‘Şiddet ve Şehvet’ Arasında Sıkışmışlar

Bu haber 20 Ekim 2017 - 0:11 'de eklendi ve 802 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Bunları biliyor musunuz? diye ilginç bilgiler sunarlar ya, bizi şaşırtan, birbirinden ilginç bilgileri derleyip, bizim önümüze koyan ve bizim de ayyy dediğimiz ve hayretle gözlerimizi açtığımız durumlar.

Size ilginç mi ilginç bilgiler diyeceğim lakin değil. Kanayan bir yara var ortada. Sürekli sızan, sızdıkça acıyan bir yara. Gittikçe nefessiz kalan, kaldıkça kangrene giden, kangrenleştikçe ağır kokan bir yara. Bu kokudan en çok kadınların rahatsız olduğu ve var güçleri ile seslerini duyurmaya çalıştıkları bir dünyada, üstlerine, daha  daha fazla toprak atılarak sessizliğe gömülmek istenmeleri, çığlıklarının sessiz çığlığa dönüşmesi ve daha fazla umutsuzluğa kapılmaları. İçlerindeki dünyalarının kararması. Karanlığın içinde daha fazla dehlizlere dalmaları ve sonsuz fezada yok olmaları gibi bir şey.

Kadına şiddet var. Toplumda ampütasyonu gereken bir durum.

Siyasetinde  hekimlik yapmaması ve kangrenli yaranın daha fazla ilerlemesine neden olmakta ve neşteri işletemeyen  kurumun yeni yeni mağduriyetler yaratarak toplumda kadının adı yok turu  yaratan  ve bu algıyı kocaman büyüten bir anlayışa sevk eden durumlar.

Evet kadına şiddet var.

Kadınların dövülmesi. Kadınların öldürülmesi. Evet yanlış duymadınız,  kadınlar öldürülüyor. Kadınlar fiziksel şiddet kadar, duygusal şiddete uğruyorlar. Erkek olma erdemliliğini öğrenememiş erkekler,  bir erkeğin annesi olan veya olacak kadını acımasızca  katlediyorlar.

Vur gitsin. Gebert  kadını. Sık ayaklarına. Bıçağı  kalbine sapla.

Saçalarından tut ve sürükle…

Süt dökmüş kedi misali toplumsal beyinde tıs yok.

Kadın ölüyor. Kadın öldürülüyor. Kadın varlığı komaya sokuluyor.

Bu ülke de, bu coğrafya da her 3 kadından biri eşinden sevgilisinden şiddet görmekte. Kadın hareketi günümüzde buna karşı mücadele veriyor fakat bir arpa boyu yol alabildik.

Bu köşe yazımı yazarken internette sallapati dolaşırken bir ünlü oyuncunun ‘Şiddeti sadece fiziksel midir sanıyorsunuz? Şiddet sadece kırsalda mı yaşanıyor sanıyorsunuz? Diye sorguladığını ve instagram da paylaştığını gördüm. Sanırım yarası var. Yarası inceden ince sızlamakta .

Kadına şiddet tek kırsalda mı? Hayır. Kadın gecekonduda da şiddete uğruyor yalıda da.

Kadınların içlerinde şiddetin külleri var. Şişirilmiş erkek egosu kadına saldırdıkça küller ateşe dönmekte ve harıl harıl yanan ateş kadının daha bir içe dönmesine, güçsüzlüğüne, varlığını temsil edememesine yol açmakta.

Aslında cayır cayır yanan, kadın ve şiddet olgusu var iken, ense yapan kadının yüceltilmesini ve toplum içinde erkekle aynı saflarda olması gerekliliğini göremeyen insancıklarda var.

İnsancıkların olduğu ve daha fazla kadının horlandığı, tüketildiği ve öldürüldüğü bir dünyada, kadın bir anne olarak, kadın bir eş olarak, kadın mutlu geleceğe güvenle bakan, umutlu mutlu olabilecek mi?

Yoksa kadın, her an öldürülmenin.

Her an, duygularına yapılmış şiddetin.

Yok edilişinin, hani olur ya katilinin nefesini dinlemek gibi, bu toplumdan kayıp gidecek mi?

Kadına şiddeti körükleyen ve ateşi alevlendiren bağnaz düşünceler o kadar çok ki anlatılır gibi değil.

Bir rektör çıkıp da ‘yabancı bir kadın ile tokalaşmanın ateş tutmaktan daha korkunç olduğunu iddia edip, tokalaşmanın  haram olduğunu belirtiyor. Ve aklı şehvetinde.

Yazık  ya…

Bu toplumda kadınlar şiddet ile yok edilirken.

Adamcağızlarda ‘ şiddet ve şehvet ‘ arasında sıkışmış kalmış.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.