SİSTEM DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE

Bu haber 10 Haziran 2013 - 0:00 'de eklendi ve 948 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu aşamada ülke olarak mutlak surette üstesinden gelmek zorunda olduğumuz temel noktalardan biri eğitim.
İlişkin olarak yürürlükteki sistem.
Bugün için öyle bir uygulama var ki, her yönüyle gelişen ülkelerin hiçbirinde, bizdeki sistemden eser yok.
Hal böyle olunca eğitimde bir karmaşa sürüp gidiyor.
Hem de her dereceden kurumlar adına.
Oysa asıl olan, ülkenin imkan ve şartlarıyla bağdaşan bir sistemin yürürlüğe konmasıdır.
Ve de eksiksiz uygulanması.
Ancak bu yapıldığı takdirde siz ülke olarak, modern eğitim sisteminin tüm kuram ve kavramlarını yerine getirmiş olursunuz.
Aksi takdirde 2 gün öncesinde gerçekleştirilen üniversite giriş sınavlarındaki tablo ile karşı karşıya gelirsiniz.
Kaldı ki bu durum sadece içinde bulunduğumuz sürece özgü değil.
Yıllar var ki, yürüklükteki sistemin yarattığı olumsuzluklar her daim ortaya çıktığı halde değişen bir şey yok.
Düşünebiliyor musunuz?
En son yapılan üniversite giriş sınavlarındaki öğrenci sayısı 1 milyon 900’nin üzerinde.
Buna karşın gerek devlet gerekse özel ve vakıf üniversitelerinin alabileceği öğrenci sayısı, en iyimser rakamla 700 bin.
Hadi diyelim ki 800, hatta 900 bin olsun.
Geriye kalan sayı 1 milyonun üzerinde.
Bu demektir ki 1 milyona yakın öğrenci açıkta.
Evet yanlış değil.
Bu sayıda öğrencimiz, umutlarını ya gelecek yıllara sarkıtacak.
Ya da benden buraya kadar deyip, geleceğini belirsizliğe bırakacak.
Bunun ne anlama geldiği de ortada.
Bu 1 milyon gencimizin sokaklara dökülmesidir.
Akabinde neler olduğunu her dem gözlemlediğimize göre, Türkiye olarak tehlikeli bir yola giriyoruz demektir.
Hiç kimse aksini iddia edemez.
Sınavlar ve sonuçları her şeyi açıklıyor.
Bu sayıda gencimizi kaderiyle baş başa bırakacak bir lükse sahip olmadığımıza göre, her kim olursa olsun, özellikle ülke yönetiminde görev üstlenenler oturup bir düşünmeli.
Şapkasını önüne koyup, genç nüfuslu olmakla övüne ülkemizi nasıl bir tehlikenin beklediğini kestirmeliler.
Aksi halde yarın çok geç olacaktır.
***
Hal böyle iken denebilir ki ne yapılmalı?
Gelişen ülkeler nasıl bir eğitim sistemi uyguluyorsa Türkiye de aynı sistemi yürürlüğe koymalıdır.
Nasıl bir sistem olduğunu bir eğitimci olarak yıllardır yeri geldiğinde dile getirdim.
Dedim ki siz Türkiye olarak genç nüfuslu bir ülke olmakla övünebilmeniz için mevcut potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.
İlişkin olarak bir ayrıntının altını çizmek istiyorum.
Türkiye genç nüfuslu ülke olmaktan çıkıp orta yaşlı insanlarımızın çoğunlukta olduğu bir sayıya ulaşmıştır.
Ülkemizde gerçekleştirilmesi kaçınılmaz olan eğitim sistemi, öğrencilerin kabiliyetlerine göre meslek gruplarına ayrılmasıdır.
Eğer siz, çocuklarımızı küçük yaşlardan itibaren yetenekleri doğrultusunda branşlara ayırırsanız, bugün olduğu gibi üniversite önlerinde yığılmalar olmaz.
Dolayısıyla öğrencilerimizin yarısı çeşitli meslek okullarına devam ederek kısa yoldan hayata atılırken, geri kalanlar değişik üniversitelere devam ederler.
Böylelikle, bugün olduğu gibi hiçbir öğrencimiz açıkta kalmaz.
Ne ailesi mağdur olur ne de kendilerinin hayat kaygısı söz konusudur.
Ama bunu yapmazsanız, genç nüfuslu ülke olmakla övünemeyeceğiniz gibi sorunlar yumağı olmaktan kurtulamazsınız.
Bunun en bariz örneği, İstanbul Taksim Gezi Parkı olaylarına karışanların çoğunluğunu hiçbir işi olmayan gençlerin teşkil ettiğidir.
Sanırım bu durum bile, ülkemizde nasıl bir eğitim sisteminin yürürlükte olması gerektiğinin en belirgin göstergesidir.
Dolayısıyla Türkiye’nin yapması gereken çağdaş ülkelerde olduğu gibi modern bir eğitim sistemini tez elden yürürlüğe koymasıdır.
Ancak bu yapıldığı takdirde hedef büyülten bir ülke olarak geleceğe ümitle bakabiliriz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.