Şiddetin Hangisine Karşıyız? « Hamle Gazetesi

Şiddetin Hangisine Karşıyız?

Bu haber 27 Aralık 2017 - 0:08 'de eklendi ve 1.129 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Geçen hafta geç saatlerde sosyal medyaya göz atarken dehşet verici bir videoya rastladım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanı T. K. bir zabıta memurunu resmen ulu orta tokatlıyordu. Zaman zaman kurumlarda adına mobbing dediğimiz psikolojik şiddete rastlıyoruz. Kişisel tercih ve sorunlardan kaynaklanan farklı baskıların varlığını biliyoruz. Ama bir kamu kurumunda çalışana yönelik şiddetin bu kadar ileri gidebildiğini yakında görmemiştik.

Bu şokla haberin detayına bakarken, Türkiye’nin bu olayı o akşam Ahmet Hakan’ın sunduğu Kanal D Ana Haber’de öğrendiğini gördüm.

Bu olay bir hafta önce Kartal’da bulunan zabıta merkezinde yaşanıyor. İddiaya göre emniyet şeridini kullanan zabıta memurunu karşıdan gören Zabıta Daire Başkanı T. K. memuru yanına çağırıyor. Önce bağırarak bir şeyler söyledikten sonra herkesin gözü önünde arka arkaya tokat atıyor. Öfkeli başkan uzaklaşırken bile tokat attığı memura bağırmaya devam ediyor.

Bu olaylar yaşanırken mağdur memur,  ekmeğinden olmamak için sesini çıkarmadan hazır olda bekliyor. Çevrede bulunan diğer görevliler de kıllarını bile kımıldatmadan olayı izliyorlar.

Olayın ardından birkaç adım atan zabıta memuru, yaşanan bu onur kırıcı olayın etkisiyle daha fazla dayanamayarak olduğu yere yığılıyor. Neyse ki çevrede bulunanlar bu sefer yardıma koşuyorlar.

Görüntülerin Kanal D Ana Haber’de yayınlanmasının ardından sosyal medyada gösterilen büyük tepki üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, gece yarısı Twitter hesabından bir açıklama yaparak görüntüleri üzücü ve insanlık adına utanç verici bulduğunu, Zabıta Daire Başkanı T. K.’nın görevden uzaklaştırıldığını ve hakkında soruşturma başlatıldığını açıklıyor.

Burada aklıma birkaç soru takılıyor:

Birincisi, bu olay bir hafta önce yaşandıysa neden bu güne kadar gereği yapılmadı?

İkincisi, bu olay ana habere konu olmasaydı “Kol kırılır, yen içinde kalır.” mı denecekti?

Üçüncüsü, ana haber bültenleri akşam 19.00’da yayınlanıyor. Ama olay ile ilgili açıklama gece 02.00’de yapılabiliyor. İnsanlık adına utanç verici bu olay hakkında bir karar verilmesi bu kadar mı zaman alıyor?

Dördüncüsü, başkan olan bu zat, bir çalışanını tokatlama cesaretini nereden alıyor?

Beşincisi, olaya şahit olanlar, olayın şiddete dönüşmesi karşısında neden hiç tepki vermiyorlar? Neden en azından araya girip, “Yapmayın, ayıptır.” deme cesareti gösteremiyorlar? Bu olay basına sızmasaydı üç maymunu mu oynayacaklardı?

Altıncısı, neden bu üzücü, çirkin ve insanlık adına utanç verici olayın altında yatan nedenler değil de, görüntüleri basına sızdıranlar daha çok merak ediliyor?

Sorular, sorular, sorular…

Bu sorulara tatmin edici cevaplar verilip verilememesi bir yana; bir kamu kurumunda, üst yöneticinin bir devlet memuruna fiziksel şiddet uygulamasının hiçbir izahı yok. Alınan hiçbir karar da bu kara lekeyi temizlemeyecek.

Yine aynı gün velisini tehdit edip düelloya davet eden ve “Sen fakirsin, avukat tutmaya paran yetmez.” diye hakaret eden bir eğitimcinin görüntüleri basına yansıdı. Geçen hafta da bir okul müdürü öğrencisi tarafından tüfekle vurularak öldürüldü.

Yasalarımıza ve yönetim ilkelerine göre yanlış yapan, kusurlu olan kişiler hakkında izlenecek yol belli. Cezalandırma yöntemleri ile ceza vermeye yetkili merciler de belli. Buna göre hiçbir yöneticinin, yanlış yapan astına fiziksel şiddet bir tarafa, hakaret etme hakkı bile yok. 

Ne yazık ki, hem sosyal yaşamda hem de kurumsal ilişkilerde, sorunları kendisi çözmek amacıyla şiddete başvurulması sıkça tercih edilir oldu. Şiddet arttıkça, doğal olarak da toplumda şiddete karşı tepki sesleri de yükseliyor: “Sağlık çalışanlarına şiddete hayır.”  “Eğitimcilere şiddete hayır.”  “Kadına şiddete hayır.” “Çocuğa şiddete hayır.” …

Kanaatimce bu tepkilerin hiçbiri doğru değil. Bu tepkilerin, şiddetin diğer türlerini masum gösterdiğini düşünüyorum. Doğrusu, kimden gelirse gelsin ve kime yönelik olursa olsun; yalnızca “Şiddete hayır…” olmalı.

Yoksa daha çok şok oluruz. Daha çok “şiddet” edebiyatı yaparız. Daha çok pankart taşırız.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Savaş Turşucu 27 Aralık 2017 / 16:42

Kaleminize sağlık İdris hocam. Gelişme, medenileşme naraları atarken yaşadığımız, duyduğumuz, gördüğümüz yahut maalesef gözden kaçan olayları da düşünürsek. Gidişatımızı pek de iyi görmüyorum. Yine de geleceğe umudum var. Umutsuz yaşanmıyor işte. Sizin gibi kalemlerin susmaması dileğiyle..