“Selden Siyaset Çıkar Mı?”

Bu haber 06 Ekim 2015 - 9:44 'de eklendi ve 1.140 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

 

“Selden Siyaset Çıkar Mı?”

 

Başlık benim değil. Ahmet Karataş’ın köşesinden aldım. “Selden Siyaset Çıkar Mı?” diye bana sorsaydı “Çıkar” derdim.

Türkiye’de siyaset nereden çıkmaz ki!

Siyaset her yerden çıkar da asıl “Bu da mı Takdir-i İlahi?” diye sormak lazım.

En son sel felaketi 29 Eylül de Bursa’nın Gemlik ilçesinde yaşandı. Malum ondan önce de Bodrum’da. Bu kaçıncı oldu bilmiyorum. Hemen her hafta olmasa da neredeyse her hafta sel felaketi yaşıyoruz. Üstelik çoğunu yaz aylarında yaşadık.

Çünkü ekolojik denge bozuldu.

Ekolojik dengenin bozulması Takdir-i İlahi mi?

 

xx     xx     xx

Ülkemizde ne zaman bir felaket yaşansa hemen bastırıyoruz: Takdir-i İlahi

Eskiden yanlış yapan insanlar, hatta cinayet işleyip hakim karşısına çıkanlar “Şeytana uyduk” derlerdi.

İnsanoğlunun şeytanın üzerine yıktığı o kadar çok günahı var ki say say bitmez.

Şimdi de utanmadan, sıkılmadan günahımızı Allah’ın üzerine yıkmaya başladık. Haşa Allah birilerine “Türkiye’ye, Türklere sel felaketi, maden felaketi, tren kazası, otobüs kazası… yaşatın” diye talimat mı vermiş?!

Bodrum’da ki sel felaketini kime yıkacağız? Allah’a mı şeytana mı?

Düne kadar şeytanın üzerine yıktığımız günahı şimdi de Allah’ın üzerine yıkmak nasıl bir günahtır din alimlerine sormak lazım.

 

xx     xx    xx

Ekolojiyi siyasi kararlarla biz insan evlatları bozduk. Bozmaya da devam ediyoruz. Bu yüzden yazları da beklenmedik şiddetli yağışlar yaşanmaya başladı.

Bu şiddetli yağışlar ise yine siyasi kararlarla rantiyeciler için yanlış imar tercihlerinin sonucu olarak felakete dönüşüyor.

İşte bu noktada yaşanan felaketlerin sorumlusunun yönetenler, yani siyasetçiler olduğunu söylememiz gerekir.

Ahmet Karataş’ın sorusunun yanıtı işte budur…

 

xx    xx     xx

Bodrum’da yaşanan sel felaketinin benzeri seneler önce Marmaris’te yaşanmıştı. Dönemin Muğlalı Bayındırlık Bakanı Erman Şahin sayesinde yaralar hızla sarılmıştı.

O yıllarda kimsenin de doğanın dengesinden, ekolojisinden haberi yoktu! Çünkü o yıllarda ekoloji bugünkü kadar bozulmamış, ozon tabakası delinmediği gibi buzullar henüz erimeye başlamamıştı…

Marmaris sel felaketinin sorumlusu belliydi: Dere yataklarının kapatılmış ve o yerlerin imara açılmış olması…

Bugün Bodrum’da yaşanan felaketin nedeni de aynı…

Bodrum’da sel felaketinin yaşandığı sokaklardan birinin adı “Dere Sokak.” olsa gerek.  Aynı yerde yanılmıyorsam daha önce de sel sorunu yaşanmıştı.

Siz kalkar dereyi ortadan kaldırıp, o yeri imara açıp, ortaya çıkan sokağa da “Dere Sokak” adını verirseniz olacağı budur. Bunu Takdir-i İlahi ile açıklayamazsınız. Nitekim Vali Amir Çiçek’in felaketin hemen ardından yaptığı konuşmalarda dere yatakları ile ilgili gerekenin hemen yapılmasını istemiş olması önemli ve dikkat çekicidir.

xx    xx    xx

“Kim demiş selden siyaset çıkmaz diye?” diyeceğim, ama diyemem. Böyle bir şey diyen yok. Sadece sevgili dostum Ahmet Karataş’ın sorusu var: “Selden siyaset çıkar mı?”

Çıkar…

Selin ardından Bodrum’a giden milletvekili var mı bilmiyorum. Bildiğim CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan’ın başbakan Ahmet Davutoğlu’na yaşanan felaketle ilgili soru önergesi vermiş olması. Aldan önergesinde Bodrum’un felaket bölgesi ilan edilip edilmeyeceğini, esnafın kredi borçlarının ertelenip ertelenmeyeceğini, yaraların nasıl sarılacağını sormuş.

Felaketten sonra ilçeyi ziyaret eden ilk milletvekili adayı da Nihat Öztürk olmuş. Öztürk sektör temsilcileriyle yaptığı toplantıda ilçede yaraların sarılması için gerekli yardımın yapılmasını sağladığını belirtirken, gerekli paranın Ankara’dan çıkarıldığını söylemiş. Ayrıca felaketle ilgili ayrıntılı bir rapor hazırlayıp başbakan Davutoğlu’na ileteceğini bildirmiş.

İşte siyaset…

 

xx    xx    xx

Bir milletvekili adayı Ankara’ya neden rapor gönderir anlamış değilim.

Nihat Öztürk’ün bu açıklamasının ardından seçilmişlerimizi sayfalar dolusu eleştirmek içimden gelmedi değil!

Elbette ilin valisi yapılması gereken her şeyi yaptı, yapıyor. Felaketin hemen ardından ön hasar tespit çalışmalarına başlandığı belirtilirken şöyle demişti:

Bu çalışmanın sonrasında başbakanlıktan genel hayata etkililik oluru talep edeceğiz. Bunun sonucunda hak sahipleri verilecek karara göre kredi veya vergi ertelemesi gibi imkanlara sahip olacak, ama taşkının maliyet durumu ortaya çıktığı zaman.”

Bu açıklamanın üzerinden epey bir zaman geçti. Muhtemelen ve umarız taşkının maliyet durumu ortaya çıkmıştır. Esnafa nasıl yardımcı olunacağı da belirlenmiştir.

 

xx    xx   xx

Geçen ayın 22’sinde meydana gelen felaketten beş bin kişinin etkilendiği, 200 milyon liranın üzerinde zarar olduğunun tahmin edildiği belirtilirken, valilik açıklamasında felaketten 266 iş yeri, 184 konut ve 197 motorlu aracın etkilendiği söylenmişti.

Burada yaraların bir an önce sarılması elbette önemli. Tabi ki yaraların sarılması kadar metrekareye 200 kg. üzerinde bir yeni yağış yaşanması halinde ortaya çıkacak felaketin “suça” dönüşmüş olacağıdır.

Bir an önce hiçbir siyasi yaklaşım göstermeden, selden siyaset çıkarmadan, daha önce rant uğruna kapatılmış dere yatakları açılıp temizlenmeli, dere içlerine yapılan yapıların da yıkılması gerçekleştirilmelidir.

Sanıyorum Vali Amir Çiçek’in açıklamalarında söylemeye çalıştığı da bu.

Peki, bunu kim yapacak?

Elbette dere yatağına ruhsatı kim verdiyse o…

Tabii merkezi idareye de görevle düşüyor. Onlar da Bodrum’un yamaçlarını hızla ağaçlandırmalılar ve artık orman alanlarına yansa da yanmasa da inşaat ruhsatı verilmesinin önüne geçilmelidir.

Sanıyorum bu konuda Valilik ve Bodrum Belediyesi ile birlikte Milas Belediyesi’ne de görev ve sorumluluklar düşüyor. Yoksa Büyükşehir Belediyesi’ne mi?

 

xx    xx   xx

Büyükşehir Belediyesi deyince aklıma geldi. Felaketin ardından MUSKİ’nin temizlik yaptığı yerlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kanal temizleme araçları da görülmüş. Demek ki biz bu araçlara sahip değiliz. Böyle bir eksiklik olabilir. Alınır yerine konur, bunlar önemli değil. Önemli olan genç Büyükşehir Belediyemizin yangınlara olduğu kadar, sel felaketlerine de hazırlıklı olmasında yarar var.

Bir de öğrendiğime göre son Büyükşehir Meclis toplantısında Muğla ilinin 1/125.000 ölçekli Nazım İmar Planı onaylanmış. Bu da denk gelmiş.

Çünkü Muğla’nın bugüne kadar en önemli sorunlarından birinin de neyin nereye yapılıp yapılamayacağının; neyin nerede nasıl yapılabileceğinin belirlenmemiş olması ve bu alanda çok ciddi rantiye ve dolayısıyla felaket yaratıcı kararların üretilmiş olmasıdır.

Şimdi bu Nazım İmar Planının onaylanmış olması umarım yaraların asıl merhemi olur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.