SEVİNÇ VE MUTLULUK İÇ İÇE

Bu haber 06 Nisan 2013 - 0:02 'de eklendi ve 1.017 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Keşke yazımın başlığını çifte mutluluk olarak koyabilseydim.
O zaman keyfimize diyecek yoktu.
Dolayısıyla Avrupa’da bizde varız derdik.
Ama olmadı!
Çifte mutluluk yerine, tek bir sevinçle yetindik.
Hal böyle olunca sevinç ve mutluluk iç içe demek zorunda kaldım.
Her halde neden bahsettiğimiz kestirilmiştir.
Galatasaray’ın Avrupa Şampiyonlar Ligi, Fenerbahçe’nin UEFA Avrupa Ligi çeyrek final maçlarından dem vuruyorum.
Ne yazık ki sarı-kırmızılı takım rakip sahada mücadele ettiği Real Madrid karşısında 3-0 gibi net bir skorla yenilmekten kurtulamadı.
Buna karşın sarı-lacivertli ekip kendi evinde İtalyan Lazio takımını net bir skorla mağlup ederek, yarı final için önemli bir avantajın sahibi oldu.
Bu demektir ki, çok büyük sürprizler olmazsa Galatasaray kendi ligine dönerken Fenerbahçe yarı finalde mücadele edecek.
Her ne kadar futbol sürprizlere açık bir oyun olsa da, sarı-kırmızılı kulübün dünyanın en önemli takımları arasında gösterilen Real Madrid’i elemesi mümkün değil.
Zira ilk maçta almış olduğu farklı yenilgi, mücadelenin buraya kadar olduğunun bariz göstergesidir.
Bu durumda tek tesellimiz Fenerbahçe olacaktır.
Rövanş maçını rakip sahada oynayacak bile olsa Lazio’dan 3 gol yemesi gerekir ki, çok zor bir ihtimal.
Üstelik maç seyircisiz oynanacak.
İnanıyorum ki sarı-lacivertli takım rakip sahada da gol atacaktır.
Bu durumda tek söyleyebileceğimiz Fenerbahçe’nin yolunun açık olmasıdır.
Şayet aynı oyun anlayışını sürdürür, biraz da şansı yaver giderse, yarı finalde karşısına hangi takım çıkarsa çıksın, finale kadar gider.
Evet iddia ediyorum.
Aynı inanç ve azimle mücadelesini sürdürsün, onlar için tek yol finaldir.
Finali de geçtikleri takdirde UEFA Avrupa Kupası Şampiyonu olan ezeli rakipleri Galatasaray’ı yakalayabilirler.
İşte o zaman ortada ne kıskançlık kalır, ne de düşman kardeşler kesilmeleri.
Her şey eşitleneceği için, daha bir hedef büyütürler.
Aslında Fenerbahçe için tek yol finaldir derken, kesinlikle afaki konuşmuyorum.
Fenerbahçe’nin elindeki kadro, aynı kupada mücadele eden takımlardan geri kalır tarafı yoktur.
Yeter ki biz bu kupayı alacağız desinler.
2000 yılında Galatasaray camiasının yaptığı gibi yönetim, futbolcu ve taraftarlarıyla bütünleşsinler.
Bunu yaptıkları takdirde hep birlikte sarı-lacivertli takımın final oynadığını görürüz.
O zaman ülkemize bir büyük mutluluk daha yaşatırlar ki, değer keyfimize.
İşte bunun için diyorum ki;
HAYDİ FENERBAHÇE.
TÜRKİYE’YE BU MUTLULUĞU ÇOK GÖRME.
***
Real Madrid-Galatasaray maçına gelince.
Rakibin dünya devi kulüplerden olduğu, üstelik rakip sahada mücadele edilecek olmasına karşın, bazı kulüp çevrelerinin ayağının suya ermemesi, yetmezmiş gibi bir kısım basın organlarının, tabir yerindeyse gaz vermesi, takımı havaya sokmak şöyle dursun, bütünüyle olumsuz etkiledi.
Halbuki, haddini bilerek oynaması gerekirdi.
Rakibin ne denli güçlü olduğu gerçeğini göz ardı etmeden, bloklar arasındaki koordineyi sağlam tutarak oynamalıydı.
Ama onlar ne yaptı?
Bu tür bir oyun düzenini tümüyle benimsemediği gibi ileri çıktığında geri gelmekte zorlandı.
Rakibin ne denli büyük futbolculara sahip olduğunu hiç aklından çıkarmaması gerektiği halde, üstelik hata üstüne hata yapınca, farklı bir skorla sahadan ayrılmaktan kurtulamadı.
Buna karşın eline geçirdiği bazı önemli fırsatları lehine çevirebilseydi, rövanş adına ümitli olabilirdi.
Şimdi ise, beklentiler bir başka bahara sarktı.
Sonuçta Galatasaray, çok güçlü bir rakiple mücadele etti.
Bunu kimse yadsıyamaz.
Müsabakadan mağlup ayrılması sürpriz değil.
Yine de, haddini bilerek oynasaydı, belki sonuç bu şekilde olmazdı.
Böylelikle kulüplerimizin Avrupa mücadelesi adına sarı-kırmızılı takımla üzülürken, sarı-lacivertli takım adına mutluluk yaşadık.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.