SESİMİZİ DUYAN YOK MU!

Bu haber 27 Haziran 2009 - 0:00 'de eklendi ve 703 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dün üniversite mezunu bir kızımızdan e-mail aldım.
Aynı içerikteki talebin sade bana değil pek çok kişiye gönderildiği aşikardı.
Zira bu bir istekti.
Dahası, kendisi gibi binlerce gencin beklentilerinin karşılık bulması adına seslerinin duyurulması.
“sesimizi duyan yok mu!” başlığını kullanan üniversite mezunu kızımız bakınız ne diyor.
Benim gibi binlerce üniversite mezunu Eylül ayında yapılan KPSS ‘na girmesine karşın, henüz bir açıklama yapılmış değil.
Oysa son genel seçim öncesinde 70 bin ila 100 bin arasında üniversite mezunu öğrencinin KPSS ile işe alınacağı açıklanmıştı.
Bizde buna güvenerek, iş başvurusunda bulunmadığımız gibi önümüze çıkan bazı fırsatları da kullanmadık.
Şimdi yapılan duyuruya göre 20 bin civarında üniversite mezununun ataması yapılacakmış.
Bu durumda bizler adeta “üniversiteli sefiller” durumuna düştük.
Lütfen bizim sesimizi duyurmak için basın organları ve köşe yazarları bu konuyu gündeme getirebilirler mi?
Yazısına bir ekleme daha yapıyor.
Ben bunu sadece kendim için değil benim gibi mağdur olan onca üniversiteli arkadaşlarım adına yapıyorum.
Şimdi…
Hiç kimse kalkıp bu kızımızın haklı talebinin yersiz olduğunu söyleyemez.
Zira onlar üniversite tahsili yaparken, bir gün mutlaka devletin her hangi bir kurumunda çalışmak amacı gütmüşlerdir.
Her ne kadar devletin böyle bir yükümlülüğü olmamasına karşın, şartlar zorunlu kılmaktadır.
Yanı sıra onlar kendi açısından, madem ki bir işe giremeyecektim, neden üniversite tahsili yaptım! düşüncesindedir.
Öte yandan devlet, dolayısıyla ülke yönetimini üstlenen hükümetlerin eğilimi farklıdır.
Bizim hükümet olarak her üniversite mezununun işe alacağız diye bir taahhüdümüz yok.
Kaldı ki üniversite tahsilinde bir mecburiyet söz konusu değil.
Yine de imkanlar elverse hiç kimseyi açıkta bırakmak istemeyiz.
***
Hal böyle iken kalkıp, taraflardan birinin haksızlığından söz edilemez.
Her hangi bir genç, üniversite tahsilini bir gün devletin her hangi bir kademesinde görev alırım düşüncesiyle yapmıştır.
Onlar devletin imkanlarının elverip elvermediğini bir an için düşünmezler.
Hatta devletin bu tür bir sorumluluğu olduğu kanısındadırlar.
Devlet de belirttiğim gibi imkanlardan dem vurur.
Bu arada şu denebilir.
Çözüm ne?
Türkiye genç nüfuslu bir ülke olmakla övünürken, üniversite mezunu onca kişinin işsiz kalmasına elbette gönlü razı olmaz.
Olmaz ya gelinen noktada ekonomik koşulların içerdiği tablo bu ise ne yapılabilir?
İşte olayın bu safhasında, şahsen yüzlerce kere kaleme aldığım eğitim sistemi karşımıza çıkar.
Bugün yürürlükteki sistem, asla ihtiyacı karşılamadığına göre, başlangıçta yapılması gereken tek bir yol vardı.
Daha küçük yaşlardan itibaren öğrencileri kabiliyetlerine göre sınıflandırmak.
Böylelikle onların kısa yoldan hayata atılmasını sağladığınız gibi yeni iş alanları yaratılmış olurdu.
Ama siz bugün olduğu gibi üniversitelere girecek öğrenci sayısını belirlemez iseniz, karşınıza “sesimizi duyan yok mu!” talebiyle karşılaşırsınız.
Şayet, çeşitli meslek gruplarına yönlendirme yapılsaydı, üniversiteye girecek öğrenci sayısı, ihtiyacı karşılayacak sayıda olurdu.
Dolayısıyla hiç kimse şimdi olduğu gibi feryat etmezdi.
Sonra üniversite mezunları adına e-mail gönderen kızımızın belirttiği, seçim öncesinde 70 bin ila 100 bin kişinin işe alınacağı açıklanmasına karşın şimdi 20 bin rakamından dev vurulması, yeni değil ki!
Bu ülkede her seçim öncesinde siyasilerin, sözüm ona politik rant sağlamak adına bol keseden attıkları bir vakıadır.
Yani populist politikalara yeltenen siyasilerin başvurduğu demode yöntemler.
Sonuçta, şu aşamada gözlenen tablo bu olmasına karşın, ümit edilir ki aynı kızımızın toplumun geneli adına talebi, en kısa sürede karşılanır.
Sonuçta bende, üniversite mezunu bir kızımızın  “sesimizi duyan yok mu!” başlıklı e-mail’ni ilgili ve yetkililerin bilgisine sunuyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.