin daha iyi fiziki şartlarda öğrenim görmelerini garantiye almış bir insanın sıralarında oturanların o insanı bilmemeleri çok üzücü… Bildiğim kadarıyla Vakıf sadece bu sene 550 öğtrenciye burs veriyor. Sadece o öğrenciler ve yurtdışı bursu alan akademisyenler gelse A Salonu taşar….

Vefasızız…

xx      xx      xx

Üniversitemizin hamisi, hayırsever iş adamı Sıtkı Davut Koçman‘ın vefatının 14. Yılı münasebetiyle düzenlenen “Anma Programı” bugün saat 10.30‘da Atatürk Kültür Merkezi B Salonu‘nda “Sarı Ceketli Mühendis” belgeseli gösterimi ve Sıtkı Koçman Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, Emekli Vali Naci Parmaksız ile Rektör Prof. Dr. Hüseyin Çiçek‘in açış konuşmaları ile gerçekleştiriliyor.

Bugün saat 11.30‘da da AKM fuayesinde “Sıtkı Davut Koçman Fotoğraf Sergisi” açılışı yapılıyor. Sergi 18 Ekim‘e kadar açık kalıyor.

Buarada Sıtkı Koçman Vakfı tarafından da Yerleşke‘nin B ve C Kapılarında Saat 13.00‘de, Kurşunlu Cami önunde de saat 13.30‘da lokma ikramı gerçekleştiriliyor…

——————————                                                                      ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır. -Alıntı

ÇİVİ

Yunanistan, “Fransa ile Türkiye’ye saldırırız.” demiş. Arkadaşım, “Bunlara dedeleri hiçbir şey anlatmamış mı?” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Reşat Öztepe 14 Ekim 2019 / 10:26

Gocuman; yazınız harika. Yada tarihe not düşmek gibi bir yazı. Ancak bir konuya şahit olduğum için paylaşmak ve bilinsin istiyorum. 2003-2004 Yılında rahmetli Merhum Sıtkı Koçman Ağabeyimize TBMM “ŞEREF” ödülünü vermek istenilmiş ve Üniversite Senatosundan da teklif talep edilmiş idi.O günkü rektör uygun bulmadığını zira hayatta olduğunu öne sürerek olmadı. reisi cumhur da oralı olmamış idi.tarihten bir anekdot. Bizim Türk toplumumu olarak değerli insanların ölmelerini bekleriz. hayatta iken bir teşekkür etmeyi “‘Zül sayarız'” sevgi ve saygı

özcan özgür 14 Ekim 2019 / 14:10

Üstat siz atladınız sanırım. Rahmetli Bakanlar Kurulu tarafından 2000 yılında “Devlet Üstün Hzmet Madalyası” le
ödüllendrildi. Ayrıca Muğla Ünverstesi tarafından 2000 yılında “Fahrî Doktor” unvanı verildi. Selamlar.