Selçuk Özdağ ve Muğla…

Bu haber 16 Eylül 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.609 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

AK Parti kongresinde 1 Kasım seçimlerinin startı da verildi.

Bugün 16 Eylül Çarşamba… Seçime 45 gün kaldı. Partiler 45 günde seçmene nasıl oluşacaklar, neyi nasıl anlatabilecekler doğrusu çok merak ediyorum.

Üstelik bir başka nokta daha var.

Son günlerde kime denk gelsem, “seçimler olacak mı?” sorusu ile karşılaşıyorum. “Seçimler olacak olsa AK Parti Büyük Kongresi ertelenirdi.” diyenler de çıkıyor. Kimileri de “Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi yaptırmayacak. Terör bahane edilecek. Böylelikle AK Parti bir yıl daha fiilen iktidarda kalacak.” diyor.

Sanmıyorum. Terör olaylarının bir yıl süreceğini kim söylüyor? Bir yıl sonra sona ereceğini kim garanti ediyor?

xx        xx        xx

Eğer seçim ertelenirse, bunun spekülasyonları AK Parti’yi yıpratacaktır. Hiç kimse AK Parti’nin 12 Eylül Pazar günü Büyük Kongre’den birlik beraberlik içinde çıktığını söyleyemez. O nedenle AK Parti için 45 gün sonra yapılacak seçim, 365 gün sonra yapılacak seçimden daha hayırlı olacaktır.

Hangi gerekçe ile olursa olsun; gerekçe haklı bile olsa seçimin rafa kaldırılması Türkiye’yi “liberal olmayan demokrasi” kategorisinden “otoriter ülke” kategorisine indirir. Bu durumda artık yönetim ve rejimin meşruluğu tartışılır ve bu AK Parti’nin de Türkiye’nin de hayrına olmaz.

Yani hiç kimse merak etmesin. 1 Kasım Tekrar Genel Seçimi ilan edilen tarihte yapılacaktır.

xx        xx        xx

1 Kasım Tekrar Genel Seçimleri öncesinde yapılan Adalet ve Kalkınma Partisi 5. Olağan Kongresi, parti için önemli bir viraj olarak değerlendiriliyor. AK Parti, MKYK listesinde önemli değişiklik yaşandı.

Trabzon Milletvekili Süleyman Soylu çok düşük oyla da olsa MKYK da yine yer aldı, ama A Takımında, yani MYK’de yok. Artık Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı değil…

Muğla’da AK Partililer de sevindiler mi bilmiyorum, ama bir Muğlalı olarak ben sevindim.

7 Haziran sürecinde ve öncesinde il kongresi sürecinde Muğla folluğuna kuluçkaya yabancı yumurta yatırmaya kalktılar. Kümese zarar verdiler.

Kümes AK Parti’nin olsa da faturayı ödeyen Muğla oluyor!

xx        xx        xx

Kadere bak…

Benim hep Muğla’nın 7. Milletvekili olarak gördüğüm Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ MKYK’ye girmekle kalmayıp, MYK’de de yer alıp STK ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu!

Nereden nereye?

12 Eylül 1980 darbesinde adı geçen ve idamla yargılandığı dava nedeniyle 7 yıl hapis yatan Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ın, 12 Eylül darbesinin 35. yıl dönümü olan 12 Eylül 2015 tarihinde AK Parti’nin en önemli organı olan MKYK’ya üye olarak seçilmesi “kadere bak” dedirtiyor.

Birçok fidanın söndüğü 12 Eylül Darbesinde her gece alınıp götürülüp asılacağı endişesi içinde 7 yıl süren eziyetin sonunda özgürlüğüne kavuşsa da yetmedi, BESYO’da öğretim üyesi olduğu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden de siyasal görüşü (O zaman BBP Genel Başkan Yardımcısı idi) nedeniyle atıldı, ikinci darbeyi yedi…

Şimdi artık 14 yıldır ülkeyi yönetmekte olan bir partinin A Takımında… Yolun açık olusun hocam…

xx        xx        xx

Geçen hafta sonunda “Dananın Kuyruğu Kopuyor!” 11.09.2015 başlıklı yazımda

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 5-12 Eylül tarihlerinde Uzakdoğu gezisine gitmeme kararı aldığına dikkat çekip, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu kararının altında ‘İran pişmanlığının’ yattığı söyleniyor.” diyerek şöyle devam etmiştim:

Anımsanacağı gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6-7 Nisan tarihlerinde İran’a gitti. 7 Haziran seçimleri için partiler milletvekili listesini 7 Nisan’da YSK’ya teslim etti. Ardından listede Erdoğan’ın bilgisi dışında değişiklikler yapıldığı yorumları yapıldı. Saray ile AK Parti Genel Merkezi arasında kriz çıktı. Hatta Erdoğan’ın İran gezisiyle ilgili ‘Keşke Tahran’a gitmeseydim’ dediği öne sürüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan işte bu gün belki de bu yüzden Hindistan veya Güney Kore’de değil, Türkiye’de…

Dediğim gibi oldu… Geçen hafta kongre öncesinde Perşembe günü Başbakan Davutoğlu partisinin genel başkanlığından adeta gitti geri geldi. Binali Yıldırım geliyordu… Nasıl uzlaşıldı bilmiyoruz.

Bildiğimiz, Başbakan Davutoğlu’na yakın isimlerle birlikte 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün partiye dönmesini isteyenler ve “Milli Görüşçüler” tasfiye edildi…

xx        xx        xx

Bir tasfiye yaşanacağı belliydi de ben bu kadarını beklemiyordum…

AK Parti’yi kuran Milli Görüşçüler dönemin RP Genel Başkanı rahmetli Erbakan’ın tek adamlığına baş kaldırmışlardı. O baş kaldıranların sonuncusu 11. Cumhurbaşkanı Gül de tasfiye oldu.

Hatırlanacağı gibi bu kongreden beklentilerden biri de “fabrika ayarlarına dönmek” idi… Sanki dönülen RP’nin (ideolojisine değil) tek adam anlayışına dönülmesi oldu!

Geçen yazılarımda Beşir Atalay için “Yeniden yıldızı parlayan” demiştim, söndüğünü sanmıyorum. Çünkü Pazar günü sadece tasfiye edilenler değil, kendilerini tasfiye edenlerde vardı. Eğer isteselerdi Beşir Atalay da Bülent Arınç ta aday olur MKYK’de yer alırlar, Genel Başkan Yardımcısı da olurlardı…

Her iki isimde 1 Kasım sürecinde partiyi sıkıntıya sokan insanlar olmak istememiş olabilirler.

xx        xx        xx

AK Parti 1 Kasım Tekrar Genel Seçimlerine kongrede yakaladığı ivme ile gidecekti. Zaten oyunu birkaç puan artıran parti, kongreden itibaren tırmanışa geçecekti. Bu anlamda Pazar günü yapılan kongre daha iyi değerlendirilebilirdi.

Belki de değerlendirildi, biz göremiyoruz.

Başbakan Davutoğlu yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen kongrede adeta çırpındı. Kamuoyu algısını yönetmeye çalıştı. AK Parti‘nin önünde kritik bir sınav daha duruyor. Milletvekili listelerini bir sarsıntı yaşamadan ve hedeflenen restorasyon gerçekleştirilerek geçilirse geriye AK Parti‘nin kitlelere heyecan vermesi gereken seçim beyannamesi ve “siyaset dili” kalıyor.

xx        xx        xx

Fabrika Ayarlarına dönen veya “yenilenen” AK Parti’nin topluma hem heyecan veren hem de iç barışımızın tehlikede olduğu, toplumun kutuplaştığı bir dönemde kucaklayıcı olması gerekir…

Görebildiğimiz, sanki Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 Kasım Tekrar Seçimi’nin üstesinden geleceği konusunda Başbakan Davutoğlu’na güveni tam değil. Muhtemelen meydanlara kendisi çıkacak. Milletvekili adaylarının belirlenmesinde de işi şansa bırakmayacak.

Kongreye iki açıdan bakmak gerekirse, birincisi bu kongre, Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın yol arkadaşlığı yaptığı AK Parti‘yi kuran, Milli Görüş omurgasından gelen isimleri tasfiye kongresi; geçmişini unutmak, tasfiye etmek isteyen politik anlayışın bir kongresi oldu.

İkincisi aslında bunu kongre değil, yasal zorunluluk nedeniyle şartların yerine getirildiği bir toplantı olarak adlandırmak lazım. Başbakan Davutoğlu’nun yerine Binali Yıldırım aday olsaydı o da 1353 oy alırdı. Çünkü bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesiydi.

xx        xx        xx

Ki Muğla’dan örnek verirsek, kongreden önce Muğla ile ilgili çalışma Beşir Atalay tarafından yapılmıştı. Kendisi ayrılırken “Muğla dosyasınıBaşbakan Davutoğlu’nun önüne bırakmış. Duyduk ki Başbakan Davutoğlu, adayları MYK’de kesinleştireceğiz demiş.

Allah’tan MYK’de Süleyman Soylu yok!

Muğla’nın 7. Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ var. Fikri sorulursa Muğla’nın hayrına hareket edecektir.

Peki, AK Parti bu kongre ile 1 Kasım beklentisini elde eder mi? Sandığa gidecek seçmen sayısı azalır ve Muğla’da oy oranı bir iki puan artarsa neden olmasın…

Ha bir de “Dananın Kuyruğu Kopuyor!” 11.09.2015 başlıklı yazımda adaylık konusunda ‘dananın kuyruğu pazartesi Salı kopar’ demiştim. Kopmadı. Cuma hayırlı gün… O günü bekleyelim…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
resat oztepe 16 Eylül 2015 / 21:08

Gocuman; Demokrasilerde “‘İstişare'” mekanizması olması gerekmezmi. istişare sonucu bir genel başkan da uzlaşırsa siyasi parti otoriter mi? olur. üstelik bu parti 13 yıldır “Bir” başına ülkeyi yönettiyse. kavgalı gürültülü,sandalyelerin havalarda uçuştuğu kongre olmadı şükür. Kamu oyunda da beklenti Ak İktidarın devam etmesi yönünde fikir ortaya çıkıyor. hayırlısı. sevgi ve saygı.