Şiddet Uygulayıcı Erkeklere, Terapi Merkezleri Yolda

Bu haber 08 Mayıs 2014 - 23:53 'de eklendi ve 570 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Her şey aynı tas, aynı hamam iken; il Merkezine, Menteşe İlçesi denilince, kafalar karıştı.

İş yerinde arkadaşım bana soruyor…

Menteşe de neresi diye. Figan diyesim geldi.

Bihaber kalmışız. ( ben değil )

Yasanın adı Büyükşehir Yasası. Muğla söyleminde ”Bütünşehir ”olarak dillendirildi.

Bütünşehir olunca, Muğla Merkeze, Menteşe İlçesi adı verildi.

Alışmamız ve benimsememiz süreç alacak. Kırk yıllık söylemi bir çırpıda değiştirmek biraz zor.

Özcan Özğür haklı bir tespitte bulunmuş ve Muğla Merkez’e değil de, Büyükşehre, Menteşe denilseydi, yakışırdı demişti. Belkide doğru bir temenni idi. Fakat tartışma götürmeyecek kadar yol alındığı için, Muğla Merkez, Menteşe İlçesi oldu.

Arkadaşımın, Menteşe neresi diye sormasını gerektiren neden de, okuduğu bir haberdi.

Kadına yönelik şiddetin en ağır tablosu bir kaç gün önce İlimiz Menteşe İlçesinde yaşandı. Yanı il merkezin de.

30 yaşındaki Atalay Ş, tartıştığı nişanlısını sokak ortasında önce feci şekilde dövdü, ardından falçata ile şah ( carotis ) damarını keserek ağır şekilde yaraladı ve 26 yaşındaki Banu Kesler sonuç olarak hayatını kaybetti. Erkek duygusuzluğunun, sevgisizliğinin, merhametsizliğinin,pisikopatlığının kurbanı oldu.

Kadına yönelik şiddetin ağır bir tablosu yaşanmış oldu.

İlimizde bu olayı kınayan kadın örgütleri de oldu.

Kadına şiddet dün vardı, bugünde var. Bu gidişle hiç bitmeyecek gibi.

Kadına yönelik şiddette, ülkemde medya aracılığıyla hepimiz haberdar oluyoruz. İçimiz burkuluyor. Sanırım bu coğrafyada, her türlü şiddetin acısını yıllarca çekeceğiz gibi gözüküyor.

Kadının gencide şiddete uğruyor, yaşlısı da…

Prof. Dr. Gülten Kaptan, gençlerde olduğu kadar yaşlı kuşaktada fazla olduğunu belirtmekte ve yaşlı kadınların aile içi şiddete, arkadaş gibi yaşamayı öğrenmek zorunda bırakıldıklarını, yaşlı kadınların mental, fiziksel ve cinsel şiddete erkeklerden daha fazla maruz kaldıklarını ifade ediyor.

Prof. Dr. Kaptan kadın yaşlılara şiddetin gerekçelerini ve çözüm önerilerini şöyle sıralıyor;
“Hem ülkemizde, hem diğer ülkelerde yeterince istatistiksel verilerle saptanamamış olmasına rağmen, mevcut  veriler özellikler 3 tip şiddete ışık tutmaktadır.

Yaşlı kadınlara karşı uygulanan aile içi şiddet, erken yaşlarda başlayıp, yaşlılık sürecinde hala devam edebiliyor. Bazılarıysa şiddete yaşamın son yıllarında maruz kalabiliyor. Eşler arasında zihinsel fonksiyon kaybı, iletişim kaybı da eşlerden birinin diğerine şiddet uygulamasına neden olabilir.

Yaşlanma sürecinde maruz kalınan şiddet yaşlıda, aile içinde halini benimseyememe, cinsel değişiklikler, fonksiyon yetersizlikleri, işten elini eteğini çekme gibi istenmedik durumları ortaya çıkartabiliyor.
Evsiz kalmaktan korktukları için şiddete ses çıkarmıyorlar…

En büyük sorun, özellikle kadın yaşlıların maruz kaldıkları şiddeti kendilerine ve başkalarına açıklayamamalarıdır. Damgalanmaktan korktukları için konuşmaktan çekinirler. Geleneklere bağlılık ve tecrübeleri aile bireylerini de korumak istedikleri için konuşmadıkları düşünülmektedir.

Tabii ki finansal korku da buna neden olmaktadır. Bakılamamaktan, parasız kalmaktan korkanlar mevcuttur ki aslında bu korku da bir şiddettir. Evlerini kaybetmekten, ortada kalmaktan da korkarlar.
Maalesef bu unsurların hepsi birer şiddet kısır döngüsü oluşturmaktadır.
Alınabilecek önlemler ise;

Şiddet önlenebilir bir durumdur. Ancak toplumsal yaklaşım ve duyarlılık önemlidir. Yasal düzenlemeler, medya, resmi ve gönüllü kuruluşlar, eğitim kurumlarıvb aracılığıyla hükümet ve sivil toplum örgütleri çalışmalar yapmalıdır.

Yaşlılara yönelik şiddeti önlemede eğitimin önemi büyüktür. Tüm aile bireylerini kapsayan şiddeti önlemeye yönelik aile eğitim programları hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Şiddet konusunda özellikle küçük yaşlarda başlanan eğitimle kişiler hem şiddet olaylarının farkına vardırılmalı, hem de alınabilecek önlemler konusunda bilgilendirilmelidir. Yaşlılara evde bakımın sağlanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması, bu konuda ailelerin ekonomik açıdan desteklenmesi, önem arz etmektedir. Yanı sıra şiddet ve ihmale maruz kalmış kişilerin bildirimde bulunabileceği ve yardım alabileceği (sığınma evi, bakım yurtları gibi) kuruluşların artırılması gerekmektedir diyor sayın Prof. Dr. Kaptan.

Kadına yönelik şiddet çok boyutlu bir sorundur. Bu sorunu ortadan kaldırmak, ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı mücadelesi ve bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. Bu bağlamda yürütülecek çalışmalarda, disiplinler arası bir yaklaşımla, ilgili tüm tarafların sürecin içinde yer alması büyük önem arz etmektedir.

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, şiddet uygulayan erkeklere yönelik, terapi merkezleri kurulacağı  basına yansıdı. Tabiki de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile yürütmeyi düşündüğü bir proje.

Başarılı bir proje olması temenni ediyorum.

Kadınlarımız sokak ortasında doğranmasın artık.

Şiddete siyaset üstü bakmak ve çalışmak gerekli.

Politika yapıcılardan, sanatçılardan, üniversite hocalarından, valilerden, kaymakamlardan, muhtarlardan vb  medya önderliği bekliyorum…

Kadına yönelik şiddetin bir erkeklik gösterisi olmadığını anlatsınlar, kınasınlar.

Yoksa, sokak ortası cinayetlerle çok ilkel bir ülke görüntüsü veriyoruz ve bunlar bizleri zedeliyor.

Gelin, topyekün Kadına Yönelik Şiddeti Kınayalım…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.