Şiir Şehir Muğla

Bu haber 21 Kasım 2017 - 1:51 'de eklendi ve 1.224 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

 

“I have a dream!…” Martin Luther King’in meşhur cümlesi… “Bir düşüm var!…” demek.

King, bu cümlesini Amerika’daki ırkçılığın sona ermesi için kullanıyordu; bense bu cümleyi, Muğla için kullanıyorum. Tabii ki, meselem ırkçılık değil, şehrin şiirleşmesi…

Muğla, Allah’ın överek yarattığı bir yer gibi… İklim, coğrafya, nüfus ve insan dokusu, tarih, kültür açılarından ideale çok yakın bir şehir. Bir yanı yemyeşil dağlara, bir yanı masmavi denizlere açık bir şehir.  İki hava alanıyla sadece yurt içine değil, yurt dışına da açık bir şehir… Bir de içinden tren geçse!…

Hızlı değişen ama baş döndürmeyen…

Gelişen ama dejenere olmayan…

Kalkınan ama çarpık kentleşmeyen…

Karmaşıklaşmayan, kompleksleşmeyen, kaotikleşmeyen bir şehir Muğla.

Bir ucundan bir ucuna yaya olarak hâlâ yirmi dakikada gidebilirsiniz ve henüz AVM ve rezidansların tahakkümüne maruz kalmamış bir şehir.

Klasik yapını koruyan, sokaklı, mahalleli bir şehir.

Birkaç keyfe keder olumsuzluk da ortadan kaldırılsa, lirik bir şehir olacak bir şehir.

İşte bu lirizmin daha da arttırılması ve daha da yoğunlaştırılması düşü görüyorum…

Bu, bir düş, bir rüya, bir hayal olmaktan çok kolay ve rahat çıkabilir. Muğla’yı zorlayan, dara ve zora sokan iç ve dış sebepler yok. Bu şehir öz güveni olan bir şehir.

Bu şehir, şehir dokusuyla, civarıyla, insanıyla işlenmemiş ham malzeme özelliği gösteren ve sihirli dokunuşlarla âdetâ bir peri masalı şehri olabilecek, şiirleşecek bir şehir.

Yeni şehir planları, geleneksel mahalleleri zorlamayacak şekilde dış taraflara doğru kaymaya başladı. Yeni tip bina ve konut anlayışını merkezine sokmadan ve o geleneksel dokuyu bozmadan bir yapılaşma anlayışı teşvik edilerek merkez geliştirilip zenginleştirilebilir. Gerekirse yeni kültürel binalar ve anıtlarla desteklenen esas doku, cazibe merkezi hâline getirilebilir ama trafiksiz bir alan olmak şartıyla.

Cadde ve sokaklar niye kitapçılarla, sanat galerileriyle, oyun alanlarıyla, tiyatro ve sinema salonlarıyla anılmasın?

Eskiden sokaklar; yani arasta sokakları, “demirciler arastası, bakırcılar arastası, ayakkabıcılar arastası, yorgancılar arastası” gibi adlarla anılırmış; şimdi niye yeni arasta isimleriyle anılmasın? “Kitapçılar sokağı” veya “sinema caddesi” olsa mesela… Veya “Galeri sokağı” ne güzel olur!…

Çocuklar için birkaç sokak düzenlense… Yaz kış çocuklar o sokaklarda oyun oynayabilseler… O sokaklarda ser toprak zeminler olsa… Bilye, topaç, çizgi, dokuz taş oynayabilse ve çember çevirebilse çocuklar oralarda. Yani sokağı ve mahalleyi öldürmesek!…

İnsanların rahatlamak için şehirden kaçmayacağı; tam tersi rahatlamak için koşacağı, lirik bir şehirde, şiir gibi bir şehirde yaşamak istemez misin azizim?…

İşte ben öyle bir şehrin hayalini kuruyor, rüyasını görüyorum.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Nilgün Çelebi 23 Kasım 2017 / 14:00

Muğla ‘ya “Nazlı Muğla’m” demiştim, dediler ki Namık Hoca “Şiir Şehir Muğla” diye başlık attı. Eh ne de olsa o edebiyatçı. Elbette aramızda bir fark olacak. Üstelik o Muğla’da yaşıyor, bu fakir Muğla’ya bozkırdan bakıp durur. Sonuç: Muğlalılar bir pırlanta şehirde yaşadıklarını hiç ama hiç unutmasınlar. Eşi menendi bulunmayan bir şiir, bir nota, bir renk, bir pırlantadır Muğla; nazlı, nazenin Muğla.

Namık Açıkgöz 27 Kasım 2017 / 17:13

Teşekkür ederim Nilgün Çelebi hocam… Muğla güzelliklerini şiir şiir yaşayarak verimli olmaya çalışıyoruz.