Sayın Valim, 8 Mayıs’ta….

Bu haber 10 Nisan 2015 - 1:37 'de eklendi ve 1.028 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Ben size bir öykü anlatacağım. Talaseminin öyküsü. Muğlanın öyküsü bu.

Muğla Termik Santrali çalışanı Durali Aydın’ın nur topu gibi kızı Gül dünyaya gelir ve bu mutluluk, sıkıntılar başgösterince çaresizliğe bürünür. Gül hastadır. Ankara Pediatrik Hematolojide soluğu alırlar. Yapılan tetkikler sonucu kızı Gül’ün talasemi hastası olduğunu öğrenirler. Üzülürler. Çaresi, tadaviye hemen başlamak. Tedavisine başlanır. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hocası Prof.Dr. Ayten Arcasoy, Gül’ün tedavisine başlar ve “Muğla’dan çok hasta gelmekte ve bu hastaların desteklenmesi önemli. Ankara Talasemi Derneği’nin bir şubesini, sizin yaşadığınız Yatağan İlçesi’ne açalım ve hastalar için çalışmalara başlayınız” der. Ve böylece Ankara Talasemi Derneği Yatağan Şubesi açılmış olur. Derneğin kurulmasını Gül’ün Babası Durali Aydın ve Dr. Ferit Turan yaparlar.
Dr. İsmail Hakkı Bey ve Dr. Ferit Bey arkadaştırlar. Bir gün bir sohbet anında, Dr. Ferit Bey ”Ben yarın Bodrum’a talasemi hastamızı görmeye gideceğim ve biz dernek kurduk çalışmalara başladık” der. Dr. İsmail Hakkı Bey bu dönemde İl Sağlık Müdür Yardımcısıdır. Ya bu sağlık sisteminin işi. Toplum sağlığını ilgilendirir ve biz içinde olmalıyız, der ve işi sahiplenmeye başlar…
Bundan sonra Muğla’da akan suların yönü değişmeye başlar.
Dr. Ayten Arcasoy ile Muğla İl Sağlık Müdürlüğü sıfatı ile görüşür, ilimizde Talasemi çalışmalarına başlamak istediğini ve bu konuda destek vermelerini söyler. Dr. Ayten Arcasoy biz sizinle işbirliğine varız der kolları sıvazlar. Arcasoy ve ekibi atlayıp Muğla’ya gelerek halk ve sağlık çalışanları eğitimlerini yaparlar ve alınan kan numunelerini fakültelerinde analiz edilmelerini sağlarlar. Ben çok kargoya koştura koştura kanları yetiştirdiğimizi hatırlarım.
Ülkemizde duyarlı illerde dernekler kurulmuş ve bu dernekler vasıtası ile yapılan işleri ilk kez Muğla İl Sağlık Müdürlüğü sahipleniyor ve biz hastalarımız için varız diyor. Bu işler 1989 yılında oluyor…
Sağlık Bakanlığı ise; Muğla İl Sağlık Müdürlüğü işin içine girip, olayların boyutu büyüyünce işi sahiplenmesi için baskı yapılıyor. Dr İsmail Hakkı Bey diyor ki; “Gide Gele Sağlık Bakanlığını aşındırdık ve rahmetli Dr. Fisun Sayek sahiplendi ve Ana Çocuk Sağlık Hizmetleri içine Talasemi sokuldu” diyor. Aslında Temel Sağlık Hizmetlerinin konusu iken, Ana Çocuk Sağlığı Hizmetlerine entegre edildi diyor. Bunada çok şükür diye belirtiyor.
Bu arada 1993 yılında Mersin milletvekilinin yasa teklifi ile Kalıtsal Kan Hastalıkları ile ilgili mücadele devletin görevidir yasasının geçmesi ile Sağlık Bakanlığı işin içine girmiş ve yönetmelik çalışmalarına başlamıştır. Dr. İsmail Hakkı Bey bu yönetmeliğin çıkmasında Ankara’da birebir görev aldı. Yönetmelikle birlikte Ana Çocuk Sağlığı Hizmetleri’nin içinde Talasemi birimi oluşturuldu ve bende İl Sağlık Müdürlüğü’nde çalışmaya başlamıştım. Dr. İsmail Hakkı Bey’in yönetmelik çıkmasındaki çalışmalarını biliyorum.
İl Sağlık Müdürlüğü’nde bir çok çalışmayı yürütür ike,n Talasemi sorumlu hekimi sıfatıylada çalıştım. İlimiz Talasemi çalışmalarına çok emek verdik.
Bu arada Sağlık Bakanlığımız Hatay, Mersin, Antalya ve Muğla’yı pilot bölge seçti ve bu illerde çalışmalara başlattı. Sonradan Sağlık Bakanlığımız tüm illere projeyi yaydı. Anlayacağınız bizlerin yürekten yaptığımız işlerden Sağlık Bakanlığımızda etkilendi ve bu çalışmaları başlattı.
Ben hatırlıyorum ilk başlarda Muğla İlinde talasemi taşıyıcılık testi yapılmıyordu Ankara Üniversitesi’ne kan numunelerini alır ve kargo ile gönderirdik. Böyle hizmet ettik
ilimizde durmadık ve çok çalışmalar yaptık. Talasemide ilçe sorumlulularını belirledik ve ilçelerde çalışmalarımızı onlar aracılığı ile yürüttük. Talasemi tanı laboratuvarları kurduk. Tedavi merkezi kurulabilmesi için kan bankasını güçlendirdik Talasemi hastası demek kan demektir.
İlimiz Talasemi hastaları başka illere giderek tedavi olmaktaydı. Tedavi merkezi kurmamız şarttı ve tedavi merkezini Muğla Devlet Hastanesi bünyesinde kurduk. Ruhsatlandırdık.
Burada Dr. Hatice Topal ve Yaşar Topal’a çok teşekkür ederiz. Talasemi hastalarımızı sahiplendiler ve tedavilerinin takibini yaptılar…
Neler yapmadık ki!
Talasemi ile ilgili her türlü etkinliğe sponsorlar bularak onların vasıtası ile hastalarımız ve biz talasemi çalışanlarının katılımlarını sağladık. Tüm kongrelere ve gençlik kamplarına yaz okullarına katıldık. Çok yollar aşındırdık çok.
Bu arada ülkede talasemi derneklerinin sayısı arttı. Muğla talasemi derneğini kurduk.
Muğla Talasemi Derneği kurucu üyesiyim. Bunu şerefle ve büyük mutlulukla söylüyorum. Ankara Talasemi Derneği’nin bir kolu olan Yatağan Şubesi, biz derneğimizi kurmadan önce kapatılmıştı.
Dernekler bu arada federasyon çatısı altında toplandılar ve ilimizden federasyona hastalarımızdan temsilciler seçtik. Hastalarımızn menfeatları için uğraştık.
Ulusal Hemoglobinopati Konseyi Kurulması, Uluslararası Talasemi Yazokullarının başlaması, Ulusal Talasemi Gençlik Kamplarının başlaması gibi ülkemizde sayısız çalışmalar yapıldı.
Anlayacağınız Talasemiye çok emek verdik ve başlattığımız evlilik öncesi Talasemi taşıyıcılık testi ile ilimizde hasta çocukların doğmasını önlemiş olduk. Bilindiği gibi iki taşıyıcı evlenince hasta çocuk doğmakta. Evlilik öncesi testle bunu önlemiş olduk.
8. sınıflara yönelik tarama ve eğitim programları yürüttük.
Yaptığımız çalışmalar sayısız. Burada yazmaya satırlar yetmez…
2003 yılı Eylül ayında Datça İlçemizde 4. Talasemi Yaz Kampını düzenledik. Bir kuruş paramız yoktu. Muğla’nın kadim kişilerinin kapılarını çaldık ve onların destekleri ile bu kampı gerçekleştirdik. Yurt genelinden ve Kıbrıs’tan katılım oldukça fazlaydı.
Kamp döneminde; hem hastalıkları ile ilgili eğitimler verildi hemde sosyal aktiviteler yapılarak hastalarımız zamanlarını geçirdiler.
4. Talasemi Yaz Kampı açılışı geniş katılımlı oldu ve hemen hemen ülkemizde talasemiye gönül vermiş hocalarımız vardı. Dönem Valisi Sayın Hüseyin Aksoy açılış konuşmasını yaptı. Bu metni ben kaleme almıştım. Sayın Hüseyin Aksoy; uzak olduğu konularda il müdürlüklerine konuya hakim olmak için metin hazırlatırdı. Talasemide onun için çok uzak bir konuydu. Çok centilmen ve beyefendi bir kişiliği vardı Sayın Aksoy’un. Muğla’da arkasında hoş seda bıraktı. Bizde O’nun yaptığı güzel çalışmaları saygıyla her zaman anmaktayız.
Dönelim konumuza. Kamp dönemi kampın sorumlusu olarak ben vardım.10 gün talasemili çocuklarımıza herhangi birşey olmadan kamp dönemini bitirelim diye çok uğraştım.
Sonuçta son gece güzel bir balo düzenledik, eğlendik ve hastaları yaşadıkları kentlerine uğurladık.
Sayın Hüseyin Aksoy, tarafıma ve emeği geçenlere Teşekkür Belgesi takdim etti.
Ben diyorum ki; 8 Mayıs Dünya Talasemililer Günü…
İlimizde talasemi çalışmaları için yapılanları bir cinevizyon gösterisi yaparak anımsayalım.
Muğla ilimiz genelinde neler yapmışız ve nasıl bu noktalara gelmişiz hatırlatalım.
Bir de Talasemi çalışmalarına yıllarını vermiş ve dernek kuruluşunu yapmış, tüm kişileri bir ödülle onurlandırsak iyi olmaz mı?
Bizler çalışmaları yapar iken evimizi ve ocağımızı ikinci plana atarak çalıştık. Özverili çalışmaları takdir etmek zor olmasa gerek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.