Sevgi Harmanı

Bu haber 27 Kasım 2018 - 1:08 'de eklendi ve 827 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

Çok uzak diyarlarda, gözden ırakta

Gönüller çok yakın, yürekler sıcak

Sana inanmış, sana teslim gözler

Esir eder tüm benliğini ilk heyecanlar

Aşka düşmek, yanmak yolunda

Öğretmenim diyen nağmelerin

Her insanın bir hikâyesi vardır bu dünyada ama; bir öğretmenin hikâyesi daha bir özeldir. Hikâyesi insan üzerinedir, içindeki insanı yaşatmak üzere kuruludur. Nasipse herkes anne, baba olabilir. Ama yüzlerce, binlerce çocuğa anne, baba olmak sadece öğretmene nasiptir. Çekirdeğin topraktan çıkışı ailede, serpilip boy vermesi okulda gerçekleşir. Hayat mektebinde okul, nizam ve edep köprüsüdür.

Bir öğretmen, doğrudan hayata dokunur, hayatı dokur. Gözlerden gönüllere bir köprüde durur. Gelen geçen bu köprüye bir şeyler bırakır, bir şeyler alır gider. Öğretmen bu hikâyenin kurgusunda iyinin, doğrunun tarafındadır. Evet, bir taraftır. Sevgiden, hoşgörüden, güzelden yana.

Bilgi sadece bir araçtır öğretmen için. “İnsana” ve hayatına dokunmak ise en büyük amacı.

Bir insana ve hayatına dokunmak!.. Bu konu üzerine kafa yorarken bir arkadaşımın paylaşımı bana esin kaynağı oldu. Walt Whitman’ın “Açık Yolun Şarkısı” adlı şiirinden mısralar.

Arkadaş, sana elimi veriyorum! 

Sana paradan daha değerli olan sevgimi veriyorum, 

sana din konuşmalarından, yasalardan önce, kendimi veriyorum; 

sen de bana kendini verecek misin?

Gelip benimle yürüyecek misin? 

Yaşamımız boyunca birbirimize bağlanacak, tutunacak mıyız?”

Bir öğretmenin hikâyesinde her şeyden önce en büyük amacı bir insanın hayatına dokunmaksa bu mesainin zamanı, mekanı, şartları olmaz, olamazı. Dokunduğunuz her bir hayat farklı ve ayrı bir dünyadan seslenir size.

Bu hikâyenin yolculuğunda ayrı keşiflere, ayrı deneyimlere hazırlıklı olmanız gerekir. Çünkü her dokunuşunuzda siz de yenilenmekte, kabuklarınızı atmaktasınızdır. Bundan sonra asla aynı kalamazsınız. Çünkü Dünya dönmekte ve sen de bu dönüşle her daim yenilenmektesindir.

O vakit bırakalım kendimizi dünyanın dönüşüne. Bu dönüşte bize öğrencilerimiz eşlik ediyor. Her bir öğrencimizle köprümüzden farklı yollara, yerlere erişmekteyiz. Bu yüzden bir öğretmenin hikâyesinde özne her daim insan olmak zorunda.

Hayata dokunamayan, askıda kalan bir insanın öğretmen olarak hikâyesi hiçbir zaman tamamlanamaz. Aslolan bilginin hamallığını yapmak değildir. Bilgi kürsüsünden inip sıralara, öğrencilerin yanına oturmalı, hayatı birlikte omuzlamalıyız. Çünkü bizler umutların, hayallerin, ideallerin, ilkelerin köprüsü olduğumuzu asla unutmamalıyız.

Yıllar birbirinin peşi sıra akıp gitse de zaman bir yerde durur ve öğretmene der ki: “Senin hikâyende her daim öğrenci kalmak da var.” Evet, her öğretmenin hikâyesinde her daim öğrenci kalmak da var dostlar. Her daim seslendiğimiz yaşların ruhuna, duygusuna akran olmak. Onların gözüyle bakabilmek, onların diliyle konuşabilmek. Çünkü sevgi deren yürekler her daim tazelenmeli. Yeni yeni tomurcuklar açtırabilmeli bedeninde, ruhunda.

Benim hikâyemin felsefesi öğrencilerimin güler yüzlerinde, güller açan yüreklerinde, her daim ışıldayan gözlerinde sırlanmış. Onların yüzlerine, yüreklerine, gözlerine bir gölge düştüğü an benim de yüzüme, yüreğime, gözlerime gölge düşer. Benim hikâyemin sevgi harmanında öğrencilerim gündüzüm gecem gibi hayatımı tamamlar.

Cümlenin öğelerini bulmayı kavratamadığım öğrencilerim olmuştur ama kendi cümlesini okuyamadığım öğrencim olmamıştır. Onlar en samimi duygularla açarlar kendilerini. Okudukça cümle kapısında yepyeni baharlar açar yüreğimde. Benim hikâyem, iki kapılı handa bir yolcu olarak bir gün sona erse de bir yerlerde bu hikâyenin bir devamı gelecek. Bir insana dokunan, harmanlayan bir öğretmen hikâyemize bizim kaldığımız yerden devam edecek. Çünkü aslolan insan!.

Bu haftayı kıymetli arkadaşım Yatağan Anadolu Lisesi Edebiyat Öğretmeni İdris Özler’in mısralarıyla kapatmak istiyorum. Mısralarla hikâyemiz devam ediyor.

SİZ YOKTUNUZ

Yalınayak adımlar uyarırken sabahı

Okul yolunda

Kitap yoktu, defter yoktu.

Bir çiçekli entari, bir çizgili gömlek,

Ve cılız adımların taşıdığı bedenlerde

Umut vardı, ben vardım,

Siz yoktunuz

Size masal kadar uzak köylerde,

Ali’nin bakışı, Ayşe’nin merakı,

Elif’in feryadı vardı bilgiye susamış,

Siz yoktunuz.

Karatahtaya tebeşirle çizdiğimiz dünyada

Küçülürken karanlık, küçülürken yalnızlık,

Umutlar büyüyüp çoğalırken aydınlık,

Ben vardım

Siz yoktunuz

Yalnızlık sembolü köylerde

Yeşerirken düşüncelerim

Her çiçekte, her ağaçta, her tarlada,

Büyürken zamanla birlikte umutlarım,

Kelimelerim çiçek değil

Dostluk, kardeşlik burcu burcu vatan kokarken

Ben vardım

Siz yoktunuz.

Ve neden sonra bir kır çiçeği gibi

Koptuğumuz zaman köylerden;

Ya da bir namazlık saltanata çıkınca,

Nutuklar söylenirken arkamızdan

Ölçüsüzlük sermayesinden,

Vaatler serpilirken etrafa

BEN YOKTUM

SİZ VARDINIZ

İdris Özler

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nail Ongun 08 Aralık 2018 / 17:33

İsmail Bey yazılarınızı zevkle okuyorum. Gerçekten bu kalitede yazılara ülkenin en çok satan yayın organlarında bile rastlayamıyoruz. Ayrıca çok güzel şiirleri de bulup yayımlıyorsunuz. İdris Özler’in şiiri inanılmaz derecede güzel ve özel. İkimizi de yürekten kutluyorum.