SENİ DOMUZUN GRİBİ!..

Bu haber 13 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 672 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İç bünyede ve dışımızda meydana gelen olaylardan başımızı alamadığımız yetmezmiş gibi insan sağlığını direkt ilgilendiren bir takım gelişmelerden şaşkına dönmüş vaziyetteyiz.
Bir tarafta, yıllardır kış mevsiminin başlamasıyla birlikte çeşitli isim adı altında ortaya atılan grip türleri.
Diğer yanda GDO’lu(genetiği değiştirilmiş organizmalar) ürünler.
Şu sıra domuz gribi vakası ortalığı kasıp kavurduğu için önce söz konusu grip, akabinde gelişmelerden dem vurmak istiyorum.
Bu demek değildir ki GDO’lu ürünler önemli değil.
En az domuz gribi kadar önem arzeden bu konuyu bir başka yazımda kaleme alacağım için önceliği domuz gribine ayırdım.
***
Çok değil birkaç yıl geriye dönüp baktığımızda, farklı isimler adı altında grip vakaları görülür.
Asya, Hong-Kong ve Kuş Gribi gibi.
Şimdi de Domuz Gribi.
Şu sıra, başka ülkeler halkı bir yana, 73 milyonluk ülkemizde bir Allah’ın kulu yok ki tedirgin olmasın.
Hele konunun uzmanı bilim adamları dahi farklı görüşte olunca.
Dolayısıyla ne yapıp ne edeceğimiz konusunda, filmlere konu olan “Kararsız Kazım”a döndük.
Nasıl dönülmez?
Eğer bir bilim adamının açıklaması, bir diğeri tarafından aksi iddia edilirse, vatandaş olarak kuşku duymamanız mümkün mü?
Biz bilim adamlarına inanmayacağız da kime inanacağız?
Üstelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Recep Akdağ arasında geçen diyalog, zihinleri daha bir bulandırmışsa.
O takdirde denmez mi, ki deniyor.
Başbakan ben aşı olmayacağım dediğine göre elbette bir bildiği vardır.
Ben niye olayım!
Akabinde bizatihi bakan Akdağ’ın aşı olması.
Velhasıl neresinden bakarsanız bakınız domuz gribi vakası, bilim adamları ve hükümet kanadını ikiye ayırmıştır.
Onların bu tür davranış sergilediği süreçte varın siz halk olarak rahat olun.
Tabi ki olamazsınız.
***
Buna karşın gazeteci olarak taşıdığım sorumluluk dolayısıyla, bir şeyler yapmak gereği duyduğum için Muğla Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Nurettin Demir’le Hamle TV’de bir söyleşi gerçekleştirdim.
>Hocam, gelişmeleri sizde yakından takip etmişsinizdir.
>Şu sıra tüm dünya, akabinde ülkemizi etkisi altına alan Domuz Gribi nedir, ne değildir?
>Bu hastalığın diğer grip türlerinden farkı ne?
Hemen belirteyim ki Prof. Dr. Nurettin Demir’in açıklamaları, yüreğimizi su serpen türdeydi.
Domuz gribinin diğerlerinden pek faklı bir özelliği yok.
Sadece virüsler farklı olduğu için gereğinden fazla abartılıyor.
Bir taraftan üst düzey yöneticilerin eğilimleri, diğer taraftan medya kuruluşlarının olayı abartılı vermesi, meseleyi bu noktaya taşıdı.
Ancak biz tedbirimizi almaktan geri kalmayacağız.
>Peki neler yapmak durumundayız?
Öncelikle yapmamız gereken, ellerimizi sıkça ve en ince noktasına kadar yıkamak.
Tırnak araları da dahil.
Tabi tercih edilen sabundur.
Yoksa deterjan.
Bir 2. tedbir, yüzümüzle oynamamak.
Karşılıklı öpüşmemek.
Burun ve ağzımızı tuzlu suyla gargara etmek.
Her gün 3 öğün yemek yemek.
Günde en az 8 saat uyuyarak vücudumuzu dinlendirmek.
Gece geç vakitlere kadar TV izlememek.
Bunları yaptığımız takdirde, gerekli tedbirleri almış oluruz.
Aslında Tıp Fakültesi Dekanı Nurettin Demir’in açıklamaları, her insanın mutat yapması gereken temizlikler.
Ama biz, muhtemel bir domuz gribine karşı, bundan böyle daha bir özen göstermemiz, sağlığımız açısından kaçınılmazdır.
>Hocam aşı konusunda neler söyleyeceksiniz?
>Aşı olmalı mıyız?
Alerjik bir durumumuz olmadığı takdirde, hekim tavsiyesine göre domuz gribi aşısı olmanın bir sakıncası yok.
>Peki siz oldunuz mu?
Evet.
İşte olayın özü bu.
Bir bilim adamı bu şekilde açıklamalarda bulunduğuna göre, yapmamız gereken, önerilen tedbirleri almaktır.
O takdirde seni domuzun gribi diyerek, endişelerden kurtulmuş oluruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.