Sıcaktan Da Öte

Bu haber 12 Temmuz 2016 - 0:03 'de eklendi ve 697 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

Zaman durmuş, her şey elinin altından kayıp gidiyor ve sen…. Hiçbir şeye müdahale edememenin çaresizliği içindesin. Beli bükük ihtiyarlar gibi güneşe açmak istiyorsun bağrını. Yanıyorsun!.. Cayır cayır bir sıcakta buharlaşmak üzere olduğunu hissediyorsun. Aynı zamanda üstün yapış yapış. Bütün bedenin SOS çığlıkları veriyor. Türkiye’de Afrika’yı yaşamak ancak böyle olur. Geceleri uykuya teslim olacağın vakitler sınırlı. Bütün vücudun telde isyan ediyor. Caddeler, sokaklar, evler son günlerini bekleyen insanlar her şeyi bırakıvermiş avuçlarından. Kayıp gidenler arasında en değerlileri geçmişin serinliği…

Çocuk seslerini özlüyorum. Etraf cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle dolsun. Çocuk seslerinin ardından muhakkak su sesleri, kuş sesleri ve su sesi dolduracaktır kalbimizi en yüce umutlarla. Ardından rüzgarın tatlı esintisi. İşte!… Asıl aradığım buydu! Tatlı bir okşayış!.. Bu yakıcı sıcaklıkta tatlı bir sıcaklığa o kadar muhtacım ki…  Demek ki… Boynu büküklüğümün sebebi doğa ananın şefkatli elini üzerimizden çekmesi.

Tatlı bir serinlik yaşama sevinciyle dolduracak kalbimizi. Oysa ki çaresiziz. Bir yaprak bile kımıldamıyor. Sabahları solo konserlerine alışkın olduğumuz kanaryamız bile hiç ötmüyor. İsteksizce bakıp duruyor penceresinden… Çiçekleri sulamayı çok severim. Özellikle akşamüstleri… Akşam serinliğinde suya kavuşunca bütün çiçekler canlanır. Yeşil yaprakları, rengarenk meyveleri daha canlı bir hal alır. Suya kavuşan toprakları ancak ölümde kavuşan Leyla ile Mecnun mutluluğuna ulaşır. Artık akşamın bile serinliği kalmadığından su tatlı bir mutluluk katmıyor çiçeklere, toprağa ve biz insanlara….

Ne kadar bedbinmişiz meğer. Ne de olsa çok hazırlıksız yakalandık. Hiçbir şeyin farkına varamadan yaşanıvermiş onca şey!… Hey gidi dünya hey…  Zaman tılsımını hep saklamakta! Her şeyin bize ait olduğunu düşünme -hazıra konma mirasyediliğinden –  tembelliğinden bir türlü kurtulamıyoruz. İhtiyacımız olan şey küçük ayrıntılarda saklı değil. Donkişot’un yel değirmenlerine saldırısındaki sırda saklı. Büyük değişimleri yaşamaya hazırlıklı bir güce sahip olmada. Yoksa atacağımız küçük adımlar yerimizde saymamıza neden olacak.

Büyük ve tutarlı düşünmeye ihtiyacımız var. En büyük inanç kendi yüreğimizde saklı. Bizi biz yapan kaynaklarla bütün bağlantıları yeniden kurmalıyız. Onlara sahip çıkmalıyız demiyorum. Sahip çıkmak mücadele etmekten vazgeçmek anlamına geliyor. Bir iki anlamlı güzel söz. Sonra yine aynı teraneler. Şoförlüğünü bizzat biz yapacağız. Yollar öylece duruyor yerli yerinde.  Durduğu yerde bizi bir yere götüreceği yok. Üzerinden geçecek olan biziz. Yollara sahip çıkmaya gerek yok. Onların üzerinde yürünmeye ihtiyacı var. Beklemeye devam edersek sıcaklar artmaya ve bizi daha da bunaltmaya devam edecek gibi…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.