Şiddetten haz alan toplum…

Bu haber 10 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 1.074 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Şiddeti sevmiyorum…
Hasta ruhlu olmayan hangi insan sever ki!
Şiddet unsurları, toplumdan arındırılmalı…Toplum içinde silahlanma olmamalı…
Beline silahı takan, magandalık yapıyor…
Her maç sonrasında, her düğün sırasında; bu magandaların eylemlerinin acısını yaşadık ve hala de yaşıyoruz….
Toplumda silah, güç ve erk gibi algılanıyor… Cılız ve özgüvensiz  insanlar, bu silahla öz güvenlerine, pik yaptırıyorlar.
Güçsüzlüklerine ve özgüven eksiklerine, silahlanmayla kalkan yaratıyorlar.. Bence ilimizde bu konuda etkili kurumlar duyarlı olurlar da, gelir elde etme tutkusu (İlimize bağış alıyorlar ya) olmadan silahlanmaya izin verilmesin..
Son iki yıldır da bu konuda çok duyarlılık vardı, devamını arzu ederiz.. Silahlanmak ve taşımak isteyenler, taşıyanlar kızacaklar ama, toplum içinde yaşıyorsak, toplumsal kurallara uyacağız…
Uymayanlar içinde etkin önlemler alınmalı.
Sözün özü, ülkemizde hızla artan bireysel silahlanma ve bilinçsizce silah kullanma sonucu yaşanan acılara duyarlı olmalıyız ve “Bireysel Silahsızlanma” bilinci oluşturmak zorundayız…
Şiddetin tüm unsurları kötü.
Özellikle şiddet unsurları, görsel medya ile  evlerin içine taşınıyor..
Her ne hikmetse, şiddet filmleri, dizileri, reyting rekorları da kırıyor..
Şiddet sever bir toplum olduk çıktık…
Şiddet unsurlarını seyrederken bu kadar mı haz alınır?
Şiddet bu kadar mı sevilir? Bu kadar mı İçsel yolculuk yapılır?
Niçin şiddet severiz? Şiddet tutkumuz nereden geliyor?
Nedenlerini, sosyolojik anlamda araştırmak lazım…
Ben şiddet filmlerini, dizilerini, ses jeneriklerini, fragmanlarını ne seyretmek, ne de duymak istiyorum… Her daim tercihlerim huzur ve dinginliktir.
Fakat, sen sevmesen de başkaları seviyor…
Özellikle aileler seyrederken, çocuklarda seyrediyor.. Geç saat uygulaması hiçte etkin bir çözüm değil.. Başka çözümler olmalı..
 
Kurtlar Vadisi Pusu dizisi,  başlı başına şiddet  temalı, hukuku ve toplumsal yaşamı, kuralları hiçe sayar tarzda işleniyor… Şiddetin tüm unsurları hukuksuzluk içinde işleniyor.. İstediklerini anında ya asıyorlar ya kesiyorlar.. Filmin müzik jeneriği bile, insanı olumsuz etkiliyor..
Kaldı ki bunları, evlerin içinde çocuklar da seyrediyor…
Saat kaç olursa olsun..
Dizinin geçen hafta gösterilen asılma sahnesine özenen 9  yaşındaki çocuk (Onur Öztepe), annesinin eşarbını boynuna dolaması sonucu, yaşamını kaybetti..
Düşünün 9 yaşında bir çocuk.. İlköğretim öğrencisi.. Anne ve babası ile birlikte Kurtlar Vadisini seyredip , dizide gördüğü sahneyi canlandırmak istiyor.. Gecenin 23’ün de  odaya geçip, aynı odayı paylaştığı  6 yaşındaki kardeşine de,  Kurtlar Vadisindeki bir sahneyi canlandıracağını söyleyip, annesinin eşarbını alarak odadaki çekyatın üzerine çıkıp senaryoyu canlandırmaya başlıyor.. Dizide izlediği, benzer sahnede, İskender Büyük’ün asılması gibi, kendini asıp, kurtulacağını söyleyip, eşarbın bir ucunu boynuna, diğer ucunu da evin duvarında monte edilmiş doğal gaz borusuna bağlayarak, gördüğü sahneyi deniyor.
Bu işlemi yaparken, üzerine çıktığı çekyatın açılması sonucu boşluğa düşüp asılıyor…
6 yaşındaki kardeş, Elif’in gözleri önünde yaşanan bir olay.. Ölümle biten bir oyun..
Bu acı olayın hesabını kim verecek?
Yıllar önce bir reklam vardı.. Apartmanda yaşayanlar, kışın üşüyorlar ve “Yönetici uyuyor mu?” diye bağırıyorlar, çatıya ısı yalıtım sistemi istiyorlardı..
Ben de,  “RTÜK yok mu? Uyuyor mu? Yönetici uyuyor mu?” diye bağırmak istiyorum…
Çocukların bu filmlerdeki kahramanlar ile özdeşleştiği, bunları kahraman olarak görüp, filmden öğrendikleri hareketleri yakınlarına veya arkadaşlarına uyguladığı veya böyle kendilerine uygulayarak  zarar verdikleri aşikardır.. Geçmişte de bir çok örnekleri yaşandı, kayda geçti…
Televizyonda yer alan ölçüsüz şiddet içeriği, başta toplumla uyumlu bir kişilik geliştirme sürecinde olan çocuk ve gençlerimiz olmak üzere, tüm toplum bireylerinin ruh sağlığını son derece olumsuz etkilemektedir…
Görsel medya, toplumsal koşullar ve rol modellerinin oluşturulmasında, çok önemli bir yere sahip….
İyi rol modellerle, gençlerimize rehberlik edebiliriz.. Bizim toplumunda en çok bunlara ihtiyacı var.. Tüm medya camiası, toplumsal yaşamı, çocuk ve gençlerimizi unutmadan, sorumlu yayıncılık anlayışı ile yapmalıdır..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.