Saygı Duruşu

Bu haber 13 Ekim 2014 - 23:38 'de eklendi ve 689 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Akıl, akıl olsaydı ismi gönül olurdu;

Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu”

Necip Fazıl

 

Adına nefis dedik, benlik dedik, kendimizi tanıyalım dedik. Bildik mi, anladık mı? Gurur dedik, özgüven dedik; kendimizi tanımadan kibrin şımarıklığında boğulduk. Sevdiklerimizden uzaklaştık, “ben, ben, ben” dedikçe ben’imiz de bizi yalnızlıktan kurtaramadı. Gelin insanlık sınavını verdiğimiz bu günlerde başlayalım, iyi tarafından bakalım yaşanmışlıkların hatırına.. Koca Yunus’un gözünden bakalım. “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım / Sevelim, sevilelim; bu dünya kimseye kalmaz.”

Bu sözlerim anlayana, kinin karanlığında kaybolmayanlara. Biz de elbet bu dünyada vademizi dolduracağız, emaneti sahibine teslim edeceğimiz gün de gelecek candan aziz büyüklerim, küçüklerim, evlatlarım, ablalarım, abilerim, yeğenlerim, kardeşlerim, dostlarım.

Bizler nereden geldiğimizi çok iyi biliyoruz, tüm yozlaşma görüntülerine rağmen ve bunları her saat, her saniye gözümüzün içine sokmalarına rağmen ve de yetmiyormuşçasına bütün silahlarıyla her yerden saldırı altında olmamıza rağmen ruhumuzu besleyen öz hala canlı ve taptaze.

Anadolu’nun ruhu vicdanını, saygısını, hoşgörüsünü, sadakatini, feragatını kısacası insan olma erdemini yaşatıyor. Zemin kan kırmızı olsa da, çerçevenin renkleri zift karasıyla boyansa da kenarda köşede kalmış beyaz kalmış noktalar ana temaya hakim olacaktır. Umudun kanatlarını inancımızdan, imanımızın temizliğinden alacağız. Bir toplumun iyisi kötüsü yoktur. Medeniyet hükmünde ilerlemiş veya geri kalmışı vardır. İnsanlar özünü bulunca o toplumlar düştükleri yerden dimdik ayağa kalkmasını bilirler. Benim Türkelim bunu çok iyi bilir. “Her dem yeni doğarız bizden kim usanası” dercesine tarih şahitlik eder buna.

Üstadın dediği gibi “nûr da kir de” beşere aittir. Beşerle sınırlıdır. Beşerdir şaşar, yanılır. Yanlışlarından tüm insanlığın kaderini etkileyen, zulmeden, insanlığa hükmettiğini zanneden nice beşerin ne ismi kalmıştır şimdi ne de hükmü. Perde açıldığında aktör kendini rolüne iyice kaptırır, taşıdığı emanetin bir rol gereği verildiğini unutur, alkışların sarhoşluğunda ne yaptığının farkına varamaz. Ama senaryonun sahibi ki hükmün sonsuz sahibidir, perde kapandığında aktörü rolsüz bırakır. Artık beşer faniliğin boşluğunda kaybolmuştur.

Atalarım, sizler nefes aldığım her an dualarımdasınız. Şu an nefes aldığım tüm mevcudiyetimi sizlerin şerefli feragatınıza, fedakarlığınıza borçluyum. Bastığım yerlere toprak diye basmıyorum. Her adımında sizin emanetinizi görüyorum. Sizler bizler için, gelecek neslinize bir şeyler bırakmak için yaşadınız. Canlarınızı, cananlarınızı, geleceğinizi, hayallerinizi feda ettiniz. Bayrak dediniz, vatan dediniz, ezan dediniz. Bayrak da, vatan da, ezan da aslında sizdiniz. Siz bizdik, bizdeydik. Biz birdik, birliktik, birlikteydik. Ayrı gayrı değildik; bu,şu,o dahası öteki değildik. Ötekileştirilmemiştik. Sınırlanmamıştık, sınırlandırılmamıştık. Karnımız açtı, sırtımız çıplaktı belki ümmiydik. Karanlıklara gömülmüştük. Dünümüz, günümüz, geleceğimiz yoktu. Ama şükrümüz vardı, imanımızla umuda teslim olmuştuk. Her şeyde O’na kenetlenmiştik. Biz aşktık, aşk bizdik. Dudaklarımız çatlak, ellerimiz nasırlı, gözlerimiz fersiz, belimiz bükük de olsa gönül çağlayanımız durmadan akıyordu. Çünkü biz benliğin boşluğunda savrulmuyorduk. Bir beyaz nokta, bir ışık, bir işaret bizi kendimize getiriyordu.

Şimdi zaman sahnesinin bugününe bakalım neredeyiz? Karnımız tok, sırtımız pek. Rahatımız yerinde, yarın nedir bilmediğimiz için bugünün tüketilmişliği bize yetiyor. Çocuklarımız var gürbüz, sağlıklı, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında. Ama rüya birden kabusa dönüşüyor. Her evlat soruyor ileride benim için ne yaptın, bana ne bıraktın, nasıl bir dünya mirasındayım diye? Cevabımız ne olacak. Dualar mı gelecek arkamızdan, beddualar mı?

Her şeye rağmen, senaryonun çıkış noktasında umudum, umuduma olan şevkim hala dipdiri ve canlı. Özüme güveniyorum. Mayamdaki öz beni diriltecek, kendime getirecek. Gözyaşı mı dökeceğim, sürünecek miyim, bedel mi ödeyeceğim? Bütün seçenekler benim için, evet kendime olan inancımı yitirmediğim sürece yarınlarım dualarımla aydınlanacak, evlatlarım aydınlanacak.

“ Ne kadar vatan varsa, o vatandan haberci,

Gurbet dediğin senin, Yaradandan haberci…”

Necip Fazıl

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.