Şimdi Değilse, Ne Zaman?

Bu haber 22 Aralık 2016 - 0:04 'de eklendi ve 866 kez görüntülendi.
Ahmet Karataşahmetkaratas@hamlegazetesi.com.tr
Süzgeç

Ahmet Karataş

 Kayseri’deki hain saldırı bize ertelenmiş 100 yıllık hesaplaşmanın son safhasına gelindiğini gösteriyor. Şöyle ki; daha önce de John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabından bahsetmiştim. Bir ülkeyi sömürge yapmanın, abluka altına almanın ve sömürge olarak tutmanın aşamalarından bahsediyor.  Yazar, Güney Amerika, Orta Asya, Güney Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde acımasızca uygulanmış yöntemleri bu kitapta deşifre ediyor.

Ekonomik bağımlılık borç batağı ile devam ediyor. Bunun için kukla idareciler iş başına getiriliyor. Tabii bunun için kültürel ve ahlaki yozlaşma toplumun tüm katmanlarına yayılıyor. Müstemleke ruhuna karşı gelen siyasi ve sosyal veya yerli ve milli hareketler algı operasyonlarıyla, dış güdümlü sivil toplum örgütleri ve sermaye gücüyle bertaraf ediliyor.

Buna rağmen emperyal oyuna başkaldıran güçlerin iktidar olması önlenemezse ekonomik kaoslarla, siyasi krizlerle, para manipülasyonlarıyla ülkenin önü kesiliyor. Yine olmuyorsa askeri darbeye başvuruluyor. Darbe de sonuçsuz kalırsa sıra  suikastlere ve iç savaş taktiklerine geliyor. Ülkedeki etnik ve mezhep hassasiyetleri kaşınıyor. Hala kontrol ele geçirilemiyorsa son çare tıpkı Irak’ta olduğu gibi genç Amerikalılar (yani işgalciler) sahaya iner.

Bunlar ABD’li yazarın pişmanlık duygusu ve vicdan azabıyla kaleme aldığı dört ciltlik kitabında yazılanlar, daha doğrusu itiraflar.

Şimdi hep birlikte düşünelim, 100 yıldır, özellikle son 10 yıldır Türkiye’nin başına gelenleri bir de bu pencereden baktığımızda oynanan oyunu ve kurulan tuzakları görmemiz daha da kolay olacak.

Kayseri patlamasından sonraki gelişmeler gösteriyor ki, sömürge ülkelerine uygulanan sistematik projenin son aşamasına gelmiş durumundayız. Yani, iç savaş ve ardından işgal.

Durum bu kadar ciddi, bu kadar hayati iken herkesin eteğindeki taşları döküp emperyalizme karşı kenetlenme zamanı hala gelmedi mi? Niye hala sen, ben kavgasındayız?

Şu anda yaşadığımız ikinci kurtuluş savaşıdır. Kimse ona buna fatura kesmeye kalkışmasın. Bu hesaplaşma elbet bir gün zaten olacaktı.  Çünkü Batı’nın Sevr’de yarım kalan hesabı vardı; Haçlı ideolojisinin ana hedefi Türkleri ve İslam’ı Anadolu’dan söküp atmak veya asimile etmektir. Batı bu hedefinden hiçbir zaman şaşmamıştır. Dolayısıyla zalimden medet umma dönemi artık bitmelidir. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz.

Ayrıca bugün ekonomisiyle ve siyasetiyle, derin yapısıyla ABD’yi yöneten siyonist emperyalizmin de vazgeçilmez hedefi olan “Büyük İsrail” devletinin sınırları Anadolu’dan, yani Fırat’tan başlamıyor mu?

O halde Milli bir tehditle karşı karşıya olduğumuzun bilinciyle ve gerçek anlamda “milli seferberlik” ruhuyla hareket etmek zorundayız.

Herkes bilsin ki, yüzyılın bu büyük rövanşı çok çetin geçecek. Ama eninde sonunda Türkiye kazanacak. Tabii ki Türkiye ile birlikte insanlık ve insanı değerler yeniden ayağa kalkacak. Buna yeniden DİRİLİŞ de diyebiliriz. İşte o an, kanın, gözyaşının dindiği, zulmün son bulduğu andır. Daha açıkçası İbrahim Karagü’nün  deyimiyle bu hesap Anadolu’da bozulur, bozulmalıdır da.

Ülke bu denli kritik bir eşiği aşmak üzereyken siyasi hesaplara ve farklıklara takılıp kalmak ihanet değilse bile gaflet olur. Ayrıca, oynanan oyunları görmemezlikten gelip yaşadıklarımızı, sürüklenmek istendiğimiz kaos ortamını  “başkanlık”  sistemine bağlamak sözün sahibini “nöbetçi işbirlikçi” kılar. Hele öncesinde başkanlık sistemi kansız gelmez diyebiliyorsanız buradan canlı bombalarda  parmak iziniz var anlamı çıkar.

Şayet hala siyasi, ideolojik, etnik ve dinsel farklılıklara takılıp kalırsak bu vatanın bölünmesi, kardeş kanı akması, ülkemizin Suriye ‘ye dönüşmesi kaçınılmazdır. Zaten arzu edilen de budur, dayatılan proje de budur.

O nedenle vatanımızın üstüne abanan bu kara bulutları ancak milli birlik ve beraberlik ruhuyla dağıtabiliriz.

İşte bu hassasiyetle bertaraf etmemiz gereken ve kapıya dayanan ilk tehlike Kayseri’de uç veren Kürt – Türk çatışmasıdır.

Patlamanın hemen akabinde devreye giren sosyal medya paylaşımları da gösteriyor ki alenen, kardeş  kardeşe kırdırılmak isteniyor Bu emperyal projeye kim alet olursa artık tescilli vatan hainidir.  Çünkü Kayseri’de HDP binasını ateşe veren elle, Madımak Otelinde insanlarımızı cayır cayır yakan el aynı eldir. Artık bunu görmemek için kör olmak lazım.

Aman dikkat! Şartlar, koşullar, çevre, konjonktür gereği HDP’ye oy veren her vatandaşımız terörist değildir. Şayet HDP içinde terörist varsa da bunu ayıklama görevi devlete aittir. 12 Eylül’de bunun bedelini ağır ödedik. Aynı tuzağa tekrar düşmeyelim. Eline bayrak alıp da Kürt kardeşlerime kim saldırırsa, kim onlar üstünde baskı kurmaya çalışırsa en büyük vatan haini ve bölücü odur. Bu böyle biline.

Daha açık söyleyeyim; o sokağa çıkıp ta, HDP teşkilat binalarını ateşe veren, Kürt kardeşlerimi ağıza alınmayacak hakaretler edenleri takip edin, iz sürün; kesinlikle uçları PKK, DEAŞ, FETÖ, DHKPC’ye kadar uzanacaktır. Şayet maşa değil de daha üst düzey bir hainse CIA’dan MOSSAD’a, İngiliz İstihbaratından, Alman istihbaratına kadar bağlantılarını bulabilirsiniz.

Ama nafile, başaramayacaklar. Çünkü Türkiye’de tüm zamanların en büyük krizlerini atlatmış, en organize darbe teşebbüslerini püskürtmüş güçlü bir devlet, kararlı bir hükümet ve imanlı bir millet var.

Aklımızı başımıza toplayalım. Kimse tahriklere kapılıp polisliğe jandarmalığa soyunmasın. Devletimizin gücü nasıl 40 yıllık FETÖ’yü 4 ayda bertaraf ettiyse, hiç endişemiz olmasın PKK’yı da DEAŞ’ı da bitirecektir.

İşgal güçlerinin amacı, Suriye’de olduğu gibi bizi sokağa dökmektir. Aman bu oyuna gelmeyelim. Hainlerin ekmeğine yağ sürmeyelim. Terörle mücadele devletin işidir. Devletimiz de dimdik ayaktadır.

Şayet bu oyuna gelirsek Irak ve Suriye’de olduğu gibi, ne vatan kalır, ne namus, ne ezan ne de mabet.

O halde aklın yolu bir;” tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak” etrafında kenetlenmenin tam zamanıdır. Şimdi değil de ne zaman?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.