Şehir, Ruh Ve Kimlik

Bu haber 09 Aralık 2014 - 0:46 'de eklendi ve 951 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında;

Yekpâre, geniş bir anın

Parçalanmaz akışında.”

Ahmet Hamdi Tanpınar

 

Ruhumda, kimliğimde, hayata bakış açımda, kararlarımda, her noktada bende bıraktığı izleri görüyorum. Hissediyorum, bizzat yaşıyorum. Şehrin bana verdiği kimlik beni diğerlerinden ayırıyor. Hoşgörüde, ağırbaşlılıkta, kendi içinde kendine yetmede, ilkeli duruşunda hep O’ndan izler var. Hayat bulduğum evden, oynadığım sokaklarından, okuduğum okullarından, özünde yaşadığım mahallerinden, köylerinden benliğime, belleğime aktardığım nice iz var. Her biri ne kadar da kalıcı izler bırakmış, tamamlanmış.

Şehrin yüzü insanlarıdır. Her şehrin, insanına yansıttığı bir ruh vardır. Bu ruh, şehrin ruhudur. Yaşanmışlıklar, paylaşılanlar, birliktelikler ve beraberinde taşınan acılar, sevinçler. Muğla, biraz kendi içinde yaşar duygularını. İçine kapalıdır. Hesabını peşin verir; alacağı da yoktur, vereceği de. Kendi yağında kavrulur. Bu şehre de yansımıştır. Şehir de kendi içinde yaşar. Kendine özgü bir yaşamı tercih eder, hayatına saklamıştır bütün güzelliklerini. Yaşananlar kapının ardında bırakılır. Kapılar herkese açıktır ama hususiyetini koruyarak.

Çocukluğumun şehri kendi masalımı özgürce, en mutlu şekilde yaşamamı sağlamıştı. Sevmiştim, sevilmiştim, saygı görmüştüm, korunmuş, kollanmıştım. Mahallenin bakkalından, ayakkabıcısına, fırıncısına, helvacısına, berberine, tamircisine, kuşçusuna kadar dedelerim, amcalarım, abilerim vardı. Komşu, akraba ninelerim, teyzelerim, ablalarım vardı. Bir selamdan, hal hatır sormaya kadar benimle ilgilenen, bana bir baş olduğumu hissettiren insanlarım vardı. Ben “ben” de yalnız değildim, “biz” de korunuyordum. Babamın bir selamıyla bir söz üzere bütün kapılar açılırdı. Babamın, ailemin ismi; lakabı kimliğim, pasaportum gibiydi. Bu şehir özeldi, beni de özel kılmıştı.

Yıllar önce Saatli Kule civarında üniversiteden bir hocamızı öğrencileriyle şehri dolaşırken gördüm. Ben de beş dakikalığına hocamızın söylediklerine kulak verdim. Yaşadığım şehri ruhuyla, kimliğiyle, tarihiyle farklı yönden görmemi sağladı. O beş dakikalık zamanın bana verdiği ilham şehre bakış açımı da değiştirdi. Şehir benim için o zamana kadar içinde yaşadığım bir yerden ibaretti. Özellikle genç yaşımda içinde hapsolduğum, içinden bir türlü çıkamadığım, küçüklüğünden, sığlığından şikayetler ettiğim bir yerdi. Şehrin bilinmeyen, o ruhuma derinlik katan, huzur dolu yüzünü görememiştim. O beş dakika için Nâmık Açıkgöz hocama müteşekkirim.

Yaşadığım şehri canlı dipdiri bir kimlikle görmeye başladığımdan itibaren evlerin, caddelerin, mahallelerin ve insanların gerçek yüzlerini de görmeye başladım. Saatli Kule, Şahidi Cami, Kurşunlu Cami, Konakaltı, Saburhane, Yağcılar Hanı, Karabağlar Yaylası, Kadı Kahvesi birer isim olmaktan çıktılar. İnsanlarıyla, hikâyeleriyle birer parçam haline geldiler. Şehir benim için tamamlanması gereken bir yap-boz halini almıştı.

Bu bakış açısını hiçbir şeyden habersiz, kendi dünyalarında yaşayan öğrencilerimle de paylaşmalıydım. Şehrin ruhumuza kattığı derinlikten, kimliğimize kattığı zenginlikten onlar da haberdar olmalıydı. Şehrin ruhu onlara büyük bir derinlik ve şuur yükleyecekti. Yine Nâmık Açıkgöz Hocamın şehre sevdasından yararlanarak ilk keşif gezilerimizi onun rehberliğinde gerçekleştirdik. O’nun rehberliğinden elde ettiğimiz kazanımlarla, öğrencilerimizden gelen dönütler bize bu gezilerin büyük bir önem taşıdığını gösterdi. Yaşadığı şehri geçmişiyle, kimliğiyle tanımanın bir genç üzerindeki etkilerini anlatamam.

Yıllar içinde bu gezilerimizin içeriğini genişlettik. Bu gezilerimize bir de bir de isim verdik : ”Şehir Benim Kimliğimdir!” Öğrencilerimizle şehir üzerine yaptığımız bu çalışmalardan kitapçıklar, filmler, sunumlar oluşturduk. Çok zengin bir arşivimiz oldu. Gelenekselleşen bu gezilerimizde öğrencilerimiz geçmişe, bugüne ve geleceğe farklı noktalardan bakmayı öğrendi. Şehrin hikâyesi gençlerin yaşamında bir ayrıntı oluşturdu. Bu ayrıntılar onların bilinçlenmesinde, farklı bir bakış açısı kazanmasında önemli bir yer etti.

Şehir, sadece evler, caddeler, mahalleler, camiler, dükkanlar değildir. Şehir yaşadığımız, nefes aldığımız, insanıyla ruh bulan bir şahsiyettir. Çocuklarımıza, gençlerimize biraz insani bir derinlik, bilinç ve ruh katmak istiyorsak şehrin görünmeyen o yüzünü tanıtmamız gerekir. Dedelerimizi, ninelerimizi, amcalarımızı, dayılarımızı, teyzelerimizi, halalarımızı, kardeşlerimizi, dostlarımızı hattı zatında annelerimizi, babalarımızı şehrin ruhunda görmemiz gerekir ki şehirle, ruh ve kimlik tamamlansın.

“Sen içinde yaşadığım, bana ruh veren şehir,

Dünüm, bugünüm, geleceğim.

Havam, suyum, toprağım, ateşim

Ruhumda, her zerremdesin

Sen bendesin, ben sendeyim.”

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.