Selçuk Özdağ Korkuttu!

Bu haber 06 Aralık 2015 - 19:43 'de eklendi ve 2.085 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

İnsan kendi kendini beğenir mi?

Beğenmese çatlar.

Zaman zaman eleştirilerimle meslektaşlarımın tepkisini aldığımın farkındayım. Biz gazeteciler her şeyi, herkesi eleştiriyoruz. Bizi kim, nasıl eleştirecek?

Kendi kendimizi eleştirebiliriz. Buna özeleştiri deniliyor. Benim yaptığım bir bakıma bu… Kendi kendimizi yerebildiğimiz gibi övebilmeliyiz de…

Hamle’nin 4 Aralık tarihli manşetine bayıldım;

“Bir günümüzü engellilere ayırdık”

Engelliler Günü ile ilgili etkinlikler, yapılanlar, yapılamayanlar bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Bu konuya yarın döneriz.

 

xx           xx           xx

Günümüzde dostlar, dostluklar kalmadı gibi…

Tabi yaşlanıyoruz da. Dünya babamızın eşeği değil. Yaşımıza yakın isimleri, yakınları, dostları yitiriyoruz. Nazım Hikmet’in “Güneşin sofrasında söylenen türküsünü” bilirsiniz. Timur Selçuk’un şarkısında bir başka coşkuya dönüşen dizeler şöyle noktalanır;

Dostların arasındayız / Güneşin sofrasındayız

Zakkum’un “Anason” şarkısını da bilirsiniz. Burada Nazım’ın dizelerindeki coşku yoktur. Anason hüzünlüdür, hüzün verir:

Anason Kokarken Sofralar / Yaşlandırıyor Seni Aynalar / Her Geçen Yıl Birer Birer / Masadan Eksiliyor Dostlar / Sessizce Aktı Gitti Yıllar / Seni Hiç Uyandırmadan / Ve Bir Sabah Uyandığında / Kalmışsın Tek Başına..

 

xx           xx           xx

Kalmadı dediğim dostlar, dostluklar “Anason” da anlatılan değil tabi…

Söylemeye çalıştığım günümüz dostluklarının giderek ülkelerin dostluğuna dönüşmeye başlamış olması. Günümüz insanları birbirlerini öyle kolay satıyorlar ki, sattıklarının koluna öyle kolay girebiliyorlar ki anlamakta zorlanıyorum!

Güneşin sofrasında söylenen türküler aranıyor.

Artık popüler şarkılarımız, popülist ilişkilerimiz var!

Yusuf Kalyoncuoğlu ile en son, daha yakın zamanda rahmetli Oktay Ekinci’nin ebediyete ulaşmasının yıldönümünde telefonla görüşmüştük. Pimi çekilmiş bomba gibiydi güneşin sofrasında… Biraz asabiydi. Her şeye kızardı. Şimdi her şeye üzülür hale gelmişti.

O gün telefonla Ortaca’dan kızının evinden arıyordu. Rahmetli Oktay’ın anmasına gelemeyeceğinin üzüntüsünü benimle paylaşıyordu. Benim hastanede yatıyor olmama da çok üzülüyordu…

Bir de sürekli iş sahibi yapamadığı oğluna üzülüyordu.

 

xx           xx           xx

Yusuf Kalyoncuoğlu kim?

Bir “dost” deyip geçmekte mümkün, ama öyle değil. Adam gibi adamdı. Herkesle dost olacak adam da değildi. O’nun dostluğunu kazanmakta zordu. Bugün o tanımlamanın çok uzağına düşmüş olmakla birlikte Muğla için “Kültür Kenti” denilmesine neden olan bir “İlkeli Ekip” vardı bir zamanlar CHP’nin içinde. Orada “dost” olmuştuk.

O ekip yok artık. Ekibin adının “ilkeli” olması ekibi oluşturanların hepsini ilkeli yapmıyormuş meğer… (!)

Oktay ebediyete kavuştuğu, ben hastaneden çıkamadığım için cenazesine gelemedik. Şeyh Muslihittin Camii avlusunda Mustafa Şahin konuşma yapmış. Ne dediğini bilmiyorum, “Ne kadar ilkesiz olduk?” dese yakışırdı!

 

xx           xx           xx

Yusuf Kalyoncuoğlu değişik yerlerde 12 Eylül öncesi işçi sınıfı mücadelesi içinde yer alıp, Muğla’ya geldiğinde kendini Yatağan’da Anadolu Sabun Yağ’da aynı mücadelenin içinde bulmuştu. Sonra Erman Şahin’in Belediye Başkanlığı’nda tarihi Arasta’dan esinlenerek Akyol’da yapılan çarşının fırınını işletirken Yerkesik’te CHP’den Belediye Başkanı adayı oldu. Az bir oyla seçilemedi. Sonra yine “Ekmek Gibi Ekmek” çıkarmaya devam etti. Fırının adı “Gibi Ekmek” idi. Adam gibi adamın çıkardığı ekmekte “ekmek gibi ekmek” oluyor işte…

Bir de siyaset “siyaset gibi” yapılabilseydi…

Rahmetli’nin son siyasi çalışması son yerel seçimde Mustafa Şahin’in belediye başkan adaylığını desteklemek oldu…

Seçimden sonra belediyeye çok insan alındı. Aralarında Yusuf Kalyoncuoğlu’nun oğlu yoktu. Sadece o değil, Mustafa Şahin’i destekleyenlerin hiç birinin yakını işe girenlerin içinde yer almadı.

İlkeli olmak zor… Allah rahmetini esirgemesin. Cennet mekanı olsun.

 

xx           xx           xx

Önceki gece sosyal medyada AK Parti Manisa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Selçuk Özdağ ile ilgili mesajları görünce telaşlanıp, üzüldüm. Mesajlarda Selçuk hocaya Manisa’da silahlı saldırı düzenlendiği belirtiliyordu. Telefona sarıldım. Ulaşamadım. Telaşım kaygıya dönüştü. Bir süre sonra Selçuk hocanın mesajı dolaşmaya başladı;

İnternet haber sitelerinde şahsıma silahlı saldırı yapıldığı haberleri gerçeği yansıtmamaktadır

Mesajı okuyup “buna şükür” demek yetmiyor. Sesini duymak istiyorsunuz. Yine aradım, ulaşamadım. Ortak dostumuz Erdal Çil’i aradım, rahatladım.

 

xx           xx           xx

Sağ olsun sonra kendisi aradı. Cuma günü hafta sonunu seçmenleri arasında geçirmek için Manisa’ya gelmiş, ama aynı gün Ankara’ya çağrılmış. O gün akşam saatlerinde Manisa‘dan İzmir Hava Alanına giderken o tatsız olay yaşanmış. Olay internet haber sitelerine yansıdığı gibi değilmiş. Şöyle anlattı;

Allah’ın verdiği canı yine Allah alacak. Bir korkumuz yok. O akşam Manisa’dan İzmir Hava Alanı’na yola çıktık. Uğurlamaya gelenlerde vardı. Önümüzde bir otomobil vardı. Yanından geçerken otomobilden birkaç el atış yapıldı. Doğrudan bir saldırı söz konusu değildi. Polise ihbar ettik. Ben hava alanına giderken, gidip polise kendileri teslim olmuşlar. Dört genç avukat. Dördü de sarhoş. Aşka gelip ateş etmişler. Yanlarından geçenini ben olduğumu öğrenince özür dilemişler.

 

xx           xx           xx

Ben “devrimci” kökenliyim, Selçuk hocaülkücü” kökenli. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ne öğretim üyesi olarak geldiğinde O’na ve arkadaşlarına “faşist” ithamında bulunup, aleyhinde yazılar yazmıştım. Ben de O’nun için “komünist” idim.

Sonra “insan” olma noktasında buluştuk. BESYO’da derslerine girdim. Geleceğin beden eğitimi öğretmenlerine “engelli öğrencilere nasıl yaklaşabileceklerini” anlattım…

Bir de insan en iyi yolculukta tanınırmış. Muğla Basını olarak kendisiyle KonyaUrfa seyahatimiz olmuştu…

Dost olduk. Rahmetli Yusuf Kalyoncuoğlu benim için ne ise, Selçuk Özdağ da o…

 

xx           xx           xx

İnsan dostunun başına bir iş geldi mi kahroluyor. Başarısıyla övünüyor. Rahmetli Yusuf ağabey Yerkesik Belediye Başkanı seçilseydi gururum olurdu. Selçuk hocamkültür” veya “spor” bakanı olursa da gururum olur.

Onca 12 Eylül eziyetinin, hapisliğin ardından; BBP’de rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun Genel Başkan Yardımcılığı’ndan sonra AK Parti’de Ahmet Davutoğlu’nun Genel Başkan Yardımcılığı’na gelen biri neden olmasın…

Önümüzdeki günlerde yeni avcilartasarim.com bakanlıklar oluşuyor. “İhtimal?” dedim, “Nasip” dedi.

İnşallah…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Muammer Özdemir 07 Aralık 2015 / 07:46

Özcan sende olmasan kimseden haber alamıyoruz. Allah sana sağlık ve uzun ömür versin. Rahmetli Yusuf Kalyoncuoğlu ile ilgili söylenecekleri sen yazmışsın. Bize bir şey kalmamış. Kendisini Yatağan Anadolu Sabun Yağdan Kurtuluş ve sendikal çalışmalar döneminden iyi tanırdık. Mücadele adamıydı. Tek kelimeyle Devrimciydi. Allah rahmet eylesin.