Şimdi Demokrasi Zamanı!

Bu haber 09 Haziran 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.255 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

13 yıl sonra AK Parti tek başına iktidarı kaybetti. CHP mevcut oyunu korudu. HDP barajı geçti. MHP yükseldi. Önceki günkü seçimden çıkan tablo bu…

Kim kazandı, kim kaybetti? Bence demokrasi kazandı.

Tabi bunu diyebilmek için demokrasiden ne anladığınız önemli!

Demokrasiyi uzun uzun tarif edebilirsiniz. Ancak tek kelime ile “uzlaşma” olarak tanımlayabiliriz. Sanırım en doğru tanımlamada bu; Uzlaşma…

xx        xx        xx

Seçim süresince iktidar çevrelerinde “koalisyonun ne kadar kötü bir şey olduğu” anlatıldı. Adeta dünyanın sonu gibi bir şey… Peki, öyle mi?

Bu konuda Dünya’da çok iyi örnekler var. Türkiye’nin geçmişinde elbette kötü koalisyonlar bulunmakta. Bunu “fobi” haline getirmenin de anlamı yok. Kötü koalisyon yönetimlerini örnek göstererek “koalisyonu” kötü bir yönetim tarzı olarak sunmak doğru değil.

Demokrasiden anladığımız “uzlaşma” ise, o uzlaşma asıl koalisyonla yaşanabilir ve buna Türkiye’nin çok ihtiyacı var.

xx        xx        xx

Seçim sonuçları ortada; AK Parti 258, CHP 132, MHP 80 ve HDP 80 sandalyeye sahip.

Koalisyondan başka çare yok mu?

Elbette var. Azınlık Hükümeti de kurulabilir. Erken seçime de gidilebilir.

Erken seçimle dünkü sonucun çok değişeceğini ise sanmıyorum. Azınlık Hükümeti’nin de koalisyondan çok daha iyi olduğu söylenemez.

Milletvekillerinin emekliliği hak edebilmeleri için en az 2 yıl milletvekilliği yapmış olmaları gerekiyor. O nedenle yeni seçilenler önce emekliliği hak etmek isteyebilirler… (!)

Ancak Cumhurbaşkanı’nın milletvekillerine sormadan ülkeyi erken seçime götürme yetkisi de var… Cumhurbaşkanı bunu yapabilir. Hatta bu seçim (Başkanlık Sistemi’ne geçişi de ortadan kaldırdığı için) yeniden partisinin başına da geçebilir…

Buna karşılık AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, liderine “Şu anda siz Cumhurbaşkanısınız, ben de Başbakanım.” deyip, CHP veya bir başka parti ile koalisyon kurabilir.

Hatta bu CHP bile olabilir… Demokrasi “uzlaşma” kadar “özveri” de gerektirir…

xx        xx        xx

Önceki günkü seçimde seçmen öncelikle “kontrolsüz güce” dur dedi…

Seçmenin AK Parti’ye tek başına iktidar olanağı vermemesi “Vatandaş hukuksuzluk, otoriterlik, israf istemiyor.” diye okunabilir.

Seçmenin HDP’nin barajı geçmesini “Vatandaş barış ve huzur istiyor.” diye açıklayabiliriz.

Seçmenin CHP ve MHP’de ciddi oy artışına izin vermemesini de “Artık koltuğa yapışıp kalan adam istemiyoruz” mesajı verdiği şeklinde algılayabiliriz.

xx        xx        xx

Yukarıda seçimi kazananın “demokrasi” olduğunu söyledim.  Ama bu “demokrasinin” taçlandırılabilmesi için ortaya sağlam bir koalisyonun çıkarılması gerekir…

Pek kim kaybetti?

Öncelikle seçimlerin en kaybedenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü yasaları çiğneme pahasına meydanlara çıkarak, seçimi bir bakıma “Başbakanlık sistemi” referandumuna çevirdi. Meydanlara çıkarak Başbakan Davutoğlu’nu “refüze” etmekle birlikte muhalefet partilerini isimlerini anarak hedef aldı ve özellikle HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a sert sözlerle yüklendi. Bunun sonunda AK Parti, değil Anayasa değiştirecek çoğunluğa, tek başına iktidar bile olma şansını yitirdi.

Başkanlık talebi seçmende karşılık bulmayan Erdoğan’ın bu hayali buhar olup uçtu!

xx        xx        xx

Tabi partilerin aldıkları oylara baktığımız zaman bu seçimin kazananın birinci parti olduğunu, yani AK Parti’nin bu seçimin kazananı olduğunu söyleyebiliriz.

Partilerin kendilerini değerlendirdiğimiz zaman ise AK Parti’nin, dolayısıyla partinin genel başkanı Başbakan Davutoğlu’nun kaybettiğini söylemek mümkün… Ancak O da çıkıp, “Sayın Cumhurbaşkanımız genel seçili başkanlık referandumuna çevirmeseydi, biz yine tek başımıza hükümete devam ederdik.” diyebilir!

Başbakan Davutoğlu’nun böylesine bir makul gerekçesi olabilir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun makul gerekçesi ne olabilir?

Oylarımızı koruduk. Sadece iki milletvekili kaybettik” mi diyecek? Sayın Kılıçdaroğlu’nun seçim gecesi kendisini bekleyen seçmenin karşısına Haluk Koç’u çıkarması da hiç hoş olmadı! Sayın Kılıçdaroğlu’nun istifa edip, parti kurultaylarından güvenoyu alması gerekir…

Elbette bize soracak değiller, ama “demokrasinin” gereğinin bu olması gerekir!

xx        xx        xx

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin elindeki büyükşehirlerde başarısız olmasının makul gerekçesi ne olabilir, bilmiyorum. CHP’nin 4 çıkarma ihtimalinin bulunduğu Muğla’da MHP’nin de 2 çıkarma ihtimali vardı. MHP Muğla’da bir milletvekilinde kalmasını nasıl açıklayabilir? Bu sorunun yanıtını bu köşede sonra ararız…

AK Parti’den Güney Doğu ve Doğa’da HDP’ye oy kaçarken, İç Anadolu’da da MHP’ye oy kaçtı.

2011 seçimlerine, birçok parti yöneticisini hedef alan ve o dönemde parlamento dışı kalmasını sağlayan “kaset skandalı” ile giren ve yüzde 12.9 oy oranıyla 52 milletvekilliğini alan MHP, önceki günkü seçimde oyunu yüzde 3’ün üzerinde artırarak milletvekilliği sayısını 80’in üzerine çıkardı. Bu bir başarıdır, ama MHP tabanında bu bir “başarı” olarak görülmüyor.

Yine de MHP bu seçimin kazananı olmadı, ama seçimin iki başarılı partisinden biri oldu…

xx        xx        xx

Gelelim HDP’ye… HDP’de MHP ile birlikte bu seçimin iki başarılı partisinden birisi…

HDP aslında bu seçimin ne kazananı ne de kaybedeni… Bu seçimden başarı ile çıkan kim diye sorulacak olursa; gerçek anlamda Selahattin Demirtaş diyebiliriz. Dolayısıyla HDP

HDP’nin başarısını hazmedemeyenler de var. Zamanla hazmedilir…

Bu konuda HDP’ye de görev ve sorumluluk düşüyor. Umarım Selahattin Demirtaş’ın uyarılarına rağmen “başarı sarhoşluğunun” etkisiyle kutlama ve gösterilerle “tahrikkar” davranış sergileyenler olmaz.

Ben bu seçiminin kazananının “demokrasi” olduğunu savunuyorum. Eğer hepimiz öyle düşünüyor ve demokrasiye inanıyorsak HDP’nin başarısını kutlamalıyız bile. Dün “Dağdan inin, parlamentoya gelin” dediğimiz insanlara bu gün “Parlamentoda ne işiniz var, dağa gidin” demeye kimsenin hakkı olmaması gerekir…

HDP’nin barajı geçmesi ülkemizin, insanlarımızın “huzurlu ve güvenli bir ortama kavuşması” ve “kalıcı barış” için bir fırsat olabilir. Bu fırsatın değerlendirilebilmesi için hepimiz sorumluluk sahibi olmalıyız.

En çokta Selahattin Demirtaş ve partisi sorumluluklarının ve “emanet oyların” farkında olmalı… Gerçi Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder farkında olduklarını açıkladılar, ama önümüzde onları büyük bir sınav bekliyor. İnşallah asıl o sınavdan başarı ile geçerler.

xx        xx        xx

Şimdi ne olacak?

Her şey olabilir. Azınlık Hükümeti veya koalisyon kurulabilir. Erken seçime gidilebilir.

Sadece ve sadece “Kuvvetler ayrılığını teminat altına alan, hukukun üstünlüğünü sağlayan, barajı kaldıran Seçim Kanunu ve Partiler Kanunu değişikliğini yapan, dinsel ve etnik ayrımcılığı engelleyen” bir Anayasa Değişikliği yapmak üzere bir koalisyon kurulup, yeniden seçime gidilebilir.

Böylelikle önceki günkü seçimi kazanan “demokrasi” taçlandırılmış olacaktır. Demokrasiye bir şans verilmeli.

Neden olmasın?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
resat oztepe 09 Haziran 2015 / 01:20

Gocuman; Demokrasi den dem vurmuşsun. Bugünlerde herkes koro halinde demokrasi depduru. yeni mi geldi Türkiye ye demokrasi. HDP barajı aştğında mı? demıokrasi oluştu!?…eğer HDP barajı aşmasaydı demokrasi olamayacakmıydı. nedir bu demokrasi kavramının altındaki yatan veya görünmeyen aysberg. sevgi ve saygı.

günaydın 09 Haziran 2015 / 10:41

chpliler aklını başına alsın emanet oylar chp de idi kötünün iyisi diye mecburen chp ye verilen oylar gitti seçilen chp milletvekillerinin % 50 si kontenjan emekli ikinci üçüncü hatta dördüncü beşinci dönemleri yuvarlak laf demokrasi kazandı öylemi acaba ne paralar kazanıyorlar………….

BİRAY 09 Haziran 2015 / 10:42

Öncelikle seçimin galibi HDP gibi görünse de aslında tek galip HALK oldu bana göre. HALK; AKP iyi ama artık bazı öz eleştirileri yapmalı, kendine çeki düzen vermeli, anayasa değişikliği ve başkanlığı tek başına değiştiremezsin-getiremezsin dedi. HALK; AKP 13 yıldır yoruldu, üç dönemlik marka vekiller gitti, Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı yaparak CHP’nin önünü açtı (her ne kadar Tayyip Erdoğan meydanlara inse de AKP için çok etkili olduğunu söyleyemeyiz hatta alehte bile olduğunu söyleyebiliriz), CHP hep eleştiri siyaseti yaptın, şimdi vaatlerle gelmene rağmen; CHP’ye sen hükümet alternatifi olamıyorsun hatta ana muhalefet olmayı da kaybedersin dedi. MHP oy oranını arttırmasına rağmen HDP ile aynı sayıda vekil alarak HALK’ın mesajını iyi almalı. HALK; MHP’ye artık taşın altına elini sok, çözüm önerileri ile gel, sorumluluk al, fırsatı iyi değerlendir ana muhalefet olabilir hatta hükümet alternatifi olabilirsin dedi. Gelelim HDP’ye… HALK; HDP’ye artık mazeretin yok, dağdan in mecliste siyasetini yap, Türkiye partisi olabilmen için sana fırsat veriyorum, anayasa ise anayasa-başkanlıksa başkanlık sözünü söyle, katkıda bulun dedi. Ayrıca tüm partilere HALK; koalisyon kötü, yapacaksanız adam gibi sağlam koalisyon yapın, ha yapamıyorsanız bu kötü seçim sistemini değiştirin, herkesin mecliste söz sahibi olabileceği bir sistem getirin, dünyanın bir çok ülkesinde %2-3 ile partilerin mecliste temsil edildiği-aynı mecliste %30-35 ile tek başına iktidarın olduğu bir seçim sistemine ihtiyacın olduğunu gösterdi. Anayasa değişikliği mi istiyorsunuz hep birlikte yapın geniş tabanlı dedi. Başkanlık mı istiyorsunuz, başkanın yetki ve sorumluluklarını hep birlikte belirleyin dedi. Daha çok mesajlar var bu seçimde… Türkiye için hayırlısı olsun…