Saylan’ın Kürt kızı Elif…

Bu haber 25 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 962 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Ergenekon Davası devam ediyor. Davanın sonucunu 6 kişi göremeyecek. 5’i öldü. Biri delirdi.
Kim bilir daha kaç kişi davanın sonucunu göremeden ölecek, delirecek…
 
xx      xx      xx
Ergenekon sanıklarından Kenan Temur tahliye talebinde bulundu. Mahkeme başkanının olumlu oyuna rağmen tutukluluk hali devam etti. Derin bir sessizliğe gömüldü. Duruşmalara gelemeyecek haldeydi. Bir gece sinir krizi geçirdi. Diğer tutuklulara “Kur’an okuyun, Yasin okuyun” diye bağırıyordu. Sonra “ben deccalim” diyerek kendini duvardan duvara vuruyordu. Temur, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne kaldırıldı.
Akıl sağlığını kaybetmişti. Artık dışarı da çıksa eski Temur bir daha geri gelmeyecekti…
 
xx      xx      xx
Ergenekon Davası başladıktan sonra hayatını kaybeden sanıkların sayısı, Cumhuriyet Yazarı hemşerimiz İlhan Selçuk ile birlikte 5’e ulaştı.
Ergenekon sanıklarının tek tek hayata veda etmesine yol açan sürecin ilk kurbanı, soruşturmanın “gizli kasası” olduğu iddiasıyla tutuklanan Kuddusi Okkır olmuştu.
Okkır, Ergenekon soruşturması kapsamında 20 Haziran 2007’de tutuklandı. 2008 Nisan ayında kendisine önce “majör depresyon” teşhisi konan Okkır, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi.
Okkır, Temur gibi akıl sağlığını yitirebilirdi… Bakırköy’de kendisine ayrıca zatürree ve böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Ancak Okkır’ın akciğer kanseri olduğu anlaşıldı. Okkır, “delilleri karartabileceği” gerekçesiyle bir süre daha tutuklu kaldı. Eşinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yazdığı mektuplar, uzun süre yanıtsız kalınca, Okkır’ın hastalığı da giderek ağırlaştı. 1 Temmuz 2008 tarihinde nöbetçi mahkeme Okkır’ı serbest bıraktı.
Okkır, serbest kaldıktan 5 gün sonra, 6 Temmuz günü vefat etti. Okkır, öldüğünde halen iddianamesi tamamlanmadığı için neyle suçlandığını bilmiyordu…
 
xx      xx      xx
Son kurban, hemşerimiz İlhan Selçuk oldu. İlhan Selçuk hala 1. Ergenekon İddianamesinde yargılanıyordu…
Ondan önce, Göksel ABD’de öldü…
Ergenekon sanıklarından Erhan Göksel, Türk siyasetine damgasını vurmuş önemli bir isimdi. Pek çok Başbakan’a danışmanlık yapan Göksel, Verso Araştırma Şirketi’nin de sahibiydi. 22 Ocak 2009 tarihinde gözaltına alındı. Gözaltıyla beraber şirketinin tüm altyapısına el konuldu. Şirket iflas etti. Göksel’in babası gözaltından üç ay sonra kalp krizi geçirerek öldü. Erhan Göksel ise aldığı iş teklifi nedeniyle ABD’ye çalışmaya gitti. 21 Mayıs 2010 günü kaldığı otel odasında ölü bulundu.
Ergenekon 4. İddianamesi Göksel hakkında “kovuşturmaya gerek yok” kararı veriyordu…
 
xx      xx      xx
Göksel’den önce Yarbay Ali Tatar intihar etti. Tatar, “Amirallere Suikast Girişimi” iddiasıyla önce tutuklandı ardından yapılan itirazla serbest bırakıldı. Hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarıldı. Yarbay Ali Tatar, bu kararı öğrendikten sonra 20 Aralık 2009 tarihinde intihar etti.
Ölümünden bir süre sonra hakkında önemli bir delil olan “suikast notu”ndaki el yazısının Tatar’a ait olmadığı belirlendi…
 
xx      xx      xx
Aydın Türk kadını ÇYDD kurucusu Türkan Saylan da Ergenekon Soruşturmasının ikinci kurbanıydı. Saylan’ın evi Ergenekon Soruşturması kapsamında 13 Nisan 2009 tarihinde basıldı. Saylan’ın pek çok kişisel evrakına baskında el konuldu. Başkanlığını yürüttüğü ÇYDD’nin büroları da baskında hedef oldu. Saylan, bir süredir kanser tedavisi görüyordu. Bu baskından bir ay sonra 18 Mayıs 2009’da hayata gözlerini yumdu.
 
xx      xx      xx
Kardelenlerin annesi Türkan Saylan pek çok konuda suçlanmıştı. 30 bin Elif’i kurtaran, mübarek kadın Türkan Saylan için PKK’ya burs verdiği bile iddia edilmişti…
Elif’i önce Kardelenler için yapılan reklamlarda tanımıştık. Sonra İstanbul’da daha birkaç gün önce hain saldırıda 17 yaşındaki Buse ile birlikte uzman çavuş eşi Mehmet Çağlar Bölük de şehit edilince bir kere daha tanıdık kardelen Elif’i… Bütün dünya tanıdı…
Türkan Saylan’ın Muş’ta bulup okuttuğu kardelen Elif, şehit eşi Mehmet Çağlar Bölük’ün cenazesinde şöyle haykırıyordu:
“Ben de Kürdüm, size mi kaldı hakkımızı savunmak…”
“Atatürk’ün PKK’lı kızı” ve “Terörist yetiştiriyor” dedikleri Saylan’ın şimdi bir de şehit damadı var:
Mehmet Çağlar Bölük
 
xx      xx      xx
Sanki bütün Türkiye akıl tutulması halindeyiz…
Kardelen Elif hepimizi sarsıyor. Acılı evinde taziyeleri kabul ederken de şöyle demiş:
“Çok gururluyum, çok onurluyum. Eşim şehit olduğu için çok mutluyum. Onlar perişanca mağaralarda ölüyorlar. Acıyorum onlara… Ben de Kürt’üm. Muş´ta doğdum, büyüdüm, okudum. Orada da Atatürk, Türk bayrağı vardı. Hiç kimse bu insanların hakkını savunuyorum demesin. Bir kaç kişi için konuşsunlar. Bütün Kürtler teröristmiş gibi konuşmasınlar… Bu saldırıyı yapanlar birer maşa, şerefsiz hain. Onlar ne Kürt ne de Türk… Bu saldırıyı Kürtler yapmadı. Hainler, şerefsizler yaptı… Onlar Kürtleri değil PKK’yı savunuyorlar. Benim adımı, Kürtlerin adını ağızlarına almasınlar. Bu bayrak inmeyecek. Kızım babasız değil. Artık bu devletin, Türkiye’nin çocuğu…”
Kürt kızı Kardelen Elif böyle derken, İstanbul Halkalı’da yaşanan kalleş saldırının zanlıları adliyeye alkışlar eşliğinde geliyorlardı!
 
xx      xx      xx
Bu köşenin okurları bilirler. Ben hem Muğla’yı yazarım. Son günlerde önüme geçenlerin “Nereye gidiyoruz?” sorusu bu yazıyı yazdırdı. Bu sorunun yanıtını da ülkemizi yönetenler versin. Medyayı sansürleyerek, şehit cenazelerinde slogan attırmayarak, katillerin alkışlanmasına sessiz kalarak sorunu çözemezsiniz…
Deve kuşları gibi başımızı kuma mı gömeceğiz?.. Yoksa Elif gibi akıl tutulmasından kurtulup, hep birlikte haykıracak mıyız?..
Sorunu AKP Hükümeti çözemez. CHP’de çözemez. MHP’de… Hangi parti iktidarda olursa olsun bu sorunu tek başına çözemez. Bu sorun hepimizin sorunu, hep birlikte çözeceğiz…
Elbette metanetli ve vakur olacağız. Provokasyonlara gelmeyeceğiz. Ama sabrın bir sınırı var. Kardelen Elif’e kulak verin. Durdurun akan kardeş kanını…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.