Şiddete hayır, kadın sığınma evine evet…

Bu haber 15 Haziran 2009 - 0:00 'de eklendi ve 923 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Ülkemizdeki toplumsal yaşam, bir ‘şiddet toplumu’ görünümüne büründü ve görünüm giderek belirginleşmektedir. Her gün ulusal basından şiddet haberleri almaktayız. Bu yansımalar şiddet toplumu olduk söylemimizi destekleyen bir gerçekliktir. Aile içinde başlayarak şiddet tüm topluma egemen olmuştur. Şiddet yaygınlaştıkça kanıksanmakta, kanıksandıkça da insan yaşamı değersizleşmektedir. İnsanlar birbirlerini acımadan, düşünmeden, gözlerini kırpmadan öldürebilmektedirler. Gazete haberlerinde her gün mutlaka birkaç cinayet haberi yer almakta ve bizlerin kanını dondurmaktadır.
Şiddet nedir derseniz?
Güç ve baskı kullanarak, kişinin bedensel ve ruhsal açıdan zarar görmesine, yaralanmasına veya sakat kalmasına neden olan davranışların tümünü şiddet olarak tanımlayabiliriz. Şiddet ülkemizde yaygın olduğu gibi tüm dünyada da yaygın. Her sosyoekonomik seviyede ne yazık ki görülmektedir. Toplum olarak şiddet dendiği zaman genelde aile içinde yaşananlar aklımıza geliyor. Ne acıdır ki, en çokta kadınlar ve çocuklar buna maruz kalıyor. Şiddet, kültür seviyesi yüksek, düşük, zengin, fakir demeden her kesimde mevcut. Hatta en elit dediğiniz, medyatik ailelerde şiddet vardır ve yaygın basında şiddetin kokusu çıkınca bizlerde bunu duyarız ve şaşkınlıkla takip ederiz. Adliyeye kadar yansımıştır olaylar… Günlerce de yaygın basından yansımalarını izleriz.
Hatta bakarsanız televizyonlarda bile şiddet içerikli filmler diziler reyting rekorları kırar. Evlerde coşku ile izlenir, şiddetin işlendiği sahneler. İyi yaptın bravo onayları ile keyiflerine keyif katarak izlerler. Şiddet erk demektir. Şiddet, ben bu toplumda ayrıcalıklıyım demektir.
Şiddet bir ego besleme aracı olmuştur ve ego bu şiddet eylemleri ile beslendikçe büyür büyüdükçe şişkinleşir. Şiddet uygulayıcı tüm dünyaya gücünü ilan etmiştir. Var mı bana ters bakan diye. Toplum olarak kırmaya dökmeye pek bayılıyoruz. Kaba dayı demek istemiyorum… Kaba ayıyız şiddette..
Şiddet evlerde  var, 
Şiddet sokaklarda var,
Şiddet köyde var, şiddet kentte var…Varda var… Her yerde var…
Bizim ülkemizde var. Başka ülkelerde var. Zengin ülkede var. Fakir ülkede var.
Dünyayı şiddet halkası sarmış. Bu hakla sürekli büyümekte. Onarmaya kalksanız onarması gittikçe de zorlaşacak. Çünkü halka sürekli katlanarak büyümekte…
Şiddet uygulayıcıları evdeki masum insanına uyguladığı gibi, başka şiddet uygulayıcıları da ellerinde tüfeklerle tüm köyü yok etmeye kalkabiliyor. Şiddet bazen sokakta işleniyor. Haince herkesin gözü önünde sallanan bıçaklarla ölüme yolculuk yaptırıyorlar. İnsanımızda bu arada seyrediyor. Gözünün önünde koyun doğruyorlar ya. Tam seyirlik..
İlerideki yazılarımda sıklıkla şiddet üzerine yazmak istemekteyim. Şiddetle ilgili toplumsal duyarlılık oluşturmaya çalışacağım ki şiddet uygulayıcılar bu toplumda huzurlu gezemesin. Sosyal yaptırımcı fikirlere ve düşüncelere çarpsın eylemleri ve yaptıklarından utansınlar. Şiddet uygulamaya cesaret edemesinler. Bence şiddet uygulayıcılar hukuksal anlamda yapılan cezai yaptırımlar dışında toplumsal baskılarla karşılaşsınlar ki utançlarından, utanç verici eylemlerini yapamasınlar.
Toplum olarak şiddete dur demeliyiz.
Görüldüğü gibi şiddet toplumda herkesimde var ve uygulanıyor. Kadınlara uygulanan şiddet çok fazla ve eşlerinden ailelerinden şiddet gören kadınlar sığınma evlerin de çare arıyor. Ama maalesef ki, ülkemizde sığınma evlerinin sayısı da yetersiz. Her 50 bin nüfusa kadın sığınma evi yapılması gerekliliktir. İlimizde 50 binin üzerinde bir nüfusa sahip. Kadın sığınma evinin olması bir sosyal olgudur. İlerleyen günlerde kadın sığınma evinin ilimize kazandırılacağını ümit etmekteyim… Böyle bir kazanım,şiddet halkasının kırılmasında güzel ve anlamlı etki yapar diyorum.
Son söz, şiddete hayır diyorum… Hayır halkasını da büyütelim istiyorum…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.