Şehrin “emirini” değil, “eminini” seçeceğiz!

Bu haber 30 Mart 2019 - 0:23 'de eklendi ve 1.998 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Bugün 30 Mart 2019 Cumartesi. Yarın 31 Mart...

Google hazretlerine bakalım ne diyecek babında “31 Mart” diye yazdım. İki başlık verdi; “31 Mart Yerel Seçimleri”, “31 Mart Vakası”… Bir de “Kütüphane Haftası”nın son günü…

31 Mart Vakası malum… II. Meşrutiyet‘in ilanından sonra İstanbul‘da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Kimine göre “vaka”, kimine göre “hadise”…

31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) eski düzeni getirmek isteyen bazı kesimlerin Meşrutiyete karşı olmalarıyla çıkardığı ayaklanmalardan ibarettir. Bu amaçla kısaca bu kesimler Meşrutiyeti yıkmak ve eski düzen olan Mutlakiyet sistemini geri getirmek istemişlerdir.

Meclis önünde toplanan isyancılar bazı subay ve gazetecileri öldürmüşlerdir.

Bu “ayaklanmaları” bilmeyenler, şu seçim döneminde neredeyse bir ay sosyal medya ortamında “devrim, demokrasi” vaazları verdiler…

Hele “Derviş Vahdeti”den farkı olmayanların kendini “devrimci” ilan edip, taassub içinde klavye başında gerçekleştirdikleri hücumlar ibretlikti…

Ki CHP içindeki kavganın bir anlamda “mutlakiyetçilerle meşrutiyetçilerin mücadelesi” olduğunu göremeden “mutlakiyetçi” fotoğrafı vermeleri oldukça dramatikti…

xx           xx           xx

Kütüphane Haftası da geldi geçti, yarın son gün. Kimse farkında bile olmadı.

Muğla kimine göre “Kültür”, kimine göre “Turizm”, kimine görede “Ticaret” şehri… Muğla Üniversite Şehri‘de… Böyle bir şehirde adayların hiçbirinden “kütüphane”, “kitap” sözcükleri duymadık!

Aslına bakılırsa “ne dediklerini” de anlayamadık…

Bir kesim Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün‘ün geçen 5 yıldaki baskıcı ve tek adamcı yönetim tarzını, yapamadıklarını ve yanlışlarını anlatmaya çalışırken, Başkan Gürün‘e yakın çevrelerde “AK Parti Geliyor”, “Ülkücüler Geliyor”, “Muğla talan edilecek” söylemleriyle CHP oylarını konsolide etmeye çalıştılar.

Arada Büyükşehir adaylarının ne dedikleri gürültüye boğuldu.

Şöyle bir düşünün bakalım Dr. Osman Gürün‘ün, Dr. Mehmet Nil Hıdır‘ın, Mehmet Kocadon‘un, Behçet Saatcı‘nın söylemlerinden aklınızda ne kaldı?

Sanırım, birbirimizi anlamak, anlamaya çalışmak yerine suçlamak, içimizi rahatlatıyor… Yanlışı savunmak kolay mı?

xx           xx           xx

Bir gazeteci olarak benim aklımda da adaylardan bir şey kalmadı.

Ki KöyceğizMavi Bayrak” kadar ve hatta fazla öneme sahip Cittaslow (Yavaş şehir) zincirinde yerini aldı. Bunu konuşamadık… Fethiye‘de İstanbul’da Tureks Uluslararası Fuarcılık Şirketi tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen ‘Shining Star Awards 2019Eğlence ve Rekreasyon ödül töreninde, ‘En Başarılı Belediye ParkıÖdülü aldı… Onu da konuşamadık…

İtalya‘nın Greve in Chianti kentinde gerçekleştirilen Uluslararası Cittaslow İcra Kurulu Toplantısı’nda bu sene Muğla‘nın Köyceğiz ve Bitlis‘in Ahlat ilçeleri üyeliği kabul edildi.

İlk olarak 1999 yılında İtalya‘da başlayan Cittaslowsakin şehir” uygulamasında Muğla‘dan Köyceğiz‘de yerini aldı. Sakinşehir belgesini Türkiye Cittaslow Koordinatörü ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Tunç Soyer‘in elinden alan Köyceğiz Belediye Başkanı Kamil Ceylan Kimsenin hayal etmediği bir işe giriştik” diye Köyceğiz‘in övünç verici hikayesini anlattı, ama basında hak ettiği yeri alamadı…

2015 yılında Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen‘in, “Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı” ile kazandığı ödülü, hem TOKİ, hem de Büyükşehir’e rağmen gerçekleştirdiği bölgenin en büyük rekreasyon alanı olan Şehit Fethibey Parkı ile Fethiye Belediye Başkanı ve Muğla Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Behçet Saatcı aldı.

Köyceğiz gibi Fethiye’de olması gereken takdiri göremedi…

xx           xx           xx

Büyükşehir adaylarının söylemlerinden gerçekten aklımızda yer eden bir söylem olmadı. Olduysa da

Cittaslowsakin şehirKöyceğiz gibi, Şehit Fethibey Parkı gibi sosyal medya kavgalarının gürültüsünden duyulmadı!

Doğrusu benim aklımda daha sosyal meya atışmaları sırasında adaylardan birine “faşist” ilan edilerek, linç girişiminde bulunulması ve o adaya oy verecek olanlarında “şerefsiz” ilan edilmesi kaldı…

Allah‘tan seçim kampanyalarının sonuna geldik.

Yoksa memlekette “şerefli” insan kalmayacaktı!

Sanırım bu seçim Muğla‘da “siyasi ahlağın” yerlerde süründüğü, yalan ve iftiranın zirve yaptığı, ama adayların ne söylediğinin anlaşılamadığı bir seçim olarak siyaset tarihine geçecektir.

Demek ki 31 Mart Vakası‘ndan bile haberi olmayanların ortalıkta “devrimci” olarak dolaştığı ve insanları “şerefli”, “şerefsiz” olarak yaftalayabildiği, rahatlıkla “faşist” damgası vurup linç edebildiği ve Kütüphane Haftası‘nın farkında olamayacak kadar okumaz, ama bir o kadar “yazar” olabilenlerin bolca bulunduğu ülkelerde adayların vaatlerinden, projelerinden, yeniden aday olan başkanların yaptıklarından, yapamadıklarından söz edilemiyor…

xx           xx           xx

Bu seçimin ilkleri de vardı. O ilklerden biri başta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP kurmaylarının Allah, kitap demeye başlamış olmaları oldu. Ki CHP‘nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu biliyorsunuz Kuran‘dan Yasin okudu. AK Parti de de Mustafa Kemal Atatürk dillerden düşmedi. Ülkücülük, Milliyetçilik ise seçim boyunca Kılıçdaroğlu‘nun da, Erdoğan‘ın da dillerinden düşmedi.

Bu çok güzel bir şey… Bunun siyaset bezirganlarından başka kime ne zararı var?

Bu ülkede artık CHP’siz Atatürkçülük; AK Partisiz Müslümanlık, dindarlık; MHP’siz Milliyetçilik yapılabilmeli…

O ilklerden biri de ilk kez partilerin değil, adayların öne çıkması oldu… Önce Behçet Saatcı’nın çıkıp “Bir üçüncü yol var” demesi ve ardından Mehmet Kocadon‘un da çıkıp “Ben de varım” demesi bunda etkili oldu.

Keşke adaylar öne çıkarken ne söyledikleri de öne çıkmış olsaydı. İşte bu nokta da öne çıkan sou şu:

Yarın kime oy vereceğiz?

Bu sorunun yanıtını herkes kendisi verecek…

xx           xx           xx

Elbette benim de oy vereceğim “aday” belli. Söylersem suç olur. Malum seçim yasakları başladı.

Kimseyi desteklemiyorum dersem de suç. Sizler suçlarsınız…

Bir kere şunu bilelim. Bu bir genel seçim değil… Kılıçdaroğlu da açıkladı “Seçim sonucu ne olursa olsun erken genel seçim istemeyeceğiz” dedi.

Bu bir yerel seçim… 5 yıl kentimizi teslim edeceğimiz şehrin “emirini” değil, “eminini” seçeceğiz.

Kesinlikle şunu bilelim; 15 yıl Muğla il merkezini, 5 yıldır da hem il merkezini hem de Büyükşehir Belediyesi‘ni CHP yönetmedi… Kavaklıdere, Seydikemer ve Köyceğiz Belediyelerini de AK Parti yönetmedi… Öyle olsaydı üçününde başkanlarının başarı ve performansları aynı olurdu…

O nedenle yarın parti değil, belediye başkanı ve belediye mecli üyesi ile muhtarlarımızı seçtiğimizi bilelim. Hepsini de muhtar seçer gibi seçelim ve mutlaka sandığa gidelim. Kullanacağımız oylarımızla nasıl bir demokrasi ve nasıl bir şehir istediğimizi bildirmiş olacağız…

xx           xx           xx

Önce “Biz ne istiyoruz?” diye soralım.

Şeffaf, kararlarda ortak akıl arayan, hesap verebilen ve erişilebilen başkanlar istiyoruz…

Muğla‘nın tarımı ile turizminin, kırsal alanı ile kıyısal alanının entegrasyonunu; Doğal ve tarihi çevresinin yaşanarak korunmasını; Trafik ve Otopark sorununun ortadan kalkmasını; Kadın, Çocuk ve Engelli Dostu bir şehir olmak; Muğla‘ya okumaya gelen çocuklarımızın yaşamlarının kolaylaştırılmasını; Ulaşım ve suyun ucuzlatılmasını; Sağlıklı, güvenilir ve ucuz ürün tüketmek; Başta mermer, sera, narenciye, deniz ürünlerimizin markalaşmasını ve bir Marka Muğla yaratılmasını; Yaşam kalitesinin arttırılmasını; kaldırımların alçaltılıp kültürün yükseltilmesini; Bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesini; Yerel yönetimlerde başarı ve liyakata önem verilmesini; Bu şehri ve birbirimizi sevmek istiyoruz…

Bunları partilerden isteyemezsiniz. Bakın dört adaya, hangisinin size bunları verebileceğine inanıyorsanız yarın gidin oyunuzu ona verin.

——————————                                                           ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Ben kurtarıcı değilim. Kurtarıcı diye bir şey yoktur. İnsanlar kendilerini kurtarırlar.  (Che Guevara)

ÇİVİ

Arkadaşım, “Zeytin zamanı eşek, Seçim zamanı halk kıymete binermiş.” dedi. Ben “Eeee?” deyince de “Yarın akşam kıymetimiz sona eriyor” diye karşılık verdi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

———————————————————————————————————————–

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Nabide Kılınç 30 Mart 2019 / 01:24

Öncelikle Kütüphane Haftası için Bahattin bey bir mesaj yayınladı takip ettim.
Gerçekten de “kütüphane ve kütüphanecilik” konusunda öğrencilere ne öğretiyoruz? Bizler ne biliyoruz ki? Onların hayatları boyunca bizim bilgilenmemiz konusunda nasıl çalıştıklarını ve bir bilgi ordusunun isimsiz yöneticileri olduklarını anlatıyor muyuz?
Kütüphaneler ilçe kütüphaneleri özellikle modern ve çağdaş bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.
Kütüphanecilik mesleği toplumda saygın bir statüye kavuşturulmalıdır…
Bizim bilgi be belge kaynağımız kütüphanelerin durumları “Kütüphane Haftası’nda o bir-kaç satır, bir-kaç sözle konuşulmamalı, ülkenin gündeminde bir yasayla belirlenip, çağdaş eğitim politikalarıyla desteklenmelidir,
dedikten sonra siyasi kısmına bakalım; Gerçekten seçim olup bitsin artık siyasi dil çok kirlendi.Sosyal medya üzerinden özellikle ancak etkili bir yer bu sayfalar herkes kolaylıkla ulaşıyor. İnsanları birbirine çatan üslup geliştirdiler.Halk da sürüklendi siyaset parti değil ki bu iş yerel aday seçeceksiniz önemli olan tüm özellikleri hangi adaydan bulacaksınız o. Bildiğim siyasiler oy verecek insanların özgürlüklerini ve iradesine ipotek koymaya çalıştılar.Yok devrimci , yok faşist dediğiniz gibi bunlarda hoş değildi. Yakışan mesela Kocadon belgeler üzerinden açıklama yaptı olgun bir davranış başarılar diliyorum.Her aday gerçekten Muğla İçin çok şey yapacağına inansın, bunun üstünde yürüsün istedik. 31 Mart nihayet vatandaşın kararını iradesini , ortaya koyuyor. Muğla için dileğim tüm çevresinin ruhuna uygun ve bozulmaması için mücadele koyacak bir yapı ve aday başkan olur. Etkileyici, çehresini değiştirici, yenilikçi, geliştirici bir yerel yönetim anlayışı diliyorum.Geleneksel dokusu ve yapısı çağdaş anlayışla geleceğe planlanacak tüm ferah ve mutlu bir kent ve şehrimiz Muğla olarak yaşanması.

Reşat Öztepe 30 Mart 2019 / 13:03

Bu ülkede artık CHP’siz Atatürkçülük; AK Partisiz Müslümanlık, dindarlık; MHP’siz Milliyetçilik yapılabilmeli… Gocuman; yazınızı okudum. Özeti, de bu cümle sevgi saygı